All posts by Murat Yeşil

Eti Bakır’da Kadın Mühendislerin Gücü ve Sürdürülebilirlik Vizyonu

Türkiye’nin önde gelen entegre bakır üreticisi Eti Bakır, zor ve riskli madencilik sektöründe kadın mühendislerin üstün katkılarıyla fark yaratmaya devam ediyor. 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü kapsamında, Siirt Maden İşletmesi’nde görev yapan kadın mühendislerle gerçekleştirilen özel bir iletişim ve kutlama etkinliği, şirketin kadın istihdamına verdiği önemi ve sektördeki cinsiyet eşitliği vizyonunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Madencilik sektörü genel olarak erkek egemen bir alan olarak bilinse de, Eti Bakır kadın mühendislerin liderliğiyle bu algıyı kırıyor. Şirket, Türkiye’nin ilk ve tek kadın Jumbo delgi makinesi operatörünü istihdam ederek, sektörün sınırlarını genişletiyor. Aynı zamanda planlama baş mühendisi, yer altı cevherleri planlaması ve yer altı suyu yönetimi gibi kritik görevlerde kadınların uzmanlığına güvenirken, laboratuvar süreçlerinde de kadın mühendislerin etkin rol aldığını görüyoruz.

Türkiye’nin İlk Kadın Jumbo Delgi Operatörü: İrem Dınmaz

Türkiye’nin İlk Kadın Jumbo Delgi Operatörü: İrem Dınmaz

İş hayatına madencilik sektöründe adım atan ve mesleğinde öncü isimlerden biri olan İrem Dınmaz, üniversite eğitimine devam ederken hayalini kurduğu Jumbo delgi operatörlüğünü başardı. Bugün Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren ilk ve tek kadın operatör konumunda olan Dınmaz, sadece kendi alanında liderlik yapmakla kalmayıp, aynı zamanda beş yeni operatörün yetişmesine de öncülük ediyor. Dınmaz, “İşin erkeği-kadını olmaz” inancıyla, yer altındaki cevherin ekonomiye kazandırılmasında kritik bir rol üstleniyor ve sektörde kadınların varlığını güçlendiriyor.

 

Stratejik Yatırımlar ve Kadın Mühendislerin Rolü

Stratejik Yatırımlar ve Kadın Mühendislerin Rolü

Eti Bakır, Siirt Maden İşletmesi’ni devraldığı günden itibaren toplam 200 milyon dolar tutarında önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Bu yatırımların yer altı cevherleri planlaması ve yönetimi alanında öncü isimlerden biri olan planlama baş mühendisi Sevda Şimşek Seçkin’in liderliğinde yapıldığını görüyoruz. Türkiye’de bir madende görev yapan ilk kadın planlama baş mühendisi olan Seçkin, delme ve patlatmadan cevher transferine kadar tüm süreçleri başarıyla yönetiyor ve sektörde kadınların uzmanlık alanlarını genişletiyor.

Sürdürülebilirlik ve Çevre Yönetiminde Kadın Mühendisler

Madencilikte en önemli konulardan biri olan yer altı suyu yönetimi, Eti Bakır’ın kadın mühendisleri Tuğçe Enç’in liderliğinde sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yürütülüyor. Enç, geliştirdiği projelerle yer altı sularının etkin ve verimli kullanılmasını sağlayarak, çevresel sorumluluk bilincini sektörde pekiştiriyor. Ayrıca, Şirin Özlem Teğin de Siirtli kadın mühendis olarak kalite kontrol ve laboratuvar şefliği görevini üstlenerek, bölgedeki kadınların sektör içindeki görünürlüğüne katkı sağlıyor.

Genç Mühendis Kadınların Gücü

Female construction worker in safety gear on a construction site in Istanbul, Turkey.

İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu Cevher Hazırlama Mühendisi Beyza Güler, şirketle tanışmasını İTÜ Kariyer Günleri etkinliğine borçlu olduğunu ve mesleğe olan sevgisinin, sektörün cinsiyet önyargılarına rağmen büyüdüğünü belirtiyor. Güler, “Her kadın isterse, her sektörde başarılı olabilir. Sevdiğiniz mesleği yaparken, cinsiyetinizin önemi yoktur” diyerek, genç kadınlara ilham kaynağı oluyor.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Şirketin Vizyonu

Eti Bakır, TÜİK’in 2024 verilerine göre, yüzde 19,8 ile kadın istihdam oranının en düşük olduğu illerden biri olan Siirt’te, kadınların iş gücüne katılımını artırmaya yönelik sorumluluk alıyor. İşletme Müdürü Olcay Kotiloğlu, “Biz, hem istihdamın hem de kadın istihdamının öncüsü olmayı hedefliyoruz” diyerek, şirketin kapsayıcı ve cesur yaklaşımını vurguluyor. Kadın mühendislerin üretimin en kritik alanlarında görev almalarının, şirketin kalite ve verimliliğini artıran stratejik bir tercih olduğunu sözlerine ekliyor. Bu yaklaşım, sadece şirket içi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüm açısından da büyük önem taşıyor.

Eti Bakır, kadın mühendislerin sektörün her alanında var olmasının, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü açısından vazgeçilmez olduğunu gösterirken, bu güçlü kadın liderler, sektörün geleceğine ışık tutmaya devam ediyorlar.

Kocaeli’de Karnaval Kılavuz Çocuk Şenliği Coşkusu

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve çocukların büyük ilgi gösterdiği Karnaval Kılavuz Çocuk Şenliği, İzmit Milli İrade Meydanı’nda gerçekleşti. Bu etkinlik, çocuklar ve gençlerin eğitim yılı sonunda eğlence dolu bir gün geçirmelerini sağladı. Hem eğlenip hem de yeni arkadaşlıklar kuran çocuklar, yaz tatiline güzel anılarla başladı.

Karnaval Kılavuz Çocuk Şenliği: Amacı ve Kapsamı

Bu şenlik, çocukların ve gençlerin sosyal, sanatsal ve sportif becerilerini geliştirmek, eğlenirken öğrenmek ve birlikte vakit geçirmek amacıyla düzenlendi. Çocuklar, çeşitli atölyeler ve etkinlikler sayesinde yeni şeyler öğrenirken, kendilerini ifade etme fırsatı buldu. Ayrıca, ailelerin de katılımıyla aile ortamında güzel zaman geçirmeleri sağlandı.

Etkinliğin Amacı ve Kapsamı

Etkinliklerde Neler Vardı?

  • Atölyeler: Tişört boyama, bileklik ve maske tasarımı, mini tuval, balon katlama, slime yapımı, ahşap figür ve kitap ayracı boyama, doğal ürünler ile ritim atölyeleri gibi çeşitli el sanatları etkinlikleri çocuklara sunuldu.
  • Oyunlar ve Yarışmalar: Birleştir ve kazan, yüz taşı, kukla yapımı, kruvasan yarışması, paracord bileklik yapımı gibi eğlenceli ve öğretici yarışmalar düzenlendi.
  • Sahne Gösterileri: Lemi Filozof ve Zeynep Betül Akyıldız gibi sanatçıların sahne performanslarıyla çocuklara keyifli anlar yaşatıldı.
  • Sportif Etkinlikler: Spor parkurları, izcilik aktiviteleri ve sanal gerçeklik oyunları ile çocuklar aktif vakit geçirdi.
  • İnteraktif Oyunlar ve Sanal Gerçeklik Deneyimleri: Teknolojiyi kullanarak çocukların yeni nesil oyunlar ve deneyimler yaşamaları sağlandı.

Başkan Tahir Büyükakın’ın Katılımı

Etkinliğin en anlamlı anlarından biri de Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın çocuklarla bir araya gelerek onların heyecanını paylaşması oldu. Başkan, etkinliğin çeşitli alanlarını gezerek çocukların yaptığı el işleri inceledi, onlarla sohbet etti ve hatıra fotoğrafı çektirdi. Çocukların hünerlerini ve enerjilerini görmek büyük bir mutluluk kaynağıydı.

Festival Atmosferi ve Final Etkinliği

Colorful street performer entertaining children at Istanbul local event, creating lively city atmosphere.

Etkinlik boyunca çocuklar ve aileleri için hazırlanan çeşitli eğlence ve etkinlik alanları, adeta bir festival havasına dönüştü. Çocuklar, yeni arkadaşlar edinip, çeşitli etkinliklere katılarak eğlendi. Gün sonunda ise büyük bir final düzenlendi. Bu finalde çocuklar ve gençler, öğrendikleri becerileri sergiledi, müzik ve dans gösterileriyle şenlendi. Yaz tatiline enerjik ve mutlu bir başlangıç yapan çocuklar, aileleriyle birlikte güzel anılarla evlerine döndü.

Sonuç

Sonuç

Bu organizasyon, çocukların hem eğlenip hem de kendilerini geliştirmelerine imkan tanıyan önemli bir etkinlik oldu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği bu şenlik, çocukların yüzlerindeki gülümsemeleri ve ailelerin memnuniyetini kazandı. Gelecek yıllarda da benzer etkinliklerin devam etmesiyle, çocuklar ve gençler daha sağlıklı, mutlu ve üretken bireyler olarak yetişmeye devam edeceklerdir.

Havuzların Gizli Tehlikesi: Diş Sağlığınızı Tehdit Eden Sessiz Katil

Yaz Mevsiminin Vazgeçilmezi: Yüzme Havuzları ve Gizlenen Tehlike

Yaz aylarının vazgeçilmezi yüzme havuzları, serinlemek ve eğlenmek için ideal bir ortam sunuyor. Ancak, bu keyifli aktivitelerin arkasında ciddi bir sağlık tehdidi saklanıyor. Prof. Dr. Birkan Taha Özkan’ın uyarılarına kulak vermek şart! Havuzların pH seviyeleri kontrolsüz ve bu durum, özellikle genç yüzücülerde diş minesini yok ediyor, diş hassasiyetini artırıyor ve çürük riskini katlıyor.

Klorlu Havuzlar ve Diş Sağlığı: Sessiz Erozyon Alarmı

Sağlık Bakanlığı’nın 2024 denetim raporuna göre, Türkiye’de denetlenen 326 havuzun %68’i güvenli pH aralığının dışında! Bu, yüzücüler için büyük bir tehdit. Özkan, “Havuzların %68’i pH 6.4’ün altında, bu da diş minesinin mikron mikron aşınmasına neden oluyor” diyerek durumu özetliyor. Havuz erozyonu nedeniyle son 5 yılda hastaneye başvuranların sayısında 3 kat artış yaşandı. Bu gerçekten korkutucu bir rakam!

Bilimsel Verilerle Kanıtlanmış Gerçekler

Journal of Dental Research (2023) ve İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi klinik verileri, klorlu havuzlara maruz kalan yüzücülerde ciddi diş minesinin erozyona uğradığını ortaya koyuyor. Olimpik sporcularda %74’ünde diş minesi erozyonu görülürken, aktif yüzücülerde ortalama 0.43 mm mine kaybı tespit edildi. Bu, normal bireylerin 4 katı bir kayıp anlamına geliyor. Bu sonuçlar, yüzme alışkanlığı olan herkesin dikkatli olması gerektiğini kanıtlıyor.

Mine Gittikten Sonra Geri Döndürmek Mümkün Değil!

Prof. Özkan, “Diş minesini geri kazanmak mümkün değil! Parlayan dişler, sağlıklı değil, aslında çok hassas ve savunmasızdır” diyerek önemli bir uyarıda bulunuyor. Dişlerin parlak görünmesi, aslında minesinin incelmiş ve alt tabakadaki dentinin görünür hale gelmiş olmasıdır. Çocuklarda bu süreç çok daha hızlı gerçekleşiyor. 12 yaş altı çocukların diş minesinin %30 daha ince olduğu ve bu nedenle klor maruziyetinin çocuklarda 2 kat daha hızlı erozyona neden olduğu biliniyor. İstanbul’da yüzme kurslarına katılan çocukların %41’inde erken aşamada diş minesinin zarar gördüğü gözlemleniyor.

Havuz Suyunun Tehlikeli Kimyası ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Havuzdan çıktıktan hemen sonra dişleri fırçalamak büyük bir hata! Özkan, “Klorlu havuz suyunun pH seviyesi 6.8’in altına düştüğünde, diş minesinin %97’si çözülmeye başlar. Bu durumda, sadece 1 yüzme seansı bile 1-3 mikronluk mine aşınmasına yol açabilir. En büyük yanlış, havuzdan çıktıktan sonra hemen dişleri fırçalamaktır. En az 30 dakika bekleyin ve ardından florürlü, aşındırıcı olmayan bir macunla fırçalayın” diyor.

Havuzlar ve Diş Sağlığını Tehdit Eden 5 Kritik Risk

  • Klor Kokusuna Aldanmayın: Güçlü koku, yüksek klor değil, kloramin birikimidir. Bu madde, mineyi aşındıran asidik yapıyı tetikler.
  • Tuzlu Havuzlar Daha Zararlı Olabilir: Tuzlu su sistemlerinde elektrolizle açığa çıkan hidrojen peroksit, diş minesini klordan daha agresif biçimde aşındırabilir.
  • Renk Değişiminin Gerçek Nedeni: Mine aşındıkça alt tabaka olan sarı dentin görünür hale gelir. Bu, yanlışlıkla “beyaz leke” sanılır, ama aslında erozyon belirtisidir.
  • Standart Ağız Koruyuculara Dikkat: Uygun olmayan koruyucular, havuz suyunu ağız içinde tutarak mineye 3 kat daha uzun temas sağlar.
  • Diş Macunu ve Klor Etkileşimi: Florürlü diş macunlarındaki sodyum lauril sülfat, klor kalıntılarıyla birleşerek aşındırıcı kimyasal reaksiyonlar başlatabilir.

Korunmak İçin Alınacak 5 Etkili Önlem

  • Dijital pH Ölçüm Cihazı Kullanın: Havuz suyunun pH’ı 7.2’nin altındaysa yüzmekten kaçının.
  • Kalsiyum Fosfat İçeren Ağız Spreyleri: Yüzme sonrası ağız içini dengeleyerek asidik etkileri nötralize eder.
  • Gece Florür Jeli Uygulaması: Haftada 2 gece, 5.000 ppm’lik jelle yapılan 5 dakikalık uygulama, mine dokusunu onarır.
  • Biyofilm Temizliği: Ayda 1 kez alkalin peroksit içeren ağız gargarası, klorun diş yüzeyine tutunmasını engeller.
  • Riskli Dişlerin Güçlendirilmesi: Mine çatlakları, gizli çürükler ve aşınmış dişler için uygun tedavilerle dişleri güçlendirin.

Havuzların Göründüğü Kadar Masum Olmadığını Bilin!

Diş sağlığınız tehlikede.. Prof. Özkan, “Diş minesinin erozyonu sessiz ilerler. Sıcak bir çayda irkiliyorsanız, gece uykunuzda dişleriniz sızlıyorsa, nedenini başka yerde aramayın. Sık sık havuza giriyorsanız, dişleriniz suyun içindeki görünmeyen asitlerle savaş halinde olabilir. Bu, toplumun diş sağlığı sağlığını ilgilendiren ciddi bir durum!” diyerek uyarıyor. Önlem almak, farkındalıkla başlar. Bu bilinçle hareket etmek, diş sağlığınızı korumanın ilk adımıdır” şeklinde sözlerini tamamlıyor.

Kocaeli’de Turan Ethno-Folk Ensemble Rüzgarı

Kocaeli’de Sevenleriyle Buluşan Turan Ethno-Folk Ensemble Müzik Grubu

Kocaeli’de müzik severler, unutulmaz bir geceye tanıklık etti. Dünyaca tanınan ve geleneksel müziğin modern yorumlarıyla izleyicilerin beğenisini kazanan Turan Ethno-Folk Ensemble adlı müzik grubu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte sahne aldı. Bu konser, özellikle Türk dünyasının köklü ezgilerini yeni nesillere aktarmak ve kültürel mirası yaşatmak amacıyla organize edildi.

Marifetli Eller Festivali ve Özel Organizasyon

Marifest 2025’in Diğer Etkinlikleri ve Süresi The Turan Ethno-Folk Ensemble performance in Kocaeli was part of the **Marifest 2025** event, organized to celebrate the 20th anniversary of the Kocaeli Metropolitan Municipality Vocational and Art Education Courses. The festival was designed to encompass various art forms and cultural activities beyond just music, creating a comprehensive cultural event. This special occasion not only brought together art enthusiasts in the city but also showcased the cultural richness of the region. Bu etkinlik, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları’nın 20. kuruluş yılına özel olarak düzenlenen Marifetli Eller Festivali (MARİFEST 2025) kapsamında gerçekleştirildi. Festival, sadece müzikle sınırlı kalmayıp, farklı sanat dallarını ve kültürel etkinlikleri de içeren geniş kapsamlı bir organizasyon olarak planlandı. Bu özel etkinlik, kentteki sanatseverleri bir araya getirirken, aynı zamanda bölgenin kültürel zenginliğini sergileme fırsatı sundu.

Konser Detayları ve Müzikal Yolculuk

Konser, Kocaeli Kongre Merkezinde gerçekleşti ve festivalin en çok ilgi gören performanslarından biri oldu. Sahneye çıkan Turan Ethno-Folk Ensemble, Orta Asya’dan Anadolu’ya, Türk dünyasının farklı bölgelerinden gelen ezgileri modern enstrümanlar ve güçlü sahne duruşlarıyla seslendirdi. Bu performans, geleneksel müziğin enerjisini ve ruhunu yeni nesillere aktarmak amacıyla düzenlenmişti.

Grup, otantik enstrümanlar ve zengin melodilerle dolu repertuarı ile izleyicilere hem ruhu dinlendiren hem de coşturan bir müzik deneyimi yaşattı. Ayrıca, konser sırasında izleyiciler arasında yer alan gençler ve çocuklar, performansa büyük ilgi gösterdi ve katılımı ile atmosfer daha da canlı hale geldi. Bu performans, sadece müzikseverlere değil, aynı zamanda kültürel mirasa ilgi duyan herkese hitap etti.

İzleyicilerin Katılımı ve Destek

Konser alanında yoğun bir ilgi vardı. Katılanlar, ayakta izleyerek performansa coşkuyla eşlik etti. Özellikle, Kocaeli Üniversitesi’nde eğitim gören Kazakistanlı öğrenciler de etkinliğe katılarak, kendi kültürlerini ve müziklerini sergiledi. Bu birlik ve beraberlik, etkinliğin amacına ulaşmasını sağladı ve kültürel çeşitliliğin kutlandığı anlamlı bir geceye dönüştü.

Marifest 2025’in Diğer Etkinlikleri ve Süresi

MARİFEST 2025, 22 Haziran Pazar günü saat 22.00’ye kadar devam edecek. Festival boyunca sadece müzik değil, aynı zamanda çeşitli atölyeler, oyunlar ve eğlence aktiviteleri de düzenleniyor. Katılımcılar, hem eğlenip hem de yeni bilgiler edinebilirler. Ayrıca, festival alanında geleneksel el işleri sergileri, çocuklar için eğitici etkinlikler, dans gösterileri ve çeşitli yarışmalar da yer alıyor.

Bu etkinlikler, farklı nesillerden insanların bir araya geldiği, kültürel zenginliklerin paylaşıldığı ve yeni dostlukların kurulduğu bir ortam sunuyor. Aileler, gençler ve yaşlılar, festival boyunca çeşitli aktivitelerden faydalanabilir ve birbirleriyle kaynaşabilirler.

Sonuç ve Katılım Daveti

Kocaeli’de düzenlenen bu özel etkinlikler, bölge halkı ve ziyaretçiler için büyük bir fırsat oldu. Geleneksel müzik ve kültürün modern dokunuşlarla buluştuğu bu gece, unutulmaz anılarla dolu bir etkinlikti. Sizleri de bu tür etkinliklere katılarak, kültürel mirasımızı yaşatmaya ve yeni keşifler yapmaya davet ediyoruz.

Yaz Tatilini Hem Eğlenceli Hem de Verimli Hale Getirmenin Sırları

Çocukların Yaz Tatilinde Gelişimini Destekleyecek Yenilikçi Yaklaşımlar

Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, tatilin çocukların hem ruhsal hem de zihinsel gelişimi için büyük bir fırsat olduğunu vurguluyor. Yaz tatilini sadece dinlenme değil, aynı zamanda yeni şeyler öğrenme ve kendini geliştirme zamanı olarak görmek, ebeveynler için önemli bir rehberlik noktasıdır. Ona göre, küçük ama etkili dokunuşlarla hazırlanan bir tatil programı, çocukların özgüvenini artırırken, hayal güçlerini ve sosyal becerilerini de güçlendirebilir.

Güçlü Bir Yaz Tatili İçin Pratik Tavsiyeler

  • Düzenli Günlük Rutinler Oluşturun: Tatilin tamamen serbest olması cazip görünse de, küçük bir düzenli program çocuklara güven duygusu kazandırır. Sabah yürüyüşleri, kitap okuma saatleri ve birlikte yapılan aktivitelerle zenginleştirilmiş günlük rutinler, çocukların disiplinli ve mutlu hissetmesini sağlar.
  • Okuma Alışkanlığını Sürdürün: Yaz aylarında da kitaplara zaman ayırmak, çocukların kelime dağarcığını genişletir ve öğrenme merakını canlı tutar. Çocukların ilgisini çekecek eğlenceli yaz kitapları, çizgi romanlar ve hikaye kitaplarıyla okuma alışkanlığı pekiştirilmelidir.
  • Ekran Süresine Sınır Koyun: Ekran bağımlılığı riskine karşı, ekran kullanımı için sınırlar belirleyin. Aynı zamanda, kaliteli ve eğitici içeriklere yönelerek çocukların zamanını daha verimli hale getirin. Ailece izlenecek filmler ve belgeseller, hem öğretici hem de keyifli bir deneyim sunar.
  • Fiziksel Aktivitelere Önem Verin: Parkta oyun oynamak, bisiklet sürmek, yüzme veya doğa yürüyüşleri, çocukların enerjisini sağlıklı şekilde atmasına yardımcı olur. Bu aktiviteler, motor gelişimi ve dayanıklılık açısından oldukça faydalıdır.
  • Hayal Gücünü Kullanmayı Teşvik Edin: Resim yapmak, hikâye yazmak, el işleri ve basit müzik aletleriyle uğraşmak çocukların hayal gücünü uyarır. Ayrıca, kendi küçük projelerini yapmalarına fırsat tanımak, özgüvenlerini artırır.
  • Sorumluluk Sahibi Bireyler Yetiştirin: Yaşlarına uygun ev içi görevler vererek, çocuklarda sorumluluk bilinci ve özgüven gelişimini destekleyebilirsiniz. Örneğin, sofrayı kurmak veya çamaşır katlamak gibi aktiviteler, onların kendilerini önemli hissetmelerini sağlar.
  • Yeni Hobi ve İlgi Alanları Keşfedin: Satranç, kodlama, dans, yemek yapımı veya fotoğrafçılık gibi yeni hobiler, tatilin anlamını derinleştirir. Yaz kurslarına katılım veya evde kendin yap projeleri, çocukların yeteneklerini keşfetmesine imkan tanır.
  • Kültürel Geziler ve Aktiviteler Planlayın: Müze ziyaretleri, kütüphane etkinlikleri, tiyatro ve tarihi yer gezileri, çocukların genel kültürünü artırırken, öğrenme isteğini de tetikler. Bu deneyimler, tatil boyunca zihinlerini zenginleştirecek önemli fırsatlardır.
  • Sosyal Becerileri Güçlendirin: Arkadaşlarıyla zaman geçirmek, birlikte oyunlar oynamak ve ortak etkinliklere katılmak, çocukların iletişim ve empati becerilerini geliştirir. Bu aktiviteler, onların sosyal gelişimine katkı sağlar.
  • Aile Bağlarını Güçlendirin: Birlikte piknik yapmak, masa oyunları oynamak veya film akşamları düzenlemek, aile içi iletişimi ve sevgi bağlarını kuvvetlendirir. Bu zamanlar, çocukların kendilerini güvende hissetmelerini sağlar.
  • Seyahat ve Keşif Fırsatlarını Değerlendirin: Farklı şehirleri, doğal güzellikleri ve yöresel kültürleri tanımak, çocukların ufkunu genişletir ve merak duygusunu güçlendirir. Öğrenme ve keşfetme arzusu, tatilin en değerli kazanımlarındandır.
  • Sağlıklı Beslenme Alışkanlıklarını Sürdürün: Tatilde abur cubur tüketimi artabilir, bu yüzden renkli meyve ve sebzelerle hazırlanan tabaklar, su tüketimini artıran içecekler ve birlikte yapılan sağlıklı atıştırmalıklar, beslenmenin keyifli ve dengeli kalmasını sağlar.

Yaz Tatilini Bir Başlangıç Noktası Olarak Değerlendirin

Yaz sonunda, çocuklarınızla birlikte yeni hedefler belirleyerek, onları okula hazırlayın. Bu, öğrenmeye olan motivasyonlarını artıracak ve yeni döneme güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayacaktır. Tatili, sadece dinlenmekle kalmayıp, aynı zamanda yeni şeyler öğrenmek ve hayalleri gerçekleştirmek için bir fırsat olarak değerlendirmek, onların gelişimini olumlu yönde etkiler.

Beyşehir Gölünde Yeni Av Sezonu Başladı

Beyşehir Gölünde Balıkçılık Sezonu Yeniden Açıldı

Beyşehir Gölünde Yeni Av Sezonu Başladı: Balıkçılar Umutla Bekliyor. Uzun süredir devam eden su seviyesinin düşük olması ve gölde yaşanan olumsuz şartlar nedeniyle balıkçılar büyük bir heyecanla yeni sezonu karşılıyor. Artık gölde ağlara takılan ve kilo ile ölçülen tatlı su balıkları yeni av döneminde kendini gösteriyor.

Yasaklar Sona Erdi, Balıkçılar Göle Açıldı

Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölünde, balıkların üreme döneminde olması nedeniyle yaklaşık 3 aydır uygulanan su ürünleri av yasağı sona erdi. Balıkçılar, yasağın bitmesiyle birlikte teknelerini suya indirerek yeni sezonun ilk avlarını yapmaya başladı. Ağlara takılan balıklar, kıyıya getirildi ve satışa hazır hale getirildi. Özellikle 10 kilo ağırlığındaki nadir bulunan büyük balıklar, balıkçılara yeni sezon için büyük umutlar verdi.

Balıkçılar ve Gölün Durumu

Balıkçılar ve Gölün Durumu
Beyşehir Gölünde Yeni Av Sezonu Başladı 15

Çiftlik Mahallesi’nin muhtarı ve balıkçı Ahmet Erdoğan, göldeki su seviyesinin oldukça düşük olmasının mesleklerini zorlaştırdığını belirtti. Erdoğan, “Su olmadığı için ağ atmakta zorlanıyoruz, teknelerle daha uzaklara gitmek zorunda kalıyoruz. Otlar gölün yüzeyini kaplamış durumda, bu da ağ atmayı engelliyor. Ayrıca, fırtınalı havalarda ağlarımız zarar görüyor. Göldeki su seviyesi düşük olduğu için balıkların yaşam alanları daraldı ve av miktarı azaldı” dedi.

Balıkçılığın Zorlukları ve Gelecek Kaygıları

Erdoğan, göldeki olumsuz şartlar nedeniyle balıkçılık faaliyetlerinin daha da zorlaştığını ve avlanan balık miktarının azaldığını vurguladı. “İşte bu şartlar altında çocuklarımıza balıkçılık mesleğini önermiyorum. Bugün yaklaşık 35 kilo balık tuttum, bir arkadaşım 44 kilo, diğerleri ise 80 kilo civarında balık yakaladı. Ama bu miktarlar zamanla azalacak” diye ekledi.

Sezonun En Büyük Balığı

Erdoğan, yeni sezonun en sevindirici haberlerinden biri olarak 10 kilo ağırlığındaki büyük sazanın yakalanmasını gösterdi. “Gölün ortasında yakaladık ve çok mutlu olduk. Bu, balıkçılık tutkusunun güzel bir yanı. Ağda büyük balık hissetmek ve onu kaçırmamak önemli. Bu büyük sazan, nadir rastlanan bir balık. Eskiden 17,5 kilo sazan ve 12,5 kilo levrek yakaladık. Şu anda ise balıkçı teknelerinin sayısı 12’ye düştü, çünkü şartlar çok zor” şeklinde konuştu.

Balıkçı Engin Şener’in Görüşleri

Balıkçı Engin Şener’in Görüşleri
Beyşehir Gölünde Yeni Av Sezonu Başladı 16

Balıkçı Engin Şener ise sezona iyi bir başlangıç yaptıklarını ancak zamanla balık avının zorlaştığını belirtti. “Gölde herhangi bir verimlilik olmuyor, otlar her yerde. Ağlarımız ottan dolayı göl tabanına inmiyor ya da yırtılıyor. Bu şartlar altında balık avlamak oldukça zor” dedi. Şener, “Gelecek açısından umutlar az, şartlar gerçekten çok kötü” diye ekledi.

Ayasofya’nın Efsanevi Yeniden Doğuşu

Ayasofya’nın Muhteşem Dönüşü

Ayasofya’nın efsanevi yeniden doğuşu: Tarihin ve sanatın kesiştiği nokta. İstanbul’un kalbinde, tarihin sayfalarını derinlemesine saran ve kültürel mirasın en parlak simgelerinden biri olan Ayasofya, yeniden aslına döndürülerek, geçmişin ihtişamını geleceğe taşımak adına atılan büyük bir adımın öncüsü olmuştur. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un gururla dile getirdiği gibi, “Ayasofya’yı aslî kimliğiyle ve bütün ihtişamıyla eksiksiz şekilde geleceğe taşımak için tarihinin en kapsamlı restorasyon çalışmalarını yürütüyoruz. Fatih’in emaneti, emin ellerdedir.”

Sanat ve Tarih Bir Arada: Ayasofya Fotoğraf Sergisi ve Kitabı

İstanbul Rami Kütüphanesi’nde gerçekleşen ve büyük bir heyecanla açılan “Ayasofya Fotoğrafları” sergisi, sadece bir sanat etkinliği değil; aynı zamanda kültürel hafızamızın ve tarihimizin göz kamaştırıcı bir yansımasıdır.

Bu eşsiz sergi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önsözüyle yayımlanan ve büyük beğeni toplayan “Ayasofya Fotoğrafları” kitabının da tanıtımını içeriyor. Bakan Ersoy, yaptığı konuşmada sergi ve kitabın oluşum sürecine değinerek, sanatçıların estetik bakış açısıyla Ayasofya’nın 200’den fazla fotoğraf karesiyle adeta zamanın ruhunu yakaladıklarını ve bu eseri halkımızla buluşturduklarını belirtti.

Bir Külliyatın Doğuşu: Tarih, Sanat ve Bilgi

Bir Külliyatın Doğuşu: Tarih, Sanat ve Bilgi

Projeye dair detayları anlatan Ersoy, kitabın 1500 yıldır ayakta duran, zorluklara rağmen dimdik ayakta kalan bir tarih, kültür ve sanat hazinesi olduğunu vurguladı. Mozaiklerden İslami sanat unsurlarına, mimari bütünlükten manevi atmosferine kadar sanatçılar gözüyle kayda alınmış bu eser, özel kutusu ve prestij baskısıyla halkın beğenisine sunuldu. Bakan Ersoy, “Halkımızla buluşturduğumuz bu eseri, Türk milletinin tarih, kültür ve sanat mirasını koruma ve yaşatma yolunda gösterilen liderlik, fedakârlık ve özenin en güzel örneği olarak görüyoruz.” diyerek, bu özel çalışmaya emeği geçenlere teşekkür etti.

Ayasofya’nın Efsanevi Hikayesi ve Günümüzdeki Yeri

Ayasofya’nın tarihini anlatırken Ersoy, onun uzun ve zorlu serüvenine dikkat çekti. Savaşlar, yangınlar, depremler ve yıkımlar… Ancak, her seferinde yeniden doğuşu ve ayakta kalış hikâyesi, bu yapıyı sadece bir yapı olmaktan çıkarıp, bir direniş ve azim sembolü haline getiriyor. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra Ayasofya’ya gösterilen özen ve saygı, onun gerçek anlamda bir camiye dönüşüyle taçlandı. Mimar Sinan’ın detaylı restorasyonlarıyla güçlenen yapı, her dönemde koruma altına alınmış ve bugün, Cumhurbaşkanımızın kararıyla, gerçek kimliğine ve ruhuna uygun şekilde yeniden hayat bulmuştur.

Geleceğin Mimarı: Restorasyon ve Bakım Çalışmaları

Geleceğin Mimarı: Restorasyon ve Bakım Çalışmaları

Ersoy, bu tarihi mirası, en gelişmiş teknik ve bilimsel yöntemlerle restore ettiklerini ve Ayasofya’nın ihtişamını koruma konusunda kararlı olduklarını söyledi.

“Fatih’in emaneti, emin ellerdedir” diyerek, bu kutsal mekanın gelecek nesillere ulaşması için gösterilen özveriyi ve titiz çalışmaları vurguladı.

Uzmanlar ve Sanatçılar: Ayasofya’nın Hikayesini Anlatan Eserler

  • Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Dr. Ekrem Keskin: “Ayasofya, sadece mimari değil, aynı zamanda insanlık tarihinin ortak mirasıdır. Bu proje, sanatın, estetiğin ve tarihin iç içe geçtiği eşsiz bir yolculuktur.”
  • Hattat Mehmed Özçay: “Ayasofya ile kişisel bir bağ kurdum. Bu eser, bizim ruhumuzun, hayallerimizin ve tarihimizin sessiz tanığıdır.”
  • Sanatçı İzzet Keribar: “Bu kitap, sadece görsel bir koleksiyon değil; ruhani bir yolculuğun, sessizliğin ve estetiğin belgesidir. Uzun ve özverili çalışmamızın sonucudur.”

Programın sonunda, Bakan Ersoy ve katılımcılar, sergiyi gezerek eserler hakkında detaylı bilgi aldı ve bu eşsiz sanat ve tarih yolculuğunun tadını çıkardı.

Sıcak Havalarda Kalp Sağlığını Koruma Rehberi

Sıcak Havalarda Kalp Sağlığına Dikkat

Yaz aylarında özellikle sıcak ve nemli havalarda, kalp sağlığınızı korumak büyük önem taşır. Aşırı sıcaklıklar vücudun ısı düzenleme mekanizmalarını zorlar ve kalp üzerinde ekstra yük oluşturabilir. Bu durumda, kalp krizi riskinin artması kaçınılmazdır. Bu nedenle, sıcak havalarda alacağınız bazı önlemlerle kendinizi ve sevdiklerinizi koruyabilirsiniz.

Vücudun Sıvı Dengesini Koruma

Sıcak havalarda terleme yoluyla vücudumuz büyük miktarda su kaybeder. Bu sıvı kaybı, kanın yoğunlaşmasına ve kan basıncının düşmesine neden olur. Sonuç olarak, kalbin daha fazla çalışması gerekir ve bu durum kalp krizine yol açabilir. Bu nedenle, gün boyunca bol su içmek, vücudun sıvı ihtiyacını karşılamak açısından çok önemlidir. Ayrıca, sporcu içecekleri veya doğal meyve suları gibi elektrolit içeriği yüksek içecekler de kaybedilen mineralleri yerine koyabilir.

Sıcak Havalarda Alınması Gereken Önlemler

  • Güneşten korunun: Özellikle en yoğun güneş ışınlarının olduğu saatlerde (10:00 – 16:00) dışarı çıkmamaya özen gösterin.
  • Gölge ve kapalı alan tercih edin: Dışarı çıkmanız gerekiyorsa gölgeli yerlerde kalın ve güneşten uzak durun.
  • Güneş kremi kullanın: Cildinizi güneşin zararlı etkilerinden koruyacak güneş kremleri kullanmayı ihmal etmeyin.
  • Giyiminize dikkat edin: Hafif, bol ve açık renkli giysiler tercih edin. Şapka ve güneş gözlüğü kullanın.
  • Su tüketimini artırın: Gün boyunca en az 2-3 litre su içmeye özen gösterin.

Sıcak Havalarda Kalp Krizi Belirtileri ve Acil Durumlar

Kalp krizi, genellikle göğüs bölgesinde baskı ve sıkışma hissi, sol kola, çene veya sırta yayılan ağrı ile kendini gösterir. Ayrıca nefes darlığı, terleme, mide bulantısı ve baygınlık hissi de kalp krizinin belirtileri arasında yer alır. Bu belirtilerden herhangi birini yaşayan kişinin derhal acil yardım çağırması gerekir. Unutmayın, zamanında müdahale hayat kurtarır.

Kalp Krizini Tetikleyen Risk Faktörleri

Risk Faktörü Açıklama
Yüksek tansiyon Kan basıncının sürekli yüksek seyretmesi damarların zarar görmesine yol açar.
Şeker hastalığı (diyabet) Yüksek kan şekeri seviyeleri damar tıkanıklığını artırır.
Sigara kullanımı Sigaradaki maddeler damar sertliğine neden olur ve kalp hastalığı riskini artırır.
Yüksek kolesterol ve trigliserit seviyeleri Damarların içinde yağ birikimine neden olur, damar tıkanıklığını hızlandırır.
Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü Genetik faktörler risk faktörünü artırır.
Obezite ve sağlıksız beslenme Hızlı kilo alımı ve yanlış beslenme, damar sağlığını olumsuz etkiler.
Hareketsizlik ve stres Fiziksel aktivitenin az olması ve stres, kalp sağlığını zedeler.

Kalp Krizi Riskini Azaltmak için Yapılacaklar

  • Düzenli sağlık kontrolleri: Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol seviyelerini takip edin.
  • Sağlıklı beslenme: Az tuzlu, az yağlı, bol sebze ve meyve tüketin.
  • Egzersiz: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapın.
  • Sigara ve alkol: Sigara içiyorsanız bırakın, alkol kullanımını sınırlandırın.
  • Stres yönetimi: Meditasyon, nefes egzersizi gibi yöntemlerle stresi azaltın.
  • Bilgi sahibi olun: Kalp krizi belirtilerini öğrenin ve çevrenizdekilere de öğretin.

Sonuç ve Tavsiyeler

Sıcak havalarda kalp sağlığını korumak, yaşam kalitenizi artırır ve olası kalp krizlerinin önüne geçer. Kendinizi ve sevdiklerinizi korumak için yukarıdaki önerilere dikkat edin. Her zaman sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin ve şüpheli durumlarda hemen sağlık kuruluşlarına başvurun. Unutmayın, sağlıklı bir yaşam tarzı, kalp sağlığınızın en büyük garantisidir.

Sünnetin Her Mevsimde Yapılabilmesi ve Doğru Bilgilendirme

“Yaz Ayları Sünnet Için Daha Elverişli”

Sünnet Nedir? Nasıl Yapılır?

Sünnet Nedir? Nasıl Yapılır? Sünnet, genellikle belirli mevsimlerde değil, yılın her döneminde yapılabilen bir cerrahi işlemdir. Ancak, mevsimin seçimi çoğu zaman ailenin tercihleri, çocukların sağlık durumu ve ortam şartlarına göre belirlenir.

Yaz aylarında sünnet yapılmasının birkaç nedeni vardır. Bunlar arasında yaz tatilinin olması, çocukların okul ve gündelik yaşamdan uzak kalması, sıcak havanın sünnet sonrası iyileşme sürecini kolaylaştırması gibi faktörler sayılabilir. Ayrıca, yazın üst solunum yolu enfeksiyonlarının kış ve sonbahar aylarına göre daha az görülmesi, enfeksiyon riskini azaltır. Bu nedenle, birçok aile yaz aylarını sünnet için tercih eder.

Yaz Ayları Sünnet Için Daha Elverişli

Yaz Ayları Sünnet Için Daha Elverişli

Ancak, önemli olan bu işlemin mevsimden bağımsız olarak, uzman hekimler tarafından steril koşullarda yapılmasıdır. Her mevsim, uygun koşullar sağlandığında sünnet gerçekleştirilebilir. Ayrıca, çocukların sağlığı ve psikolojisi göz önünde bulundurularak en uygun zaman seçilmelidir. Sünnetin mevsimle ilgisi olsa da, temel öncelik hijyen, steril ortam ve hekimin tecrübesidir.

Sünnetin Farklı Mevsimlerde Yapılmasının Avantajları ve Dezavantajları

Yaz Mevsiminin Avantajları

  • Okulların tatil olması nedeniyle ebeveynlerin çocuklarına yakın ilgi gösterebilmesi
  • Daha ince kıyafetler giyebilme ve hava aldırma imkanı
  • Sıcak havanın iyileşme sürecini kolaylaştırması
  • Hastalıklardan korunma açısından risklerin daha düşük olması

Kış ve Sonbahar Mevsiminin Dezavantajları

  • Soğuk hava nedeniyle enfeksiyon riskinin artması
  • Daha kalın kıyafetler ve örtüler nedeniyle bölgenin hava almasının zorlaşması
  • Hastalıkların ve enfeksiyonların daha sık görülmesi

Sünnet ve Çocukların Psikolojik Durumu

Çocuklar için sünnet işlemi, psikolojik açıdan da dikkat edilmesi gereken bir konudur. Özellikle büyük yaşlarda yapılan sünnet, çocuklarda kaygı ve korku yaratabilir. Bu nedenle, ailelerin ve hekimlerin çocuğa uygun ve sakin bir şekilde açıklama yapması önemlidir. Sünnet öncesinde ve sırasında abartılı ifadelerden kaçınmak, çocuğun güven duygusunu korumak ve kaygılarını azaltmak gerekir.

Sünnet işleminin çocuklara uygun yaşta, uzman hekimler tarafından ve steril ortamda yapılması hem fiziksel hem de psikolojik açıdan güvenli bir ortam sağlar. Çocuklar, uygun ortam ve yaklaşımla, bu süreci daha az korku ve kaygı ile atlatabilirler.

Sünnet İşleminin Teknik ve Güvenlik Şartları

Sünnet, cerrahi bir işlemdir ve mutlaka uzman hekimler tarafından steril ortamda yapılmalıdır. Ameliyathane şartları, steril malzemeler ve alan hijyeni çok önemlidir. Uzman hekimler, sünneti uygun tekniklerle ve antiseptik kurallara uygun şekilde gerçekleştirir. Bu sayede enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonların önüne geçilir.

Günümüzde kullanılan modern teknikler, çocukların daha az ağrı hissetmesini sağlamakta ve iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Lokal anestezi ile yapılan sünnetlerde, çocuklar işlem sırasında ve sonrasında daha az acı çeker. Ayrıca, işlem sonrası bakım da büyük önem taşır. Hijyen kurallarına uyulması, düzenli olarak bölgenin temizlenmesi ve önerilen kremlerin kullanılması iyileşmeyi hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır.

Sünnet Sonrası Bakım ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Sünnet sonrası bakım, enfeksiyonu önlemek ve iyileşme sürecini hızlandırmak açısından çok önemlidir. İşte dikkat edilmesi gereken bazı noktalar:

  • Çocuğun bölgesinin temiz ve kuru tutulması
  • Sık sık hafif ve hava aldıran kıyafetler giydirilmesi
  • Terleme ve nemden kaçınılması
  • Hekimin önerdiği kremler ve ilaçların düzenli kullanımı
  • Yara bölgesinde aşırı baskı ve travmadan kaçınılması
  • İlk birkaç gün, bölgeye temas eden aktivitelerin sınırlandırılması

İlk birkaç gün içerisinde kızarıklık, şişlik veya akıntı gibi belirtiler gözlenirse, vakit kaybetmeden hekime başvurmak gerekir. Kanama veya yüksek ateş gibi ciddi sorunlar da hemen uzman yardımı alınmasını gerektirir.

Sünnet Hakkında Saklanan Yanlış Bilgiler ve Doğru Bilgilendirme

Birçok aile, sünnet hakkında yanlış veya eksik bilgi edinebilir. Bu nedenle, doğru ve bilimsel bilgilerle ailelerin bilinçlenmesi büyük önem taşır. Örneğin, “Sünnet acıtır ve çok zor iyileşir” gibi yanlış inanışlar, ebeveynlerin korkmasına neden olur. Aslında, modern teknikler ve uygun anestezi ile sünnet işlemi neredeyse ağrısızdır ve iyileşme süreci oldukça rahattır.

Ayrıca, “Sünnet sadece dini veya geleneksel bir uygulamadır” görüşü de eksiktir. Sünnet, sağlık açısından da birçok avantaj sağlar. Sünnet derisinin iltihaplanması, idrar yolu enfeksiyonları ve diğer bazı hastalıkların önlenmesine yardımcı olur. Bu nedenle, sünnet hem dini hem de sağlık açısından önemli bir uygulamadır.

Sünnetin Güvenli ve Uygun Şartlarda Yapılması İçin Öneriler

En önemli nokta, sünnetin uzman bir hekim tarafından, steril ortamda ve uygun tekniklerle yapılmasıdır. Ailelerin bu konuya dikkat etmesi, güvenilir klinik ve hastaneleri tercih etmesi gerekir. Ayrıca, işlem öncesinde ve sonrasında hekimin önerilerine harfiyen uymak, komplikasyon riskini en aza indirir.

Son olarak, sünnet sonrası çocukların takibi ve bakımını ihmal etmemek, sağlıklı ve sorunsuz bir iyileşme süreci için temel unsurdur. Bu sayede, çocuklar hem fiziksel hem de psikolojik açıdan rahatlar ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler.

Güneş Koruyucu Kullanımının Önemi

Güneşin Zararlı Işınlarından Korunma Yöntemleri

Güneş Koruyucu Kullanımının Önemi ve Doğru Seçim Yöntemleri. Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak, cilt sağlığımızı korumak için oldukça önemlidir. Güneş ışınlarıları, özellikle yaz aylarında değil, yıl boyunca var olan ve cildimize zarar veren ultraviyole (UV) ışınları içerir. Bu nedenle, güneş koruyucu kullanımı sadece yaz aylarında değil, her mevsim düzenli olarak yapılmalıdır.

Ultraviyole Işınları ve Etkileri

Güneş ışınları üç ana kategoriye ayrılır: UVA, UVB ve UVC. UVC ışınları Dünya yüzeyine ulaşmaz, bu nedenle onları düşünmemize gerek yoktur. UVA ve UVB ışınları ise cildimize ulaşır ve çeşitli zararlar verebilir.

  • UVA ışınları: Derinlere nüfuz ederek kolajen ve elastin liflerini tahrip eder. Bu durum ciltte yaşlanma belirtilerinin, kırışıklıkların ve elastikiyet kaybının artmasına neden olur.
  • UVB ışınları: Daha yüzeysel etkiler gösterir. Güneş yanıkları, bronzlaşma ve ciltte leke oluşumu ile ilişkilidir. Aynı zamanda UVB ışınları, ciltte DNA hasarları oluşturarak deri kanseri riskini artırır.

Her iki ışın türü de uzun süre ve yoğun maruziyet durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, güneşten korunmak sadece ciltte geçici bir bronzluk için değil, aynı zamanda ciddi sağlık risklerini azaltmak için de gereklidir.

Güneş Kremi Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Güneş kremi alırken dikkat edilmesi gereken birkaç önemli nokta vardır. En başta, ürünün güvenilir bir kaynaktan, yani eczaneden alınması gerekir. İnternet veya marketlerde satılan bazı ürünler sahte veya düşük kaliteli olabilir ve bu da ciltte istenmeyen reaksiyonlara yol açabilir.

ÖzellikAçıklama
SPF DeğeriGüneş koruma faktörü (SPF), UVB ışınlarına karşı koruma seviyesini gösterir. En az SPF 30 önerilir. SPF 30, UVB ışınlarının %97’sine, SPF 50 ise %98’ine kadar koruma sağlar.
PA veya Geniş Spektrum İşaretiUVA korumasını gösterir. PA+ den başlayarak PA++++ seviyesine kadar gidebilir. Geniş spektrum ifadesi, hem UVA hem de UVB koruması olduğunu gösterir.
Kullanım SüresiGüneş kremi her 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Deniz veya havuzda yüzdükten sonra, terledikten sonra veya güneş altında uzun süre kalındığında mutlaka tekrar sürülmelidir.
İçerikKimyasal filtreler yerine mineral (fiziksel) filtreleri tercih etmek daha güvenlidir. Özellikle hamilelik ve emzirme döneminde kimyasal filtreler içeren ürünlerden uzak durulmalıdır.

Güneş Kremi Kullanımında Doğru Uygulama

Güneş kremi kullanırken dikkat edilmesi gereken birkaç temel kural vardır. İlk olarak, güneşten çıkmadan en az 20 dakika önce uygulanmalıdır. Yüz ve boyun bölgesine, yaklaşık iki parmak kalınlığında krem sürülmelidir. Bu, yeterli koruma sağlar.

Güneş kremi, özellikle yüz, boyun, kulaklar ve eller gibi açıkta kalan bölgelerde kullanılmalıdır. Ayrıca, krem sürdükten sonra cildin emilmesi için birkaç dakika beklenmelidir. Gün boyunca, güneşin etkisi devam ettiği sürece, 2-3 saatte bir yeniden sürmek gerekir.

Hamilelik ve Emzirme Döneminde Güneş Koruyucu Kullanımı

Hamile ve emziren kadınlar için güneş koruyucu seçimi oldukça önemlidir. Bu dönemde, kimyasal filtreler içeren ürünler yerine, titanyum dioksit veya çinko oksit gibi mineral filtreleri içeren güneş kremleri tercih edilmelidir. Bu maddeler, cilt üzerinde bir bariyer oluşturarak zararlı güneş ışınlarını engeller ve sistemik dolaşıma karışmaz.

Bebeklerde Güneş Koruyucu Kullanımı

Bebeklerin cildi oldukça hassastır. İlk 6 ay boyunca, bebekler güneş ışığından mümkün olduğunca uzak tutulmalı, UV korumalı kıyafetler tercih edilmelidir. Bu dönemde güneş kremi kullanımı önerilmez. 6. aydan sonra, mineral filtreli güneş kremleri kullanılabilir. Eski nesil kimyasal filtreler içeren ürünler, alerjik reaksiyonlara ve sistemik etkiler yapabileceği için tercih edilmemelidir.

Sonuç ve Tavsiyeler

Güneşten korunmak, sadece estetik değil, aynı zamanda sağlığımız için de hayati öneme sahiptir. Günlük yaşamda, güneş kremi kullanımı alışkanlık haline getirilmelidir. Doğru ürün seçimi ve düzenli kullanım ile, güneşin zararlı etkilerinden korunabilir, cilt sağlığımızı uzun yıllar koruyabiliriz.

Yaz Aylarında Varis ve Damar Sağlığı

Yaz Aylarında Artan Hava Sıcaklıklarının Varis Üzerine Etkisi

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıkları hızla artmaya başladı. Sıcak havalar, özellikle damar sağlığını olumsuz etkileyebilir. Artan sıcaklıklar, bacaklarda yer alan toplardamarların genişlemesine neden olur.

Bu durum, varislerin daha belirgin hale gelmesine ve semptomların artmasına yol açar. Vücuttaki damarlar, sıcak havalarda genişleyerek kan akışını kolaylaştırmaya çalışır, fakat bu da damar duvarlarının zayıflamasına ve varislerin oluşumunun tetiklenmesine zemin hazırlar. Bu nedenle, yaz aylarında varis hastalarının dikkatli olması, gerekirse uygun önlemler alması önemlidir.

Varis Nedir ve Nedenleri Nelerdir?

Varis, toplardamarların organik bir sebep olmadan genişlemesi, uzaması ve kıvrımlı hale gelmesi durumudur. Bu hastalık, genellikle bacaklarda görülür ve estetik açıdan rahatsızlık ortaya çıkarabilir. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülen varis, yaş ilerledikçe riskini artırır.

Varisin oluşumunda genetik yatkınlık önemli bir faktördür. Ailede varis öyküsü olan kişiler, bu hastalığa daha yatkındır.

Ayrıca, uzun süre ayakta durmak veya oturmak, hamilelik, aşırı kilo, hareketsizlik ve bazı hormon ilaçlarının kullanımı da varis riskini artırır. Bu faktörler damarların zayıflamasına ve kanın düzgün akmamasına neden olur, böylece varisler oluşur.

Varisin Belirtileri ve Risk Faktörleri

Varislerin en belirgin belirtisi, bacaklarda görülen mavi veya mor renkli damarların belirginleşmesidir. Bunun yanı sıra aşağıdaki şikayetler de görülebilir:

  • Ayak bileğinde şişlik ve ağırlık hissi
  • Gündüzleri artan kasık ve bacak ağrıları
  • Gece krampları
  • Yüzeyel damarların şişmesi ve kıvrımları
  • Kaşıntı ve ciltte renk değişiklikleri
  • İleri vakalarda ciltte ülser oluşumu ve kanama

Bu belirtiler varisin ilerlemiş aşamalarında daha belirgin hale gelir. Risk faktörleri arasında ailesel yatkınlık, uzun süre ayakta kalma veya oturma, hamilelik, obezite, hareketsizlik ve yaşlılık bulunur.

Yaz Aylarında Varisleri Koruma Yöntemleri

Yaz aylarında varisleri hafifletmek ve hastalığın ilerlemesini engellemek için bazı önlemler almak gerekir. Bunlar arasında:

  • Düzenli olarak bacak egzersizleri yapmak
  • Sık sık bacakları yukarı kaldırmak
  • Dar ve sıkı kıyafetlerden kaçınmak
  • Bol su içmek ve dengeli beslenmek
  • Sıcak havalarda aşırı sıcaktan kaçınmak ve serin ortamda bulunmak
  • Uzun süre ayakta kalınması gerekiyorsa aralarda mola verip bacakları hareket ettirmek

Varislerin Modern Tedavi Yöntemleri

Günümüzde varis tedavisinde birçok modern yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemler, hastanın yaşam kalitesini artırmak ve estetik kaygıları gidermek amacıyla kullanılmaktadır. En sık tercih edilen yöntemler arasında lazer tedavisi, köpük skleroterapi ve radyo-frekans ablasyonu yer alır.

Radyofrekans Ablasyon ile Varis Tedavisi

Radyofrekans (RF) ablasyon yöntemi, minimal invaziv bir tedavi seçeneğidir. Bu yöntemde, özel bir kateter damar içine yerleştirilir ve yüksek frekanslı radyo dalgaları kullanılarak damar kapatılır.

Bu sayede, sorunlu damar etkisiz hale getirilir ve kan akışı sağlıklı damarlardan devam eder. RF ablasyon, genellikle ayakta yapılan bir işlemdir ve hastalar aynı gün içinde taburcu olabilir.

Bu yöntem birçok avantaj sağlar:

  • Hızlı iyileşme süreci
  • İz ve yara izi olmaması
  • Anesteziye ihtiyaç duyulmaması
  • Hastanın normal yaşamına kısa sürede dönmesi

Varis Tedavisinde Diğer Modern Yöntemler

  • Lazer Tedavisi: Damar içine ışık gönderilerek damarın kapanması sağlanır.
  • Köpük Skleroterapi: Sklerozan madde köpük halinde damar içine enjekte edilerek damarın yok edilmesi sağlanır.
  • Embolizasyon: Endoskopik veya radyolojik görüntüleme ile damarların tıkandığı işlemdir.

Sonuç ve Öneriler

Varis hastalığında erken teşhis ve uygun tedavi büyük önem taşır. Modern tedavi yöntemleri sayesinde, hastalık kontrol altına alınabilir ve yaşam kalitesi artırılabilir.

Yaz aylarında ise, hastaların damar sağlığına dikkat etmeleri, yukarıda belirtilen önlemleri uygulamaları ve gerekirse uzman bir damar cerrahına danışmaları önerilir.

Kalbim Seninle Dayanışma Derneği’nden Çocuklara Umut Dolu Etkinlik

Kalbim Seninle Dayanışma Derneği, şehirden uzak ve kırsal bölgelerde yaşayan çocuklara yeni umutlar ve sevinçler getiren anlamlı bir etkinlik düzenledi. Bu özel organizasyon, Hatay’da yaşanan büyük depremin ardından çocukların yüzlerini güldürmek ve onları desteklemek amacıyla kuruldu.

Büyükorhan ilçesine bağlı Görecik Yaylası’nda gerçekleşen etkinliğe yaklaşık 250 ilkokul çağındaki çocuk katıldı. Amaç, çocuklara hem eğlence hem de moral sağlamak ve onları sevgiyle kucaklamaktı.

Etkinliğe, Eflatun Yoga ve Yaşam Okulu da çocuk yogası atölyeleriyle katkıda bulundu. Gün boyunca çocuklar yüz boyama, balonlar, kutu oyunları, şişme oyun parkurları, sihirbaz gösterileri ve yoga gibi çeşitli aktivitelerle eğlendi. Ayrıca, gün sonunda çocuklar, ünlü futbolcu Sercan Yıldırım’ın imzalı futbol toplarını kazanma şansı yakaladı ve bu onlara büyük mutluluk getirdi.

Kalbim Seninle Dayanışma Derneği'nden Çocuklara Umut Dolu EtkinlikOrganizasyonun en önemli katılımcıları arasında Kalbim Seninle Derneği Başkanı Sebla Pamir Güler, dernek yönetim kurulu üyeleri, Eflatun Yoga Okulu Kurucu Eğitmeni Burcu Saraçoğlu Aşan ve eğitmenleri yer aldı. Ayrıca, Büyükorhan Belediye Başkanı Kamil Turhan da çocuklarla bir araya gelerek onları teşvik etti ve sevgiyle karşıladı.

Başkan Sebla Pamir Güler, yaptığı açıklamada, “Hayalimiz, sadece afet bölgelerinde değil, imkanlara ulaşımı zor olan tüm çocuklara umut olmak. Bu piknik sadece eğlence değil, aynı zamanda çocuklara ‘siz de değerlisiniz’ diyebilmenin bir yolu oldu” dedi.

Kalbim Seninle Dayanışma Derneği, gelecekte de projeleriyle daha fazla çocuğa ulaşmayı ve dayanışmayı büyütmeyi hedefliyor. Bu tür etkinliklerle, çocukların yüzlerindeki gülümsemeleri artırmak ve onları sevgiyle büyütmek en büyük öncelikleri arasında yer alıyor.

Çocuklarda Güneş Çarpması ve Korunma Yöntemleri

Güneş Çarpması Nedir ve Neden Olur?

Çocuklarda Güneş Çarpması ve Korunma Yöntemleri. Güneş çarpması, vücudumuzun aşırı ısınması sonucu ortaya çıkan ciddi bir durumdur. Özellikle çocuklar, yetişkinlere göre daha hassas oldukları için güneş altında uzun süre kaldıklarında daha kolay etkilenirler. Güneş çarpması, vücut ısısının 38-40°C’ye çıkmasıyla kendini gösterir ve bu durumda vücut ısısı normalden çok daha yüksektir. Çocuklar, terleme mekanizmaları yetişkinlere göre daha az gelişmiş olduğu için vücut sıcaklıklarını dengeleyemezler ve bu nedenle güneş çarpması riski daha fazladır.

Güneş Çarpmasının Belirtileri Nelerdir?

  • Baş ağrısı ve sersemlik hali
  • Baş dönmesi ve bayılma hissi
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Vücut sıcaklığının yüksek olması
  • Karın ağrısı
  • Gözlerde bulanıklık veya görme bozukluğu
  • İdrar renginde koyulaşma

Güneş Çarpmasını Önlemek İçin Alınacak Tedbirler

Güneş Çarpmasını Önlemek İçin Alınacak TedbirlerÇocuklarınızın güneş altında uzun süre kalmalarını önlemek, güneş çarpmasını engellemek ve sağlıklı bir yaz geçirebilmek için aşağıdaki önlemleri alabilirsiniz:

  • En uygun zaman: Özellikle sabah 10:00 ile öğleden sonra 16:00 saatleri arasında dışarı çıkarmaktan kaçının.
  • Gölge ve serinlik: Dışarı çıkarken gölgeli alanlarda oynamalarını sağlayın. Ağaç altı veya şemsiye altında durmak, güneş ışınlarından korunmak için faydalıdır.
  • Koruyucu kıyafetler: İnce ve hafif uzun kollu gömlekler, şapkalar ve güneş gözlükleri kullanmalarını sağlayın. Kıyafetler çok kalın veya fazla kapalı olmamalı, terlemeyi engellememelidir.
  • Sıvı alımı: Çocuklara sık sık ve bol miktarda su, hafif tuzlu içecekler (örneğin, ayran veya tuzlu soda) verin. Bu, vücut sıvısının korunmasına yardımcı olur.
  • İyi havalandırma: Oyun ve dışarı çıkma alanlarının iyi havalandırılmış olmasına dikkat edin.
  • Güneş koruyucu kullanımı: Güneşten korunmak için yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanmak, ciltte yanık ve tahrişi engeller.

Güneş Çarpmasına Karşı Alınacak Tedbirler

Güneş Çarpmasına Karşı Ailelerin ve Çocukların Dikkat Etmesi GerekenlerGüneş çarpmasının önlenmesinde en önemli rolü aileler üstlenir. Aileler, çocukların güneş altında uzun süre kalmamalarını sağlamak, uygun kıyafetler giymelerini ve bol sıvı almalarını teşvik etmek zorundadır. Ayrıca, çocuklar kendilerini kötü hissettiklerinde hemen dinlenmelidir. Çocukların serin ve gölgeli alanlarda dinlenmesi, güneş çarpmasını önlemede en etkili yöntemdir.

Güneş Çarpması Durumunda Yapılması Gerekenler

Güneş çarpması belirtileri gösteren çocuklara hızlıca müdahale edilmelidir. İşte yapılması gerekenler:

  • Çocuk hemen serin ve gölgeye alınmalı. Çocuk sıcak yerden çıkarılmalı ve vücut ısısını düşürmek için hafifçe ıslak bir bezle veya soğuk suyla silinmeli.
  • Sıvı takviyesi yapılmalı. Bol su ve hafif tuzlu içecekler verilerek vücut sıvısı dengesi sağlanmalı.
  • Kıyafetler çıkarılmalı. Sıkı ve fazla kalın kıyafetler çıkarılmalı, cildin hava alması sağlanmalı.
  • Ateş düşürücü kullanılmamalı. Doktor tavsiyesi olmadan ateş düşürücü ilaçlar verilmemeli.
  • Hızlı şekilde sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Belirtiler hafif olsa bile, özellikle kusma, bilinç kaybı veya vücut sıcaklığının çok yüksek olması durumunda en yakın sağlık merkezine gidilmelidir.

Sonuç

Güneş çarpması, özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle ailelerin ve bakıcıların, yaz aylarında çocuklarını güneşin zararlı etkilerinden korumaları ve herhangi bir şüpheli durumda hemen sağlık kuruluşuna başvurmaları büyük önem taşımaktadır. Unutmayın, önlem almak hastalıktan daha kolay ve etkili bir yoldur. Çocuklarınızın sağlığı ve güvenliği için bu önerilere uyum sağlayın ve güneşli havalarda dikkatli olun.

Alzheimer’a Karşı Doğal Çözümler

Alzheimer Hastalığı ve Günümüz Dünyasında Artan Önemi

Alzheimer’a Karşı Doğal Çözümler. Alzheimer hastalığı, günümüzde yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte daha da önem kazanan bir sağlık sorunudur. Bu hastalık, özellikle 65 yaş üzerindeki bireylerde görülme sıklığı giderek yükselmektedir. Unutkanlık, düşünme ve iletişim sorunları gibi belirtilerle kendini gösteren Alzheimer, zamanla kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle, hastalıkla mücadelede sadece ilaç tedavileri değil, aynı zamanda yaşam tarzı ve günlük aktivitelerin düzenlenmesi de büyük önem taşımaktadır.

Alzheimer Hastalığının Nedenleri ve Belirtileri

Alzheimer hastalığının temel nedeni, beynimizdeki sinir hücrelerinin zarar görmesi ve ölmesidir. Bu süreç, beyin hücreleri arasındaki bağlantıların kopmasına yol açar ve bilişsel fonksiyonlar bozulur. Beyindeki toksik maddelerin birikmesi, bu hücrelerin sağlıklı çalışmasını engeller. Genetik faktörler, yaşam tarzı ve çevresel etkiler de hastalığın gelişiminde rol oynayabilir.

Hastalığın belirtileri arasında unutkanlık, zaman ve mekân algısında bozukluk, dil ve iletişim sorunları, kişilik değişiklikleri ve davranış bozuklukları bulunur. Bu belirtiler, hastalığın ilerlemesiyle birlikte daha belirgin hale gelir ve kişinin bağımsız yaşamını zorlaştırabilir.

Günlük Yaşam Aktiviteleri ve Alzheimer Mücadelesi

Hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini artırmak için günlük yaşam aktivitelerine önem vermek gerekir. Bu aktiviteler, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı destekler. Örneğin, düzenli yürüyüşler, hafif egzersizler, el işleri ve bahçecilik gibi aktiviteler, beynin aktif kalmasını sağlar ve depresyon gibi olumsuz duyguları da azaltabilir.

Uzmanlar, özellikle bahçeyle uğraşmanın ve bitki yetiştirmenin, Alzheimer hastalarının bilişsel fonksiyonlarını yavaşlatabileceğine dikkat çekiyor. Bitki bakımına katılan kişiler, doğayla iç içe olup stres seviyelerini azaltabilir ve kendilerini daha iyi hissedebilirler. Ayrıca, bu tür aktiviteler sosyal iletişimi de teşvik ederek, yalnızlık ve izolasyon gibi sorunların önüne geçer.

Bahçecilik ve Bitki Yetiştirmenin Faydaları

Bahçe işleri yapmak, sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel açıdan da birçok fayda sağlar. Toprakla uğraşmak, bitkiyi sulamak, yaprakları ve çiçekleri bakımını üstlenmek, kişiye sorumluluk duygusu kazandırır ve kendini daha değerli hissettirir. Aynı zamanda, doğal ortamda olmak, stres seviyelerini düşürür ve ruh halini iyileştirir.

Faydalar Açıklamalar
Fiziksel Aktivite Toprakla uğraşmak ve bitki bakımında hareket etmek kasları güçlendirir ve dayanıklılığı artırır.
Zihinsel Uyarım Bitki seçmek, bakım yapmak ve doğayla etkileşimde bulunmak, beynin aktif kalmasını sağlar.
Sosyal Bağlar Bahçe işleri, aile ve arkadaşlarla birlikte yapılabilir, sosyal ilişkileri güçlendirir.
Ruh Sağlığı Doğada vakit geçirmek ve bitkiyle uğraşmak, stres, kaygı ve depresyonu azaltır.

Sosyal İzolasyonu Azaltan Doğa ve Bahçe Uygulamaları

Alzheimer hastaları genellikle yalnızlık ve izolasyon nedeniyle ciddi psikolojik sorunlar yaşayabilir. Bu noktada, bahçeyle uğraşmak ve bitki yetiştirmek, hastaların sosyal yaşamını zenginleştirir. Aile bireyleri ve arkadaşlar, birlikte bahçe işleri yaparken, hastanın kendini daha değerli ve aidiyet duygusu içinde hissetmesini sağlar. Ayrıca, toplum merkezleri ve bahçe kulüpleri gibi toplu aktiviteler, hastaların sosyal bağlantılarını güçlendirmelerine ve psikolojik sağlıklarını korumalarına yardımcı olur.

Sonuç ve Tavsiyeler

Alzheimer hastalığına karşı savaşta, ilaç tedavilerinin yanı sıra yaşam tarzını düzenlemek ve aktif kalmak oldukça önemlidir. Bahçeyle uğraşmak, bitki yetiştirmek ve doğayla iç içe olmak, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir ve yaşam kalitesini artırabilir. Ayrıca, bu aktiviteler, hastaların kendilerini daha mutlu ve psikolojik olarak daha güçlü hissetmelerine katkı sağlar. Aileler ve bakıcılar, Alzheimer hastalarına uygun ve onları motive edecek aktiviteleri seçerek, hastalığın olumsuz etkilerini en aza indirebilirler.

Adana’da Uyuşturucuyla Mücadele Eğitimi

Adana’da Narkotik Mücadele Hareketi

Adana İl Emniyet Müdürlüğü, uyuşturucu suçlarına karşı sürdürülen kararlı mücadele kapsamında, sadece son 15 gün içerisinde düzenlenen 22 farklı etkinlikle dikkat çekici bir çalışma gerçekleştirdi. Bu kapsamlı programlar sayesinde toplamda bin 113 vatandaş bilinçlendirildi ve bilinçli hale getirildi.

Detaylı Çalışma ve Çeşitli Katılımcılar

İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve TUBİM Büro Amirliği ekipleri, uyuşturucu ile mücadele adına çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde hareket ederek, üniversite öğrencilerinden güvenlik görevlilerine, kamu kurumlarında çalışan personellerden vatandaşlara kadar geniş bir yelpazede eğitimler düzenledi. Bu etkinliklerde, toplumun tüm kesimlerinin bilinçlenmesi amaçlandı.

Projeler ve Bilgilendirme Çalışmaları

Detaylı Çalışma ve Çeşitli KatılımcılarGerçekleştirilen eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri kapsamında, “En İyi Narkotik Polisi: Anne”, “Narko Gençlik”, “Narko Rehber” ve “Narko Nokta” gibi projeler ön plana çıktı. Bu projeler, toplumda farkındalık yaratmak ve uyuşturucu ile mücadelede etkin rol almak üzere tasarlandı. Ayrıca, katılımcılara UYUMA uygulaması ve NARVAS Projesi hakkında detaylı bilgiler verildi; herkesin bu mücadelede aktif rol almasının önemine değinildi.

Toplumun Katılımı ve Geleceğe Yönelik Adımlar

Yapılan bilgilendirme ve eğitimlerin temel amacı, toplumda uyuşturucuya karşı güçlü bir direnç oluşturmak ve bu mücadeleyi sürdürülebilir kılmaktır. İl Emniyet Müdürlüğü, bu çalışmalarla gençleri ve yetişkinleri bilinçlendirmeye devam ederek, Adana’nın uyuşturucu ile mücadelede örnek şehir olmasını hedefliyor.

Kadın Eli Arkeolojik Kazılarda da Başarılı Oldu

Çayönü Tepesi: İnsanlık Tarihinin Dönüm Noktası

Çayönü Tepesi: İnsanlık Tarihinin Dönüm Noktası

Kadın Eli Arkeolojik Kazılarda da Başarılı Oldu. Son iki yıldır Diyarbakır’ın Ergani ilçesine sadece 7 kilometre uzaklıktaki Çayönü Tepesi’nde yapılan arkeolojik kazılarda aktif rol alan kadınlar, sadece kazı alanında değil, aynı zamanda araştırmaların bilimsel sürecinde de önemli bir yer tutuyor.

37 işçiden 32’si kadın tarım işçisi ve bu sayı, işle ilgili detaylarda uzmanlaşmaya başladıkça artıyor. Ayrıca, kazı ekibinin %60’ını kadınlar oluşturuyor. Bu durum, bölgedeki kadınların yerel kalkınmaya ve kültürel mirasın korunmasına olan katkılarını gösteriyor.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Diyarbakır’ın Ergani ilçesine sadece 7 kilometre uzaklıktaki Çayönü Tepesi, insanlık tarihinin en büyük dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

İlk Neolitik dönemden itibaren yaklaşık 12 bin yıl önce kurulan bu yerleşim yeri, sadece Anadolu değil, Yakındoğu ve Levant coğrafyasının da kültür hazinesine katkı sağlayan önemli bir merkez. Bu alan, ilk defa yerleşik hayata geçişin ve toplumsal yapının şekillendiği bir dönemi temsil ediyor.

Çayönü Tepesi: İnsanlık Tarihinin Dönüm Noktası

Kazı Çalışmalarının Tarihçesi ve Güncel Durumu

İlk kazılar 1964 yılında, İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü’nden Prof. Dr. Halet Çambel ve Chicago Üniversitesi’nden Prof. Dr. Robert John Braidwood’un ortak girişimiyle başladı. Zaman içinde kazı başkanlığı farklı isimlere devredildi; 1987-1992 yılları arasında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, son olarak da 2015-2023 yılları arasında Prof. Dr. Aslı Erim-Özdoğan kazı çalışmalarını yönetti. Günümüzde ise Çayönü Tepesi Kazı ve Araştırma Projesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun’un önderliğinde devam ediyor.

Kadın İşçilerin Katkılarıyla Yeniden Canlanan Geçmiş

Son iki yıldır kazılarda aktif rol alan kadınlar, sadece kazı alanında değil, aynı zamanda araştırmaların bilimsel sürecinde de önemli bir yer tutuyor. 37 işçiden 32’si kadın tarım işçisi ve bu sayı, işle ilgili detaylarda uzmanlaşmaya başladıkça artıyor. Ayrıca, kazı ekibinin %60’ını kadınlar oluşturuyor. Bu durum, bölgedeki kadınların yerel kalkınmaya ve kültürel mirasın korunmasına olan katkılarını gösteriyor.Kadınlar ve Bilim İnsanlarının Katkılarıyla Yeniden Canlanan Geçmiş

Sarıaltun’dan Kadınlara ve Topluma Mesajlar

Sarıaltun’dan Kadınlara ve Topluma Mesajlar

Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, yaptığı açıklamada, Çayönü Tepesi’nin dünya çapında tanınan bir neolitik yerleşim olduğunu ve kazıların 1964’te başladığını belirtti. “Burada, MÖ 10 binlerden MÖ 6 binlere kadar kesintisiz bir yerleşim gösteriliyor. Bu durum, bize bölgenin tarih boyunca insanların yaşam alanı olduğunu gösteriyor. Son iki yıldır ağırlıklı olarak bölgede bulunan kadınlarla çalışıyoruz. Bu durum, yerel istihdamı artırmak ve kadınların kültürel mirasın korunmasına katkılarını görmek açısından büyük bir önem taşıyor,” dedi.

Kadınların Kazı Sürecine Katkısı ve Eğitim

Kadınların Kazı Sürecine Katkısı ve Eğitim

Sarıaltun, kadınların kazı sırasında gösterdikleri özen ve disiplinin yanı sıra, kazı çalışmalarında artan deneyimleriyle arkeolojik verilerin detaylı analizinde de önemli rol oynadıklarını vurguladı. “Kadınlar, evde pirinçten taş ayıklarken şimdi topraktan çıkan buluntuları ayıklıyorlar. Bu süreç, onların arkeolojiye olan ilgisini ve yeteneklerini artırıyor,” diye ekledi. Ayrıca, kadınlara kazı sırasında ve sonrasında temel arkeolojik bilgiler ve kazı teknikleri anlatılarak, onların da bu kültürel mirasın korunmasında aktif rol almaları sağlanıyor.

Toplum ve Kadınlara Olan Vefa Borcu

Toplum ve Kadınlara Olan Vefa Borcu

Sarıaltun, 25 yıldır bu alanda çalışan biri olarak, kazı sırasında kadınlardan birinin “Neden müzeye götürmüyorsunuz?” sorusunu duyduğunu anlatıyor. “Bu söz, bizim toplumumuzda kadınların değerine ve kazı sürecine katılımına yeni bir anlam katıyor. Çayönü’nde en yaşlı kadın 64 yaşında, ve onun gibi birçok kadın, bu kazıların ve kültürel mirasın önemli bir parçası. Ayrıca, kazıları başlatan ve bu alanda öncü olan Prof. Halet Çambel de bir kadın. Bu nedenle, kadınlara ve onların emeğine olan vefa borcumuzun büyük olduğunu düşünüyorum,” ifadelerini kullanıyor.

İşçiler ve Aile Bağları

51 yaşındaki Suna Pala, geleneksel tarımdan kazı alanına geçiş yapmış bir kadın. “Eskiden tarlada çalışırdım, şimdi ise tarihi eserleri buluyoruz. Hocamıza gösteriyoruz ve o da müzeye götürüyor. Ne çıkabilir diye merakla bekliyoruz. Kemikler, dişler, boncuklar, taş baltalar… Tarih elimize geliyor,” diyerek kazı tutkusunu anlatıyor. Aynı zamanda, keriman Türk de çocukluğundan beri bu alanda çalıştığını, küçük yaşta ailesinin destekleriyle kazı alanında yer aldığını belirtiyor: “Boncuklar, çömlek parçaları ve eski taşlar buluyoruz. Her buluntu, bizim mutluluğumuz oluyor. Buralıyım, 30-40 yıl önce ağabeylerim burada çalışıyordu, ben de onların izinden gidiyorum.”

Sonuç ve Gelecek Vizyonu

Çayönü Tepesi’nde kadınların emekleri, sadece kazı alanında değil, aynı zamanda kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasında da büyük bir öneme sahip. Bu çalışmalar, kadınların gücünü ve bilgi birikimini ortaya çıkarırken, toplumda da kadınların değerini artırıyor. Gelecekte, bu mirasın korunması ve daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla yeni projeler ve eğitim programları planlanıyor.

Kulak İltihabının Nedenleri, Belirtileri ve Korunma Yöntemleri

Kulak İltihabının Nedenleri

Kulak iltihabının en sık görülen nedeni, dış kulak yolunun suyla temas etmesi ve bu bölgedeki hijyenin yeterince sağlanmamasıdır. Özellikle yüzme sırasında kulağa su kaçması, nemli ortamların varlığı, kulak temizliği sırasında yanlış alışkanlıklar ve kulak tıkacı kullanımı gibi durumlar, enfeksiyon riskini artırır. Ayrıca, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde, diyabet hastaları veya kronik hastalıkları bulunanlarda iltihap riski daha yüksektir. Kulağın yanlış temizlenmesi, kulak iç yüzeyinde tahrişe neden olur ve enfeksiyonların oluşmasını kolaylaştırır. Bu nedenle, kulak temizliği sırasında dikkatli olmak ve uygun yöntemler tercih etmek çok önemlidir.

Kulak İltihabının Belirtileri

Kulak iltihabının en belirgin belirtisi kulak ağrısıdır. Özellikle kulak kepçesine veya kulak yolunun dış kısmına basıldığında ağrının artması, iltihaplanmanın varlığını gösterir. Ayrıca, aşağıdaki belirtiler de ortaya çıkabilir:

  • Kulak içinde kızarıklık ve şişlik
  • Akıntı veya irin
  • Kaşıntı ve rahatsızlık hissi
  • Dokunmaya karşı hassasiyet
  • İşitmede azalma veya zorluk
  • Kulak çınlaması (tinnitus)
  • Baş dönmesi veya denge sorunları (özellikle iltihap ilerlediğinde)

Bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde, vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmak gerekir. Erken tanı ve tedavi, komplikasyonların önüne geçmek açısından çok önemlidir.

Kulak İltihabının Tedavisi ve İyileşme Süreci

Kulak iltihabının tedavisinde, genellikle doktorlar tarafından reçete edilen antibiyotik damlaları ve ağrı kesiciler kullanılır. Ayrıca, enfeksiyonun yayılmasını önlemek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için kulak bölgesine soğuk uygulamalar yapılabilir. Tedavi sürecinde, kulak bölgesini kuru tutmak ve suyla temastan kaçınmak çok önemlidir. Enfeksiyonun şiddetine göre, doktorlar gerektiğinde ağızdan alınan antibiyotikler de önerebilir. Tedavi tamamlandıktan sonra, şikayetler genellikle 3-4 gün içinde azalır ve yaklaşık 10 gün içinde tamamen iyileşme sağlanır. Ancak, tedaviye erken başlanmaması veya ihmal edilmesi, enfeksiyonun çevre dokulara yayılmasına ve ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Korunma ve Önlemler

Kulak iltihabını önlemek için alınabilecek bazı temel önlemler şunlardır:

  • Temizlik ve hijyen: Kulaklarınızı düzenli olarak hafifçe temizleyin, fakat sert cisimler veya pamuklu çubuklar kullanmayın. Bu araçlar, kulak iç yüzeyine zarar verebilir ve enfeksiyona zemin hazırlayabilir.
  • Su teması: Yüzme veya duş sırasında kulağa su kaçmasını engellemek için silikon kulak tıkacı veya yüzücü bonesi kullanabilirsiniz. Deniz veya havuz sonrası kulağınızı iyice kurulayın ve suyun dışarı çıkmasını sağlayın.
  • Yüzme ve duş sonrası dikkat: Kulaklarınızı kurulayın ve nemli bırakmamaya özen gösterin. Özellikle kulak iç yüzeyinde nem kalması, bakterilerin üremesine neden olabilir.
  • Sağlıklı yaşam: Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için dengeli beslenin, yeterince uyuyun ve stresten uzak durun. Bu sayede enfeksiyonlara karşı direnciniz artar.
  • Periyodik kontroller: Kronik kulak sorunlarınız varsa veya sık sık iltihap geçiriyorsanız, düzenli olarak kulak muayenesi yaptırmak ve doktor önerilerine uymak faydalı olacaktır.

Sonuç ve Tavsiyeler

Kulak iltihabını hafife almamak ve belirtileri fark ettiğinizde vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurmak en doğru yaklaşımdır. Ayrıca, kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek, kulak temizliğinde doğru yöntemleri kullanmak ve suyla temasta dikkatli olmak, bu rahatsızlığın oluşma riskini azaltır. Unutmayın, erken müdahale edilmediğinde enfeksiyonlar ciddi ve tedavi edilmesi zor komplikasyonlara yol açabilir. Kulak sağlığınız için düzenli kontrollerinizi yapmayı ve uzman tavsiyesiyle hareket etmeyi ihmal etmeyin.

Konya’da Hafızlık İcazet Merasimi

Tuğçe Binar
IstanbulYerelHaberler

Bugün Konya’da büyük bir sevgi ve gururla gerçekleşen Hafızlık İcazet Merasimi’ne Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da katıldı. Bu özel etkinlik, yaklaşık bin 255 hafızın Kur’an-ı Kerim’i ezberleyip icazet aldığı anlamlı bir gün oldu

Başkan Prof. Dr. Ali Erbaş’ın Konuşması ve Tebrikleri

Programda söz alan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, şunları dile getirdi: “Hafızlarımızı, anne ve babalarını, hocalarını yürekten kutluyorum. Bu gün, en anlamlı ve en güzel merasimlerden biri. Kur’an-ı Kerim’in öğrenildiği ve öğretildiği bu eğitim sürecinin sonunda yapılan bu tören, gerçekten en hayırlı merasimdir. Siz değerli hafızlarımız, sizin azminiz ve gayretiniz takdire şayandır.”

Başkan Prof. Dr. Ali Erbaş’ın Konuşması ve Tebrikleri

Erbaş, sözlerine şu şekilde devam etti: “Bugün burada, icazetnameyi sizin için hazırladık. Bu belge, Osmanlı döneminden gelen geleneksel icazetname tarzını modernize ederek, içeriğine ayetler ve hadisler eklenmiş şekildedir. İmzalarımızın bulunduğu bu belgeyle, hafızlık yolculuğunuzun sonunda sizi tebrik ediyorum.”

Vali İbrahim Akın’ın Mesajı

Vali İbrahim Akın’ın Mesajı

Konya Valisi İbrahim Akın ise, bu anlamlı günü şöyle değerlendirdi: “Sabırla, azimle ve inançla yürütülen uzun bir yolculuğun sonunda böyle bir başarıya ulaşmak gerçekten çok önemli. Bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hafızlarımızı ve onların ailelerini kutluyorum.”

Programa Katılanlar ve Etkinlik Detayları

Vali İbrahim Akın’ın Mesajı

Etkinliğe, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ı yanı sıra Konya Valisi İbrahim Akın, İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Öge, ilçelerin müftüleri, din görevlileri, kurum müdürleri, hafızlar, aileleri ve vatandaşlar katıldı.

Bu anlamlı gün, hafızlar ve onların yakınları için unutulmaz bir anı olarak hafızalara kazındı. Katılan herkes, bu kutsal yolculuğun ne kadar önemli ve anlamlı olduğunu bir kez daha gördü.

Tuğçe Binar
IstanbulYerelHaberler

İstanbul Ulaşım Sorunları ve Çözüm Arayışları

Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, İstanbul Ulaşım Politikalarına Eleştirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nde yapılan toplantıda, Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, özellikle ulaşım alanında yaşanan sorunlara dikkat çekti. Başkan Tombaş, İstanbul’un ulaşım altyapısındaki mevcut durumu detaylı bir şekilde ele alarak, son yıllarda yatırımların azalması ve plansızlığın şehrin ulaşımını olumsuz etkilediğine vurgu yaptı. Bu bağlamda, ulaşımın giderek zorlaşması, trafikte yaşanan sıkışıklık ve toplu taşıma hizmetlerinin kalitesindeki düşüş, İstanbul’un günlük yaşamını olumsuz yönde etkiliyor.

  • Ulaşımda Yaşanan Güncel Sorunlar ve Nedenleri

İstanbul’da özellikle son 6 yılda ulaşım altyapısına yapılan yatırımların yetersiz kalması, trafik yoğunluğunun artmasına neden oldu. Trafikte geçirilen zamanın uzaması, özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde ulaşımın eziyet haline gelmesine yol açtı. Bu durumu birkaç başlık altında özetlemek gerekirse:

  • Yetersiz Metro ve Raylı Sistem Yatırımları:

    Metro hatlarının ve raylı sistemlerin geliştirilmesi, İstanbul’un trafik sorununu hafifletmek amacıyla planlanmış olsa da, mevcut projelerin tamamlanma süresi ciddi anlamda uzadı veya durduruldu. Yeni metro hatlarının inşası ve mevcut hatların genişletilmesi konusunda ciddi gecikmeler yaşandı.

  • Raylı Sistemlerin Hafriyatla Doldurulması ve Projelerin Duraklaması:

    2017 yılında başlanan Sultanbeyli metrosu gibi projeler, çeşitli nedenlerle tamamlanamadı. Bu projelerin durması, şehir genelinde ulaşım alternatiflerinin azalmasına neden oldu.

  • Toplu Taşıma Hizmet Kalitesinin Düşüşü:

    Otobüs ve metrobüslerin düzenli ve konforlu hizmet vermemesi, bekleme sürelerinin uzamasıyla sonuçlandı. Günlük ortalama bekleme süreleri 40 dakikadan 63 dakikaya yükseldi.

  • Reklam ve Tanıtım Çabalarının Artması:

    CHP’li İBB yönetimi, ulaşım projeleri yerine daha çok reklam ve tanıtım faaliyetlerine odaklandı. Metro inşaatlarının yer aldığı alanlar, reklam alanlarına dönüştü. Bu durum ise, gerçek ulaşım altyapı projelerine kaynak ayırmaktan çok, görsel ve tanıtım faaliyetlerine öncelik verildiği izlenimini doğurdu.

İstatistikler ve Araştırma Verileriyle Ulaşım Durumu

Başkan Tombaş, çeşitli bağımsız araştırma şirketlerinin verilerine dayanarak, İstanbul’un trafikte bekleme süresi ve trafik hızındaki olumsuz gelişmeleri detaylandırdı. Örneğin:

Veri Kaynağı 2019 Durumu 2023 Durumu
Avrupa menşeli navigasyon sistemi firması Ortalam trafik hızı: 30 km/s Ortalam trafik hızı: 24 km/s
İBB Trafik Uygulaması İş dönüşü trafik yoğunluğu %80-90 İş dönüşü trafik yoğunluğu %90
İstatistikler Yıllık trafikte bekleme süresi: 105 saat Artış göstererek trafik sıkışıklığı ve süreleri daha da uzadı

Bu veriler, İstanbul’un trafik sorunlarının sadece yoğunluk değil, aynı zamanda altyapı yetersizliği ve plansızlık gibi temel sorunlardan kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Raylı Sistemlerin Durumu ve Gelecek Perspektifi

İstanbul’da raylı sistem yatırımları, AK Parti döneminde büyük bir ivme kazanmıştı. Bu dönemde, yaklaşık 650 kilometrelik raylı sistem projeleri tamamlandı veya devam ediyordu. Ancak, yeni yönetim bu projelerin bazılarını iptal etti veya durdurdu. Örneğin, Sultanbeyli metrosu gibi projelerin tamamlanma tarihleri defalarca ertelendi ve halen inşaat aşamasında bekliyor. Bu durum, şehirde ulaşım alternatiflerinin kısıtlanmasına ve trafik sorunlarının derinleşmesine neden oluyor.

Reklam ve Tanıtım Faaliyetleriyle Ulaşımda Dönüşüm

Metroların ve raylı sistemlerin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, reklam ve tanıtım faaliyetlerine olan yoğun ilgi oldu. Eski dönemlerde ulaşım altyapısı ön plandayken, şimdi ise yeni reklam panoları ve afişler ile şehir adeta bir tanıtım alanına dönüştü. Bu durum, gerçek projelerin yerine, görsel ve maddi kaynakların reklamlara harcandığını gösteriyor. Başkan Tombaş, bu durumu eleştirerek, “CHP’li İBB yönetimi, son 6 yılda yaptığı metro reklam pankartı uzunluğunun çeyreği kadar metro hattı yapmamıştır” diyerek, yatırımların eksikliğine dikkat çekti.

Çözüm Önerileri ve Gelecek Vizyonu

İstanbul’un ulaşım sorunlarının çözümü için öncelikle altyapıya yatırım yapılmalı, plansız ve öngörüsüz projelerden vazgeçilerek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler hayata geçirilmelidir. Ayrıca, raylı sistemlerin hızla tamamlanması ve mevcut hatların genişletilmesi gerekiyor. Trafik yönetimi ve akıllı ulaşım sistemleri ile trafik sıkışıklığı azaltılabilir. Toplu taşıma hizmetleri ise, konfor ve hız açısından geliştirilerek vatandaşların tercih etmesi sağlanmalıdır. Bu çerçevede, ulaşım alanında atılacak adımlar, İstanbul’un yaşam kalitesini artıracak ve şehri daha yaşanabilir hale getirecektir.

Çankırı’da 529 Yıllık Vakıf Geleneğiyle Toplu Sünnet Şöleni

Çankırı’da Geleneksel ve Unutulmaz Bir Sünnet Şöleni

İstanbul Yerel Haberler (İY) – Çankırı’da Geleneksel ve Unutulmaz Bir Sünnet Şöleni. Çankırı’da 529 Yıllık Vakıf Geleneğiyle Toplu Sünnet Şöleni. Bu özel gün, 41 çocuk ve aileleri için büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Şölene katılan çocuklar ve aileleri, unutulmaz anlar yaşadı ve şenliğin coşkusunu doyasıya hissetti.

Güzel Anlar ve Renkli Konvoylar

Programın başlangıcında, çocuklar için düzenlenen konvoy şehir turu ile başladı. Bu konvoya, il protokolü ve çeşitli otomobil tutkunlarının da ilgisi büyük oldu. Çocuklar ve aileleri, bu güzel gezinti sırasında Toros ve klasik otomobillerle süslenmiş araçların önünde bol bol fotoğraf çekti.

Konvoy sonunda, çocuklar ve aileleri, Anadolu’nun ilk dâru’l-hadisi ve ilk şifahanesi olarak bilinen tarihi Taş Mescit’i ziyaret etti. Burada, manevi atmosfer içinde dualar okundu ve çocuklar sünnet edilmek üzere hazırlandı.

Şölende Dağıtılan Hediyeler ve Eğlence

Sünnet töreni sonrası, çocuklar ve aileleri için çeşitli ikramlar ve eğlence alanları kuruldu. Pamuk şekeri, patlamış mısır ve çeşitli ikramlar, şölene gelen herkesin beğenisini kazandı. Ayrıca, çocuklara özel hediyeler ve sürprizler dağıtıldı.

Programın sonunda ise, Ankara Vakıflar Bölge Müdürü tarafından hediye edilen bisikletlerle çocuklar sevindirilerek, güzel bir anı yaşandı.

Konuşmalar ve Anlamlı Sözler

Konuşmalar ve Anlamlı Sözler

Şölende konuşan Ankara Vakıflar Bölge Müdürü Gökhan Bahçecik, şunları söyledi: “Her bir vakıf emanetdir ve bizler bu emaneti koruyarak 529 yıldır geleneksel bir şekilde sürdürüyoruz. Bu vakıf, ikinci Beyazıt Vakfı tarafından kuruldu ve vakfiyesinde hayırseverlik ve sosyal yardım ilkeleri yer alıyor. Bugün burada, ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarının sünnet edilmesiyle bu güzel geleneği yaşatıyoruz. Bu anlamlı etkinliğe destek veren herkese teşekkür ederim.”

Vali ve protokol üyeleri de, çocukların mutluluğuna ortak olarak, bu önemli günü daha da anlamlı kıldılar. Çocukların gözlerindeki sevinç ve ailelerin memnuniyeti, etkinliğin en güzel ödülü oldu.

Geleceğe Yatırım: Sevgi ve Birlik

Geleceğe Yatırım: Sevgi ve Birlik

Bu özel gün, sadece bir sünnet şöleni değil; aynı zamanda sevgi, birlik ve paylaşmanın simgesi oldu. Çocuklara ve ailelere sunulan bu güzel imkanlar, toplumumuzda dayanışmayı ve yardımlaşmayı güçlendirdi. Gelecek nesillere aktarılacak bu değerler, Çankırı’nın köklü gelenekleri arasında yerini aldı.

Bakan Bayraktar, “Doğal gaz tedarikinde herhangi bir aksaklık yaşanmayacak”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’dan Önemli Açıklamalar

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar, yaptığı açıklamalarla enerji piyasalarındaki güncel gelişmeleri ve vatandaşların ekonomik refahını ilgilendiren önemli konuları değerlendirdi. Özellikle doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki artışların vatandaşlara olumsuz yansımasını engellemek amacıyla uygulanan destek programlarının devam edeceğini vurguladı.

  • Doğal Gaz Fiyatlarındaki Artış ve Devam Eden Destek Programları

Bayraktar, İran-İsrail çatışması ve küresel jeopolitik gelişmeler nedeniyle petrol fiyatlarının yükseldiğine dikkat çekerek, bu durumun doğal gaz fiyatlarına da yansıdığını belirtti. Ancak, vatandaşların yüksek maliyetlerle karşılaşmaması adına devletimizin güçlü destek mekanizmaları ile bu artışların önüne geçildiğini ifade etti.

Bayraktar, şöyle devam etti: Vatandaşlarımızın ekonomik açıdan zorlanmaması adına, doğal gaz fiyatlarındaki olası yükselişleri en az seviyede tutmak için kapsamlı ve sürdürülebilir bir destek politikası uyguluyoruz. Bu politikamız, sadece mevcut ekonomik koşullara uygun değil, aynı zamanda küresel gelişmeleri de dikkate alan dinamik bir yapıya sahiptir.

  • Küresel petrol fiyatlarındaki artışları

Yaptığı değerlendirmede, küresel petrol fiyatlarındaki artışların dünya ekonomisini ve enerji piyasalarını ciddi şekilde etkilediğine vurgu yaptı. Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından, alternatif tedarik kaynakları ve altyapı yatırımlarının önemine değindi ve bu alandaki çalışmaların aralıksız devam ettiğini belirtti.

  • Doğal Gaz Tedariki ve Güvenliği

Bayraktar, gaz tedarikinde herhangi bir aksaklık yaşanmayacağını ve İran’dan önemli miktarda doğal gaz alımının sürdüğünü ifade etti. Ayrıca, alternatif tedarik yolları ve altyapı projeleri sayesinde olası arz sıkıntılarının önüne geçildiğini ve Türkiye’nin enerji güvenliğinin sağlam temellere dayandığını belirtti.

  • Petrol ve Akaryakıt Fiyatlarındaki Yükseliş ve Otomatik Fiyatlandırma Mekanizması

Son dönemde ham petrol fiyatlarındaki artışın akaryakıt fiyatlarına yansımasıyla ilgili soruları yanıtlayan Bayraktar, ülkemizde uygulanan otomatik fiyatlandırma sisteminin önemli bir mekanizma olduğunu vurguladı.

Otomatik fiyatlandırma, küresel piyasalardaki değişikliklere paralel olarak pompa fiyatlarının hızlı ve şeffaf bir şekilde güncellenmesini sağlıyor. Bayraktar, şunları kaydetti: Petrol fiyatlarındaki yükseliş, doğrudan akaryakıt fiyatlarına yansıyor. Döviz kuru ve ürün fiyatlarındaki değişiklikler de fiyatlandırma süreçlerini etkiliyor. Bu mekanizma, piyasaların şeffaf ve öngörülebilir olmasını sağlayan önemli bir unsurdur.

Güneş Gözlüğünün Önemi ve Doğru Seçim Rehberi

Güneş Gözlüğü Neden Önemlidir?

Güneş Gözlüğünün Önemi ve Doğru Seçim Rehberi. Güneş gözlüğünün göz sağlığına etkisini öğrenin ve doğru seçimi yapmanız için pratik tavsiyeler. Güneş gözlüğü, sadece yaz aylarında veya güneşli havalarda takılan bir aksesuar değildir. Asıl amacı, gözlerimizi zararlı güneş ışınlarından korumaktır. UV ışınları, yani ultraviolet ışınları, güneşten gelen ve gözlerimize zarar veren en tehlikeli ışınlardır. Bu ışınlar, gözümüzün iç yapısında hasar oluşturabilir ve zamanla ciddi hastalıklara neden olabilir.

Gözlerimiz, vücudumuzdaki en hassas ve en çok zarar görebilecek organlardan biridir. UV ışınlarına maruz kalmak, özellikle yaz aylarında güneşli saatlerde dışarı çıkarken, göz sağlığımızı riske atabilir. Bu nedenle, güneş gözlüğü kullanmak, göz sağlığını korumanın en etkili yollarından biridir.

Güneş Gözlüğünün Göz Sağlığına Etkisi

UV ışınlarının gözlerimize verdiği zararlar, zamanla birikir ve geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilir. İşte bu zararların başlıcaları:

  • Katarakt: Göz lensinin bulanıklaşması ve görme keskinliğinin azalmasına neden olur.
  • Makula Dejenerasyonu: Retina merkezinde hasar oluşturarak, merkezi görmenin kaybolmasına sebep olur.
  • Pterjium: Gözün beyaz kısmında büyüme ve rahatsızlık yaratır.
  • Göz Yorgunluğu ve Göz Kuruluğu: Uzun süre UV ışınlarına maruz kalan kişilerde gözlerde yorgunluk ve rahatsızlık artar.

Bu zararlar, zamanla ilerleyerek kalıcı görme kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle, güneş gözlüğü kullanımı, bu riskleri azaltmak ve gözlerimizi korumak açısından çok önemlidir.

Kalitesiz Gözlüğün Zararları

Piyasada uygun fiyatlara ulaşabilen birçok sahte veya düşük kaliteli güneş gözlüğü bulunmaktadır. Ancak, bu ürünler gerçekten göz sağlığını korumayabilir hatta zarar verebilir. Kalitesiz gözlüklerde UV filtresi bulunmayabilir veya zarar görebilir. Bu durumda, gözleriniz zararlı UV ışınlarına karşı daha da savunmasız hale gelir.

Bir gözlüğün camının koyu renkli olması, onun koruyucu olduğu anlamına gelmez. Asıl önemli olan, gözlüğün üzerine kaplanmış olan UV filtresidir. UV filtresi olmayan sahte veya düşük kaliteli gözlükler, göz bebeğinizi genişletir ve daha fazla UV ışınına maruz kalmanıza neden olur. Bu da, aslında gözlerinize daha fazla zarar vermek anlamına gelir. Yani, uygun olmayan veya sahte bir güneş gözlüğü kullanmak, tam tersi bir etki yapabilir ve göz sağlığınızı riske atabilir.

Doğru Güneş Gözlüğü Nasıl Seçilir?

Güneş gözlüğü seçerken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır. İşte, doğru ve güvenilir bir güneş gözlüğü seçmek için izlenmesi gereken adımlar:

  • UV Koruması: Gözlüğün etiketi üzerinde mutlaka %100 UVA ve UVB koruması veya UV400 ibaresi bulunmalıdır. UV400, gözlüğün 400 nanometreye kadar olan tüm zararlı ışınları engellediğini gösterir.
  • Standartlara Uygunluk: Avrupa standartlarına uygunluk işareti olan CE etiketi, ürünün güvenilirliğinin göstergesidir.
  • Yüz ile Uyum: Gözlüğün yüzünüze tam oturması ve yanlardan, üstten ışık sızmasını engellemesi gerekir. Bu, maksimum koruma sağlar.
  • Güvenilir Satıcılar: Gözlüklerinizi mutlaka sertifikası olan ve güvenilir optik mağazalarından alın. Düşük fiyatlı ve sahte ürünlere karşı dikkatli olun.

Çocuklar ve Göz Sağlığı

Çocukların gözleri, yetişkinlere göre daha hassas ve UV ışınlarına karşı daha savunmasızdır. Bu nedenle, çocuklar da güneş ışınlarından korunmak için uygun güneş gözlükleri kullanmalıdır. Ayrıca, çocukların göz sağlığını korumak, onların ileride sağlıklı görme yeteneğine sahip olmalarını sağlar.

Çocukların güneş gözlüğü seçiminde de aynı kurallara dikkat edilmelidir: UV koruması olan, kaliteli ve yüzlerine tam oturan modeller tercih edilmelidir. Göz sağlığı bir ömürlük bir yatırımdır; onu ihmal etmeyin ve çocuklarınızın gözlerini her zaman koruyun.

Sonuç ve Tavsiyeler

Güneş gözlüğü, sadece modaya uygun bir aksesuar değil, göz sağlığını koruyan en önemli araçtır. Doğru seçilmiş bir güneş gözlüğü, yaşam kalitenizi artırır ve görme sağlığınızı uzun yıllar korur. Bu nedenle, uygun olanı seçerken dikkatli olun, güvenilir markaları tercih edin ve UV koruması sertifikası olmayan ürünlerden uzak durun.

Unutmayın, göz sağlığınızı korumak, sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biridir. Güneşin tadını çıkarırken, gözlerinizi de korumayı ihmal etmeyin!

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Zona Riskini Azaltan Öneriler

 Stres ve Bağışıklık Sistemi

Zona hastalığı. Artan stres, uyku düzensizlikleri ve yoğun sosyal aktiviteler, bağışıklık sistemimizi zayıflatabilir. Zayıflayan bağışıklık sistemi ise, çocuklukta geçirilen suçiçeği hastalığından sonra sinir köklerinde sessizce kalan Varisella Zoster virüsünün yeniden aktif hale gelmesine neden olabilir.  Bağışıklık sistemimiz yeterince güçlü değilse, virüsün yeniden ortaya çıkmasına ve zona hastalığının gelişmesine yol açabilir.

Zona ve Belirtileri

Zona hastalığı, genellikle vücutta bir tarafta, genellikle göğüs veya karın bölgesinde, ağrılı ve kabarcıklı döküntülerle kendini gösterir. Bu döküntüler genellikle birkaç gün içinde yoğunlaşır ve kendiliğinden iyileşir. Ancak, hastalığın en önemli ve korkulan komplikasyonu olan postherpetik nevralji adı verilen, döküntüler geçtikten sonra bile devam eden şiddetli sinir ağrıları olabilir. Bu ağrılar, özellikle yaşlı bireylerde yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir ve günlük aktiviteleri zorlaştırabilir.

Stres ve Bağışıklık Sistemine Etkisi

Stres, bağışıklık sistemimizi baskılayan en önemli faktörlerden biridir. Uzun süreli ve yoğun stres, vücudumuzun enfeksiyonlara karşı direncini azaltır. Bu nedenle, stres seviyemizi kontrol altında tutmak, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek adına oldukça önemlidir. Yaz aylarında sıcak hava ve yoğun sosyal etkinlikler, stres seviyemizi artırabilir. Bu yüzden, tatil dönüşü veya yoğun etkinlikler sonrası bağışıklık sistemimizi desteklemek için önlemler almak gerekir.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirme Yöntemleri

  • Sağlıklı ve düzenli uyku: Geceleri yeterince ve kaliteli uyumak, bağışıklık sistemimizin güçlenmesine yardımcı olur.
  • Yeterli ve dengeli beslenme: Vitamin ve mineraller açısından zengin, mevsim sebze ve meyveleri ile beslenmek, vücudun direncini artırır.
  • Yeterli sıvı tüketimi: Gün boyunca bol su içmek, vücudun toksinlerden arınmasını sağlar ve bağışıklık sistemini destekler.
  • Stres yönetimi: Meditasyon, yoga veya hobilerle stres seviyesini azaltmak, bağışıklık sistemini güçlendirebilir.
  • Güneşten korunma: Güneşin zararlı UV ışınlarından korunmak, cilt sağlığını korurken, bağışıklık sistemini de destekler.

Zona Aşısı ve Korunma Yöntemleri

Zona hastalığından korunmanın en etkili yollarından biri, zona aşısıdır. Bu aşı, özellikle 50 yaş ve üzeri bireyler için önerilir. Aşı, hastalığın ortaya çıkma riskini azaltırken, aynı zamanda hastalık şiddetini de hafifletir. Aşı sayesinde, zona ve postherpetik nevralji gibi komplikasyonların önüne geçilebilir.

Zona Riskini Azaltmak İçin Diğer Tavsiyeler

  • Sağlıklı uyku düzeni: Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, uyku kalitesini artırır.
  • Stres kontrolü: Gün içinde gevşeme ve stres azaltıcı aktiviteler yapmak faydalıdır.
  • İş ve yaşam dengesine dikkat: Yoğun çalışma temposunu düzenlemek, stres seviyesini düşürür.
  • Hastalık belirtilerini erken fark etmek: Döküntüler veya sinir ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde, hemen bir sağlık uzmanına başvurmak önemlidir.

Sonuç ve Öneriler

Yaz ayları, hem eğlence hem de stres artışına neden olabilecek dönemlerdir. Bu dönemde bağışıklık sistemimizi korumak için sağlıklı yaşam alışkanlıkları benimsemeli, stresten uzak durmalı ve gerekirse uzmanlardan destek almalıyız. Ayrıca, risk altında olan kişiler için zona aşısı önemli bir koruma yöntemidir. Unutmayın, sağlıklı bir yaşam tarzı ve zamanında alınan önlemlerle, yaz aylarını hem keyifli hem de sağlıklı geçirebilirsiniz.

İngiltere Premier Lig 2025-2026 Sezonu Fikstürü

İngiltere Premier Lig’de 2025-2026 Sezonu Heyecan Verici Fikstür Açıklandı

En prestijli futbol liglerinden biri olan İngiltere Premier Lig’de yeni sezonun heyecanı başladı. 2025-2026 sezonu için hazırlanan detaylı fikstür, futbolseverlere unutulmaz anlar yaşatmaya hazır. Toplam 380 maçın yer aldığı bu sezon, takımların güç gösterisi ve büyük rekabetlerle dolu olacak.

Sezonun Açılış Maçı ve Favori Takımlar

İngiltere Premier Lig 2025-2026 Sezonu Fikstürü

Geçtiğimiz sezon şampiyonluk ipini göğüsleyen Liverpool, yeni sezonu evinde Bournemouth karşılaşmasıyla açacak. Bu maç, hem sezonun başlangıcını simgeleyecek hem de taraftarların büyük ilgisini çekecek.

Manchester City ise zorlu Wolverhampton deplasmanında sezona merhaba diyecek. Arsenal ise, sezonu 2. tamamlayan güçlü kadrosuyla Old Trafford’da Manchester United ile karşılaşarak ilk adımını atacak.

İlk Hafta Maç Programı ve Detaylar

Tarih Maçlar
15 Ağustos Cuma Liverpool – Bournemouth
16 Ağustos Cumartesi
  • Aston Villa – Newcastle United
  • Brighton & Hove Albion – Fulham
  • Nottingham Forest – Brentford
  • Sunderland – West Ham United
  • Tottenham Hotspur – Burnley
  • Wolverhampton Wanderers – Manchester City
17 Ağustos Pazar
18 Ağustos Pazartesi

Sezonun Beklentileri ve Futbol Tutkunları İçin Büyük Bir Görüntü

Yeni sezon, takımların güç dengelerini gözler önüne serecek ve büyük heyecanlara sahne olacak. Taraftarlar, sevdiği takımların yeni transferleri ve form grafikleriyle sezon boyunca adeta nefeslerini tutacak. Her maç, şampiyonluk yolunda önemli bir adım olacak ve futbolun büyüleyici atmosferi bu sezonda zirve yapacak.

Bağcılar’da Kiraz Festivali Coşkusu

Bağcılar Belediyesi’nin Geleneksel Kiraz Festivali’ne Yoğun İlgi

Bağcılar’da Kiraz Festivali Coşkusu. Bağcılar Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve ilçe halkının büyük heyecanla beklediği 13. Kiraz Festivali, bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Festival kapsamında vatandaşlar, doğal ortamda kiraz toplama keyfini yaşarken, çocuklar ve aileler unutulmaz anlar geçirdi.

Bağcılar Belediyesi’nin Geleneksel Kiraz Festivali’ne Yoğun İlgi

Kiraz Bahçeleri ve Festivale Katılım

Bağcılar Belediyesi’nin özenle hazırladığı Nostalji Bahçeleri içerisinde yer alan Kiraz Bahçeleri, yaklaşık 2.000 metrekarelik alanda kurulmuş olup, içerisinde toplam 84 adet Napolyon ve Stargold türü kiraz ağacı bulunuyor. Bu bahçeler sayesinde vatandaşlar, dalından taze kirazları kopararak doğrudan yeme fırsatı yakaladı. Ayrıca, bahçenin doğal ve sakin ortamı, ziyaretçilere huzurlu bir piknik deneyimi sunuyor.

Festival Sırasında Aktiviteler ve Renkli Anlar

Festival Sırasında Aktiviteler ve Renkli Anlar

  • Aileler için piknik ve hasır keyfi
  • Çocuklar için yüz boyama etkinliği ve eğlenceli oyunlar
  • Yüzlerce vatandaş kiraz toplamaya katıldı
  • Festival alanında Nasreddin Hoca tiplemesi gösterileri gerçekleştirildi

Bu etkinlikler, çocukların ve yetişkinlerin birlikte eğlenip sosyalleşmesine imkan sağladı. Çocuklar, hem eğlendi hem de doğal ortamda kirazın tadını çıkarma fırsatı buldu.


Belediye Başkanı Yasin Yıldız’ın Katılımı ve Mesajı

Belediye Başkanı Yasin Yıldız’ın Katılımı ve Mesajı

Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, festivalde vatandaşlarla bir araya geldi. Dalından kopardığı kirazlardan ikram eden Yıldız, vatandaşların ilgisiyle karşılaştı. Başkan Yıldız, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Vatandaşlarımızla birlikte olmanın ve doğal ürünleri paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl kirazlarımız oldukça olgunlaştı ve vatandaşlarımızın beğenisine sunuldu. Önümüzdeki günlerde ise kayısı bahçemizdeki kayısılar da olgunlaşmış olacak ve onları da toplamayı planlıyoruz.”

Gelecek Planları ve Kayısı Hasadı

Gelecek Planları ve Kayısı Hasadı

Başkan Yıldız, festival sonrası kayısı hasadının da yapılacağını belirterek, “İnşallah 10-15 gün içinde kayısılarımız da olgunlaşacak ve aynı heyecanla onları da toplamaya başlayacağız. Bu etkinlikler, ilçemize değer katmaya devam edecek” dedi. Ayrıca, festivalin geleneksel hale gelmesiyle birlikte, her yıl farklı meyve ve ürünlerin de tanıtılacağı çalışmalar planlanmaktadır.

Sonuç ve Katılım Çağrısı

Sonuç ve Katılım ÇağrısıBağcılar Belediyesi’nin düzenlediği Kiraz Festivali, hem doğal güzellikleri görmek hem de sevdiklerinizle birlikte keyifli vakit geçirmek isteyen vatandaşlar için büyük bir fırsat sunuyor.

Her yaş grubundan katılımın sağlandığı bu etkinliklere, tüm ilçeden ve çevre ilçelerden de yoğun ilgi gösterilmektedir. Sizleri de gelecek yıl düzenlenecek bu güzel festivale davet ediyoruz.

Yaz Aylarında Kenelere Karşı Korunma Yöntemleri

Yaz Aylarında Kenelere Karşı Korunma Yöntemleri. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte doğa yürüyüşleri, piknikler ve orman gezileri artar. Bu aktiviteler sırasında kenelerle karşılaşma riski de yükselir. Keneler, küçük ve ince yapılarıyla fark edilmesi zor olabilen parazit canlılardır. Ancak, kenelerin ısırması ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, kenelere karşı dikkatli olmak ve alınacak önlemleri bilmek büyük önem taşır.

Kenelerin Özellikleri ve Bulunduğu Bölgeler

Türkiye’de 800’den fazla kene türü bulunmakta ve bu türlerin bazıları hastalık taşıma potansiyeline sahiptir. Keneler genellikle ormanlık alanlar, yüksek otlaklar, çalılık bölgeleri ve yeşil alanlarda yaşarlar. En aktif oldukları dönem ise genellikle bahar ve yaz aylarıdır. Özellikle nisan ve ekim ayları arasında keneler daha fazla aktif hale gelirler.

Hastalık Taşıyan Keneler ve Riskleri

Keneler, sadece kan emmekle kalmaz, aynı zamanda çeşitli mikroorganizmaları da taşıyabilirler. Bu mikroorganizmalar, insanlara çeşitli hastalıklar bulaştırabilir. Türkiye’de en çok görülen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açan hastalıklar şunlardır:

  • Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA): Viral bir enfeksiyon olup, kanamalı ateş grubuna aittir.
  • Lyme Hastalığı: Bakteriyel bir hastalık olup, ciltte kızarıklık ve eklem ağrılarına yol açar.
  • Riketsiya Hastalıkları: Ülkemizde Akdeniz Benekli Ateşi olarak bilinir ve yüksek ateş ile belirtiler gösterir.
  • Tularemi: Bakteriyel bir hastalık olup, ciltte ülserler ve lenf bezlerinde şişliklere sebep olur.

KKKA Hakkında Detaylar

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Asya, Afrika ve Avrupa’da görülen viral bir enfeksiyon hastalığıdır. 2002 yılından beri Türkiye’de de bildirilmiş olup, hastalığın ilk belirtileri genellikle grip benzer şikayetlerdir. Virüs, kenelerin tutunması veya ezilmesi sırasında kan ve vücut sıvılarıyla bulaşabilir. Ayrıca, enfekte hayvanların kan veya dokuları ile doğrudan temas da hastalığın bulaşmasına neden olabilir. Gebelik sırasında anne ve bebeğe geçiş riski de mevcuttur, bu nedenle hamilelerin dikkatli olması gerekir.

KKKA Belirtileri ve Tanı

Kene ısırdıktan sonra genellikle 3-7 gün içinde ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve baş dönmesi gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde gözlerde kızarıklık ve vücutta döküntü görülebilir. Kanama, burun kanaması, mide veya bağırsak kanaması sıkça rastlanan belirtilerdir. Ayrıca kadınlarda uzun süreli adet kanamaları da görülebilir. Bu belirtilerden herhangi biri oluşursa derhal sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.

Kene Çıkarmanın Doğru Yöntemleri

Kene ısırması durumunda yapılması gereken ilk şey, keneyi vücuttan dikkatlice ve tamamen çıkarmaktır. Kene, cımbız veya ince uçlu pens kullanılarak, tutunduğu yerden sağa veya sola hafifçe oynatılarak, tümüyle çıkarılmalıdır. Kene çıkarılırken, başının deriye gömülü kalmaması çok önemlidir. Kene çıkarıldıktan sonra, tutunduğu alan antiseptik bir maddeyle temizlenmelidir. Kene, çamaşır suyu veya kolonya gibi maddelerle öldürülmeye çalışılmamalıdır çünkü bu maddeler, mikroorganizmaların bulaşma riskini artırabilir.

Kene Çıkardıktan Sonra Yapılması Gerekenler

Kene çıkarıldıktan sonra, vücut 14 gün boyunca yakından takip edilmelidir. Bu süre içinde ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, kusma, ishal, burun ve adet kanaması gibi şikayetler dikkatle izlenmelidir. Özellikle KKKA riski bulunan bölgelerde yaşayan veya bu bölgelere seyahat eden kişiler, bu belirtiler olursa derhal sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Ateş en önemli uyarı işaretidir ve bu süre boyunca düzenli olarak takip edilmelidir.

Kenelerden Korunma Yöntemleri

Kenelerden korunmak için alınabilecek önlemler şunlardır:

  • Orman veya yeşil alanlara çıkarken uzun kollu ve uzun paçalı giysiler tercih edilmelidir.
  • Çoraplar pantolonların üzerine çekilmelidir, böylece kenelerin cilde ulaşması engellenir.
  • Açık renkli giysiler giyerek, üzerinizdeki keneleri ve böcekleri daha kolay fark edebilirsiniz.
  • DEET içeren sinek kovucu ürünler kullanmak oldukça etkilidir. Yüzde 10-35 arasında DEET içeren ürünler tercih edilmelidir.
  • Orman veya açık alandan döndükten sonra en geç 2 saat içinde duş alınmalı ve kıyafetler yüksek ısıda kurutulmalıdır.
  • Vücuttaki ince deriye sahip bölgeler (kulak arkası, diz arkası gibi) düzenli kontrol edilmelidir.

İlaç ve Tedavi Yöntemleri

KKKA gibi hastalıkların erken teşhis edilmesi ve tedavi edilmesi oldukça önemlidir. Erken dönemde antiviral ilaçlar kullanılabilir ve hastalık seyri olumlu yönde etkilenir. Ayrıca, hastanın durumu ağırsa, kanama ve trombosit seviyeleri takip edilerek gerekli durumlarda kan ve trombosit takviyesi yapılabilir. Destek tedavileri hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler ve hastanın iyileşmesini sağlar.

Sonuç ve Öneriler

Yaz aylarında doğayla iç içe olmak, sağlıklı ve keyifli bir yaşam için güzel bir fırsattır. Ancak, kenelere karşı dikkatli olmak ve yukarıda belirtilen önlemleri almak, olası sağlık risklerini azaltır. Kenelerle karşılaşıldığında, doğru şekilde çıkarma ve belirtileri takip etmek hayati önem taşır. Sağlık açısından riskli bölgelerde yaşayanlar veya seyahat edenler, bu konuda bilinçli olmalı ve gerekirse uzmanlara danışmalıdır.

İnegöl Fatihi Turgut Alp İçin Anma Töreni

İnegöl Belediyesi ve Turgutalp Köyü İş Birliğiyle Turgut Alp Anılacak

İnegöl Belediyesi, Turgutalp Köyü ile ortaklaşa düzenlediği özel bir etkinlikle Osmanlı’nın kuruluş döneminin önemli isimlerinden ve İnegöl’ün Fatihi olarak bilinen Turgut Alp için anlamlı bir anma töreni gerçekleştirecek. Bu etkinlik, 22 Haziran Pazar günü saat 14.00’te Turgut Alp Türbesi’nde düzenlenecek.

Şehri, Bizans’ın elinden alarak Türk topraklarına katmış ve bu başarısıyla “İnegöl’ün Fatihi” unvanını almış Turgut Alp, 22 Haziran Pazar günü, onun kabri bulunan Turgutalpköy Mahallesi’nde anılacak. Bu özel program, geçmişle gelecek arasındaki bağı güçlendirmek amacıyla düzenleniyor.

700 Yıllık Türbenin Yeniden Hayata Döndürülmesi

İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın öncülüğünde, ’Tarihe Saygı’ projesi kapsamında, Bursa Valiliği ve belediye iş birliğiyle, yaklaşık 700 yıl önce inşa edilen ve uzun yıllar bakımsız kalan Turgut Alp Türbesi restore edilerek yeniden ayağa kaldırıldı. Bu çalışmalar sayesinde, türbe ve şadırvan birçok yenilikle donatıldı ve alan genel anlamda yenilendi.

Yapılan restorasyon çalışmaları kapsamında; türbe ve şadırvan tam anlamıyla restore edildi, çevresine yeni düzenlemeler getirildi ve alanın kullanışlılığı artırıldı. Ayrıca, yanına kadın ve erkekler için mescitler inşa edilerek ziyaretçilerin rahat etmesi sağlandı. Toplamda yaklaşık 3 bin metrekarelik meydan alanında; anıt alanı, 108 metrekarelik kafeterya, sert zemin kaplamaları ve aydınlatma sistemleri kuruldu. Böylece, Turgut Alp’e yakışan, tarihi ve kültürel değeri yüksek bir alan oluşturuldu.

Anma Töreni Detayları

Anma Töreni Detayları
İnegöl Fatihi Turgut Alp İçin Anma Töreni 68

22 Nisan Pazar günü saat 14.00’te, Turgut Alp’in kabri başında düzenlenecek anma töreninde özel bir başlangıç yapılacak. Programın açılışında, Kur’an-ı Kerim okunacak ve dua edilecek. Bu dini bölümleri, Nurullah Memiş ve Mehmet Nuri Memiş gerçekleştirecek. Katılımcılar, tarihi atmosfer eşliğinde dualar ederek manevi bir ortamda bulunacaklar.

Etkinliğin devamında, İnegöl’ün en önemli simgelerinden biri olan ve Türkiye’nin ilk sivil Mehter Takımı sahne alacak. Bu gösteri, ziyaretçilere tarihi coşku ve milli ruhu yeniden hissettirecek.

İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın Mesajı

Başkan Alper Taban, Turgut Alp’in İnegöl’ün tarihindeki büyük önemine vurgu yaparak, tüm vatandaşları bu anlamlı etkinliğe davet etti. Taban, açıklamasında şunları söyledi: “Köklerimizi, tarihimize yön veren önemli isimleri hatırlamak ve yeni nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur. Turgut Alp gibi büyük bir değeri anmak ve onun manevi mirasını yaşatmak için 22 Haziran Pazar günü saat 14.00’te gerçekleşecek anma törenimize tüm halkımızı bekliyoruz.”

İnegöl’ün Fatihi: Turgut Alp’in Destansı Hayatı

İnegöl Belediyesi ve Turgutalp Köyü İş Birliğiyle Turgut Alp Anması
İnegöl Fatihi Turgut Alp İçin Anma Töreni 69

Turgut Alp, Anadolu’nun tarih sahnesinde beylikten cihan devletine yürüyen Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşunda kilit rol oynamış, adı destanlaşmış bir Alp ve gazi beyidir. İnegöl’ün Fatihi olarak anılan Turgut Alp, Kayı Boyu’nun en seçkin komutanlarından biri olup, ömrü boyunca üç büyük lidere; Ertuğrul Gazi, Osman Gazi ve Orhan Gazi’ye sadakatle hizmet etmiştir. Hakkındaki bilgiler sınırlı olsa da, kroniklerde ve efsanelerde onun cesareti, stratejik zekâsı ve uzun ömrü daima vurgulanmıştır.

Bir Askeri Deha

Turgut Alp’in kesin doğum yeri ve tarihi bilinmemekle birlikte, 13. yüzyılın sonlarında Ertuğrul Gazi’nin yanında bir alperen olarak kariyerine başladığı tahmin edilmektedir. “Alp” unvanı, kendisinin dirlik sahibi bir babanın oğlu olduğunu ve aynı zamanda gaza ruhu taşıyan bir savaşçı olduğunu göstermektedir. O, tıpkı Köse Mihal, Aykut Alp ve Saltuk Alp gibi, Osman Bey’in beyliği kurarken en güvendiği ve kritik görevlere gönderdiği silah arkadaşları arasında yer almıştır.

Turgut Alp’in askeri dehasının zirveye çıktığı ve adının tarihe altın harflerle yazıldığı fetih, hiç şüphesiz İnegöl’ün fethidir. İnegöl, Bizans’ın önemli kalelerinden biri olup, tekfuru Aya Nikola, bölgedeki Türk beylikleri için sürekli bir tehdit ve sıkıntı kaynağıydı. Nikola, Türklerin yaylalara gidiş-geliş yollarını keserek haraç alıyor ve düşmanca faaliyetlerde bulunuyordu. Osman Bey, bu stratejik kalenin fethi için Turgut Alp’i bir süvari birliğinin başında görevlendirdi. Turgut Alp, kaleyi kuşatıp Bizans kuvvetlerine karşı çetin mücadeleler vererek 1299 yılında İnegöl’ü fethetmeyi başardı. Bu büyük başarının ardından, Osman Gazi takdirinin bir nişanesi olarak İnegöl ve çevresinin (o dönemdeki adıyla Turgut-ili) idaresini Turgut Alp’e dirlik olarak vermiştir.

Turgut Alp, sadece Osman Gazi döneminde değil, onun oğlu ve ikinci Osmanlı Padişahı Orhan Gazi döneminde de aktif görev almıştır. Tarihi kayıtlara göre, İnegöl’ün fethinden sonra Köse Mihal ile birlikte Orhan Gazi’nin komutasında Atranos’un (bugünkü Orhaneli) fethine katılmıştır. Ayrıca 1326 yılında gerçekleşen ve Osmanlı Devleti’nin önemli dönüm noktalarından biri olan Bursa kuşatması ve fethinde de Orhan Gazi’nin yanında yer almıştır. Bu, onun sadece bir fatih değil, aynı zamanda beyliğin idari ve askeri yapısının inşasında rol alan bir yönetici olduğunu da gösterir.

Bursa Kuşatması ve Fethine de Katıldı

Tarihi kaynaklar, Turgut Alp’in o dönemin şartlarına göre oldukça uzun bir ömür sürdüğünü ve hatta yüz yaşını aştığını rivayet eder. Bu uzun hizmet ömrü, onun askeri yeteneği ve fiziksel dirayeti hakkında önemli bir ipucudur. Turgut Alp’in vefat tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1334-1335 yıllarından sonra öldüğü düşünülmektedir.

İnegöl’e derin bir sevgi ve bağlılık duyan Turgut Alp’in mezarı, kendi adını taşıyan Turgutalp (eski adıyla Genci) köyü mezarlığında bulunmaktadır. Rivayete göre son nefesinde, “Yiğitlerim, gayrı ölüyorum. Hakkınızı helal edin. Ölümümden sonra beni öyle bir yere gömün ki mezarım toprağımda olsun, gözlerim fethettiğim İnegöl’ü görsün, esen rüzgâr yüzüme serinlik versin” diyerek vasiyetini dile getirmiştir.

İnegöl’ün Fatihi Turgut Alp, Osmanlı’nın kuruluşundaki ilk adımları atan, fethettiği topraklara adını veren ve günümüzde bile saygı ve minnetle anılan, efsaneleşmiş bir Türk kahramanıdır. Onun adı, hem tarih kitaplarında hem de Bursa’nın İnegöl ilçesinde yaşatılmaya devam etmektedir.

Mesut Özil, öğrencilerle bir araya geldi

Eski futbolcu Mesut Özil, Başakşehir’de özel bir okulda öğrencilerle bir ortaya geldi.

Eski futbolcu Mesut Özil, Başakşehir’de özel bir okulda öğrencilerle bir ortaya geldi. Özil, bu özel buluşmada öğrencilerle sohbet edip, hatıra fotoğrafı çektirdi. Eski yıldız oyuncu, daha sonra meslek seyahatini ve ömür deneyimlerini söyleşide anlattı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Mesut Özil, “Heyecanlıyım biraz. Çok memnunum. Karşılamada gördüğünüz üzere bizim minnoşlar çok sempatik. Ayrıyeten çok memnun oldum. Değerli isimler Türkiye’ye geliyor, futbol oynuyor. İnşallah büyük kulüplerimiz de Avrupa’da başarılı olur. Kısa vakitte Ümraniye’de bir akademi kuracağım. Gençlerin elinden tutup, kendilerini Avrupa’da en büyük sahnelerde göstermelerini istiyorum” dedi.

mesut ozil ogrencilerle bir ortaya geldi 0

mesut ozil ogrencilerle bir ortaya geldi 1 mJBBMzvt

Arnavutköy Karaburun Sahili’ne Mavi Bayrak Ödülü

Arnavutköy Karaburun Sahili’ne Mavi Bayrak Ayrıcalığı

İstanbul Yerel Haberler (İY)

İstanbul’un kuzey sınırlarında bulunan ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Arnavutköy ilçesindeki Karaburun Sahili, uzun süren çevresel ve güvenlik kriterleri değerlendirmelerinin ardından uluslararası prestijli “Mavi Bayrak” ödülüne layık görüldü. Bu ödül, plajın hem çevre bilinciyle uyumlu olduğunu hem de ziyaretçilerine güvenli ve hijyenik bir ortam sunduğunu gösteriyor.

Arnavutköy Karaburun Sahili'ne Mavi Bayrak Ayrıcalığı
Arnavutköy Karaburun Sahili'ne Mavi Bayrak Ödülü 80

İstanbul’un ve Türkiye’nin kıyı şeridinde az sayıda verilen bu ödül, Karaburun Plajı’nın deniz suyu kalitesi, çevre yönetimi, hijyen standartları ve güvenlik önlemleri açısından gösterdiği üstün performansı belgelemektedir. Bu başarı, bölgedeki turizmin gelişimi ve çevre koruma bilincinin artırılması açısından önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Detaylı Denetimler ve Süreçler

 Karaburun Sahili, uluslararası kriterlere uygun olarak düzenli ve titizlikle yapılan denetimlerden geçti. Bu denetimler kapsamında suyun kalitesi, plajın temizliği, cankurtaran hizmetlerinin etkinliği, atık yönetimi ve çevre eğitimi gibi birçok kriter değerlendirildi. Ayrıca, plajın sürdürülebilirlik ve ekolojik dengeyi koruma konularında gösterdiği hassasiyet göz önüne alındı.

Detaylı Denetimler ve Süreçler
Arnavutköy Karaburun Sahili'ne Mavi Bayrak Ödülü 81

Denetimler sonucu, plajın tüm kriterleri başarıyla karşılamasıyla birlikte, bölgedeki halkın ve ziyaretçilerin güvenliği ve sağlığı ön planda tutuldu. Bu da Karaburun Sahili’nin sadece bir plaj değil, aynı zamanda çevre ve toplum sağlığı odaklı bir yaşam alanı olduğunu ortaya koyuyor.

Tören ve Etkinlikler

Bu önemli başarının kutlaması amacıyla düzenlenen törende, Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu ve Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu başta olmak üzere birçok resmi yetkili ve vatandaş katıldı. Tören sırasında yapılan kortej yürüyüşü, plajın temizliği ve güvenliği adına atılan adımların vurgulandığı bir an oldu. Ayrıca, deniz üzerinde gerçekleştirilen tekne ve jetski gösterileri, etkinliğin görsel açıdan renklendiği önemli unsurlardı.

Tören ve Etkinlikler
Arnavutköy Karaburun Sahili'ne Mavi Bayrak Ödülü 82

Programın sonunda, mavi bayrak göndere çekilerek resmi olarak plaja takıldı. Bu sembolik hareket, Karaburun Sahili’nin çevre dostu ve sürdürülebilir bir turizm alanı olduğunu tüm kamuoyuna ilan etti.

Karaburun Plajı ve Çevresel Çalışmalar

Karaburun Plajı ve Çevresel Çalışmalar
Arnavutköy Karaburun Sahili'ne Mavi Bayrak Ödülü 83

Plajın mavi bayrak almasının arkasında, düzenli deniz suyu analizleri, temizlik çalışmalarına ek olarak, çevre bilincinin artırılmasına yönelik eğitimler ve gönüllü çalışmalar bulunuyor. Ayrıca, bölgedeki altyapı iyileştirmeleri ve doğal yaşam alanlarının korunması adına çeşitli projeler hayata geçirildi.

Özellikle, atıkların doğru şekilde toplanması ve geri dönüşüm bilincinin artırılması amacıyla halk ve ziyaretçilere yönelik eğitimler düzenleniyor. Bu sayede, bölge sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yönetiliyor ve gelecek nesillere temiz ve sağlıklı bir doğa bırakılması hedefleniyor.

Başarı ve Önemi

Karaburun Plajı’nın 33 kriteri başarıyla tamamlaması, bölgedeki altyapı ve çevre yönetiminin ne kadar titizlikle yürütüldüğünü gösteriyor. Bu başarı, sadece yerel yönetimler ve çalışanların değil, aynı zamanda bölgeye değer katan gönüllülerin ve halkın ortak emeklerinin sonucudur.

“Karaburun plajımız 33 kriterin tamamını sağlayarak mavi bayrağı elde etti” şeklinde konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, bu ödülün bölge turizmi ve çevre bilinci açısından büyük bir kazanım olduğunu vurguladı. Ayrıca, bu başarının bölgedeki turizm potansiyelini artırdığını ve bölgenin uluslararası arenada daha fazla tanınmasını sağladığını sözlerine ekledi.

Sonuç olarak, Karaburun Sahili’nin aldığı bu prestijli ödül, bölgenin hem doğa dostu hem de güvenli bir turizm merkezi olma yolunda önemli bir adım olduğunu gösteriyor. Bu başarı, bölgenin sürdürülebilir kalkınması ve gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakılması adına atılmış büyük bir adımdır.

Sessiz Kalp Krizi Belirtileri

Sessiz Kalp Krizi Nedir ve Neden Önemlidir?

Sessiz Kalp Krizi Belirtileri. Sessiz kalp krizi ve belirtileri hakkında detaylı ve kolayca anlaşılır bilgiler. Kalp sağlığınızı korumak için önemli ipuçları .

Kalp krizi, kalp kasına giden kan akışının ani ve ciddi şekilde engellenmesi sonucunda oluşan hayati tehlike arz eden bir durumdur. Genellikle göğüs ağrısı, kol uyuşması ve nefes darlığı gibi belirgin belirtilerle kendini gösterir. Ancak, bazı kalp krizleri çok hafif geçer veya hiç belirti vermez. İşte bu duruma “sessiz kalp krizi” denir. Sessiz kalp krizleri, özellikle diyabet hastaları, yaşlılar ve kadınlar arasında daha yaygındır çünkü bu kişilerde klasik belirtiler çok belirgin olmayabilir veya tamamen fark edilmeden geçebilir. Bu nedenle, sessiz kalp krizine dikkat etmek ve zamanında teşhis etmek büyük önem taşır.

Sessiz Kalp Krizinin Belirtileri ve Tanısı

Sessiz kalp krizleri genellikle hafif veya karışık belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtiler arasında sırt, çene veya boyun bölgesinde devam eden veya nedeni açıklanamayan ağrılar, sürekli yorgun hissetmek, mide bulantısı, hazımsızlık ve şişkinlik bulunur. Özellikle gece ortaya çıkan soğuk terleme, baş dönmesi ve ayakta dururken yaşanan baygınlık hissi de önemli işaretlerdir. Ancak, bu belirtiler çoğu zaman günlük koşuşturma veya grip gibi diğer rahatsızlıklarla karıştırılır. Bu nedenle, bu tür şikayetler sık sık yaşanıyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve gerekli testler yapılmalıdır.

Kalp Krizi Belirtilerini Tanıma ve Erken Müdahale

Kalp krizi belirtileri hafif veya sinsi olduğunda, kişi fark edemeyebilir veya geç fark edebilir. Bu yüzden düzenli sağlık kontrolleri, özellikle risk altındaki kişiler için hayati öneme sahiptir. Doktorlar, kalp krizini erken tespit etmek için EKG, troponin testi, ekokardiyografi ve stres testleri gibi çeşitli tetkikler uygularlar. Ayrıca, risk faktörlerini bilmek ve bu faktörlere göre önlem almak gerekir. Sigara kullanımı, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, diyabet ve aşırı kilo gibi faktörler, kalp hastalığı riskini artırır. Sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, stresten uzak durmak ve sigarayı bırakmak, kalp sağlığını koruyan en önemli adımlardır.

Kalp Krizi Riskini Azaltmak İçin Alınabilecek Önlemler

  • Sigarayı bırakmak
  • Sağlıklı ve dengeli beslenmek (taze sebze, meyve, tam tahıllar ve az tuz)
  • Düzenli egzersiz yapmak (örneğin, haftada en az 150 dakika yürüme veya hafif tempolu egzersiz)
  • Yüksek tansiyon ve kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmak
  • Düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak
  • Stres yönetimi ve uyku düzenine dikkat etmek

Sessiz Kalp Krizi Sonrası ve Günlük Yaşam

Sessiz kalp krizi geçiren kişiler, genellikle farkında olmadan kalp damarlarında hasar oluşabilir. Bu durumda, ilerleyen dönemlerde kalp yetmezliği veya başka ciddi sorunlar gelişebilir. Bu nedenle, kalp krizi geçiren kişilerin düzenli takip ve tedavi görmesi önemlidir. Günlük yaşamda, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmek ve doktor önerilerine uymak, hastalığın ilerlemesini engelleyebilir ve yaşam kalitesini artırabilir.

Kalp sağlığınızı korumak ve sessiz kalp krizlerini önlemek için risk faktörlerinizi bilin, belirtileri tanıyın ve zamanında müdahale edin. Unutmayın, geç kalınmış müdahaleler ciddi sonuçlar doğurabilir.

Karın Germe Ameliyatı Nedir? Nasıl yapılır?

Karın Germe Ameliyatı Nedir?

Karın Germe Ameliyatı Nedir? Nasıl yapılır? Karın germe ameliyatı hakkında detaylı bilgi ve rehber. Ameliyat süreci, avantajları ve dikkat edilmesi gerekenler: Karın germe ameliyatı, tıp dilinde abdominoplasti olarak adlandırılır. Günlük hayatta ise çoğu zaman “karın toparlama” veya “karın yağlarını aldırma” olarak bilinir. Bu operasyon, özellikle doğum sonrası, hızlı kilo verme veya kilo alıp verme sonucu oluşan karın bölgesindeki sarkma ve fazla deri sorunlarını çözmek amacıyla yapılır. Aynı zamanda karın kaslarının gevşemesi veya ayrışması gibi durumları da düzeltir.

Kimler Karın Germe Ameliyatına Uygundur?

Karın germe ameliyatı, aşağıdaki durumları yaşayan kişiler için uygun olabilir:

  • Doğum sonrası karın bölgesinde sarkma ve gevşeme yaşayan kadınlar,
  • Büyük kilo kaybı sonrası karın bölgesinde fazla deri ve yağ kalan kişiler,
  • Karın kaslarında ayrışma veya zayıflama olanlar,
  • Ciltte çatlaklar ve içe doğru çökme gibi sorunlar yaşayanlar.

Ancak, bu ameliyat için uygun olabilmek adına hastaların genel sağlık durumu iyi olmalı ve hamilelik planları olmamalıdır. Ayrıca, hastanın kilo verme sürecini tamamlamış olması ve sağlıklı bir kiloda olması tercih edilir.

Karın Germe Ameliyatı ve Kilo Verme

Önemli nokta, karın germe ameliyatının bir kilo verme yöntemi olmadığıdır. Bu operasyon, fazla deri ve cilt altı yağların alınmasını sağlar, ancak hastanın kilo vermesi için sağlıklı beslenme ve egzersiz şarttır. Ayrıca, operasyon sonrası alınan kiloların tekrar oluşmaması için diyet ve düzenli egzersiz önerilir.

Hangi Yöntem Uygundur?

Karın germe ameliyatında, kullanılan teknikler hastanın durumuna göre farklılık gösterir:

  • Mini abdominoplasti: Sadece göbek altı bölgesinde sarkma olan kişiler için uygundur. Daha kısa iyileşme süresi ve daha az iz bırakır.
  • Totak abdominoplasti: Hem üst hem alt karın bölgesine müdahale edilerek, kaslar sıkılaştırılır ve daha kapsamlı bir estetik sağlanır. Bu yöntemde izler biraz daha belirgin olabilir.

Ameliyata Nasıl Hazırlanmalıyım?

Operasyona hazırlık aşamasında şu adımlar önemlidir:

  • En az 4 hafta öncesinden sigara kullanımı bırakılmalı,
  • Sağlıklı bir kiloda olmak ve kilo kontrolü sağlanmalı,
  • Fazla beslenmeden kaçınılmalı,
  • Operasyon öncesi ve sonrası kullanılacak korsenin planlanması için mevsim ve günlük yaşam koşulları göz önünde bulundurulmalı.

Yağlar Alınabilir mi?

Karın bölgesinde lokalize yağlanma varsa, aynı seansta liposuction yani yağ alma işlemi de yapılabilir. Bu sayede bel ve kalça bölgesinin hatları daha estetik hale gelir ve vücut konturu belirginleşir. Bu karar, hastanın durumu ve ihtiyaçlarına göre doktor tarafından belirlenir.

İyileşme Süreci ve İşe Dönüş

Operasyon sonrası hastalar genellikle 1 gün içinde taburcu edilir. İlk birkaç gün hafif ağrılar ve şişlik olabilir. İşe dönüş süresi, mesleğe göre değişiklik göstermekle birlikte, masa başı çalışanlar yaklaşık 1 hafta içinde günlük yaşantılarına dönebilir. Ağır aktiviteler, spor ve ağır kaldırma ise en az 2-4 hafta boyunca önerilmez. Ayrıca, ilk 4 hafta boyunca korsenin kullanılması ve sigara içilmemesi önemlidir.

İz ve Yara İzleri

Yara izi, genellikle iç çamaşırının altında kalacak şekilde konumlandırıldığı için dışarıdan görünmez. İyileşme sürecinde izler zamanla rengini açar ve silikleşir. Ancak, sigara kullanımı ve yatış pozisyonları iyileşmeyi etkileyebilir. Toplam iyileşme süreci yaklaşık 1 yılı bulabilir.

Ameliyat Riskleri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Her cerrahi işlemde olduğu gibi, karın germe ameliyatında da bazı riskler vardır:

  • Hematoma (kan birikmesi),
  • Yara açılması,
  • Enfeksiyon,
  • İz kalması ve iyileşme sorunları.

Sigara kullanan hastalarda iyileşme zorlukları artabilir. Operasyonun steril koşullarda ve uzman doktorlar tarafından yapılması çok önemlidir. Ayrıca, hastaların doktorun talimatlarına tam uyum göstermesi ve düzenli kontrolleri aksatmaması gerekir.

Psikolojik Etkiler ve Yaşam Kalitesi

Karın germe ameliyatı sadece fiziksel görünümde değil, aynı zamanda kişinin psikolojisinde de olumlu değişiklikler yapabilir. Kendine güven artar, kıyafet seçimleri daha özgür hale gelir. Yaz aylarında mayo veya bikini giymekte zorlanan kişiler, bu operasyon sonrası yaşam kalitelerinde önemli bir artış olduğunu ifade eder. Artık sosyal ortamlarda kendilerini daha rahat hissederler ve aynaya bakarken daha mutlu olurlar. Bu nedenle, karın germe ameliyatı hem estetik hem de ruhsal açıdan önemli bir adımdır.

Not: Bu içerik, bilgi amaçlı olup, herhangi bir cerrahi operasyon düşüncesinde mutlaka uzman bir plastik cerraha danışılmalıdır.

Gaziantep “Şark Odası Geleneği”ni Yaşatmaya Devam Ediyor

Geçmişle Bugünü Birleştiren Şark Odası Geleneği

Gaziantep, Şark Odası Kültürünü Yaşatmaya Devam Ediyor. Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde, tarih boyunca süregelen ve nesilden nesile aktarılan şark odası geleneği, kültürel mirasımızın vazgeçilmez bir parçası olarak yaşamaya devam ediyor. Bu özel alanlar, sadece bir sohbet ve buluşma noktası değil, aynı zamanda Anadolu’nun köklü geleneklerini yansıtan özgün birer kültür hazinesi olarak öne çıkıyor.

Modern Mekanlarda Geleneksel Bir Atmosfer

Şahinbey Belediyesi Özgecan Hanımlar Yüzme Havuzu Merkezi bünyesinde bulunan şark odası, modern tesisler ile geleneksel atmosferi mükemmel biçimde harmanlıyor. Eskiden köylerde, önemli kararların alındığı, sorunların tartışıldığı ve toplumsal dayanışmanın pekiştiği bu odalar, günümüzde kadınlar ve gençler tarafından yeni nesil ile buluşma noktası olarak kullanılıyor. Bu odalar, geçmişte köylerin kalbinde yer alırken, şimdi şehir merkezlerinde de canlılığını sürdürüyor.

Geleneksel Kültürün Yaşatılmasında Öncü Rol

Geleneksel Kültürün Yaşatılmasında Öncü RolYetkililer, şark odalarının tarih boyunca Anadolu’nun kültürel dokusunun önemli bir parçası olduğunu vurguluyor. Filiz Bozaslan Varank şu ifadeleri kullanıyor: “Osmanlı döneminden beri varlığını sürdüren şark odaları, geleneksel yaşam biçimimizin ve kültürel mirasımızın önemli bir temsilcisidir. Günümüzde, bu odalar hem şehirlerde hem de köylerde, özellikle kadınların ve gençlerin bir araya gelerek kültürel bağlarını güçlendirdiği sıcak ve samimi mekânlar olmaya devam ediyor.”

Ramazan Aylarında ve Günlük Hayatta Aktif Kullanım

Gaziantep, Şark Odası Geleneğini Yaşatmaya Devam Ediyor

Merkezdeki şark odası, özellikle Ramazan ayında cüz okumaları, mukabeleler ve dini sohbetlerle adeta canlanıyor. Ayrıca yıl boyunca kadın kursiyerlerin toplantıları, sohbetleri ve dinlenme alanı olarak tercih ediliyor. Bu alan, kendine has samimi ortamıyla, katılımcıların yüzlerini güldüren ve kültürel bağlarını pekiştiren en özel nokta haline geliyor. Her ziyaretçi, burada geçirilen zamanın kendisine büyük bir huzur ve mutluluk kattığını belirtiyor.

Kültürel Bağları Güçlendiren Sohbetler ve Anılar

Kültürel Bağları Güçlendiren Sohbetler ve AnılarGeçmişte köylerde önemli kararların alındığı, taziye ve düğünlerin organize edildiği şark odaları, şimdi de sosyal ve kültürel etkinliklerin merkezi olarak hizmet veriyor.

Varank ifadesiyle: “Burada sadece sohbet edilmekle kalmıyor, aynı zamanda geçmişin değerleri yeni nesillere aktarılıyor. Birlikte cüz okuyor, sorunlar çözülüyor, eski anılar yad ediliyor ve yeni dostluklar kuruluyor.”

Gençlerin ve Öğrencilerin Gözünden Şark Odaları

Gençlerin ve Öğrencilerin Gözünden Şark OlarıÖğrenci Elif Akaslan ise şark odalarının önemini şu şekilde açıklıyor: “Bu gelenek, geçmişle bugünü bağlayan çok özel bir köprü.

Şahinbey’de yaşatılan bu kültürel miras, hem bizi eğlendiriyor hem de kültürel kimliğimizi korumamıza yardımcı oluyor. Bu alanlarda geçirilen zaman, arkadaşlıklarımızı pekiştiriyor ve bizi daha bilinçli bireyler yapıyor.”

Kültürel Mirasın Simgesi

Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde devam eden  şark odası geleneği uygulaması, kültürel mirasımızın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması adına büyük önem taşıyor. Geleneksel sohbetler, dini ve kültürel etkinliklerle zenginleştirilen bu alanlar, hem geçmişin izlerini taşıyor hem de modern yaşamın içinde yeni anlamlar kazanıyor. Bu sayede, kültürel bağlar güçleniyor ve Anadolu’nun eşsiz gelenekleri yeni nesillere aktarılıyor.

Kütahya’nın tarihi yerlerinden Germiyan Sokak’ta çini sanatı tekrar canlanıyor

Kütahya’nın tarihi yerlerinden 230 yıllık geçmişe sahip Germiyan Sokağı, çini sanatına gönül vermiş ustaların çalışmalarıyla tekrar canlanıyor.

Germiyan Sokak’ta faaliyet gösteren bir konakta çini atölyesi işleten çini ustası Tuncay Sakarlıoğlu, çinicilik sanatını yaşatmak ve tanıtmak ismine değerli bir misyon üstlendi. Konak işletmecisi de olan Sakarlıoğlu, bu sanatı bilhassa genç kuşaklara tanıtmak istediklerini belirterek, “Kütahya’mızın ana mesleği olan çiniciliği yerli ve yabancı turistlere göstermek istiyoruz. Buraya gelen konuklarımıza küçük figürler yaptırıyoruz, bu da insanların çok güzeline gidiyor. Daha çok gençler ve öğrenciler ilgi gösteriyor. Hayallerine nazaran çamura form verip kendi dizaynlarını yapıyorlar” dedi.

İlk kere bu sanatla tanışan birçok ziyaretçinin başlangıçta çekimser davrandığını söz eden Sakarlıoğlu, “Buraya oturmak özgüven istiyor. Lakin beşerler özgüvenli epey geliyor, çamurla tanışıyor ve sonunda çok hoş işler çıkarıyorlar. Yapıtlarını kurutup boyayarak yanlarında götürüyor, bir Kütahya anısı oluşturuyorlar” tabirlerini kullandı.

Amaçlarının yalnızca sanatı öğretmek değil, tıpkı vakitte bölgeye katkı sunmak olduğunu vurgulayan Sakarlıoğlu, şunları söyledi:

“Elimizden geldiğince profesyonel olmaya çalışıyoruz lakin önceliğimiz sokağımıza, Kütahya’mıza hizmet etmek. Beşerler gelsin, görsün ki çini sanatı hâlâ yaşıyor. Ufak katkılar karşılığında bu tecrübesi yaşamak isteyen herkese kapımız açık. Biz yalnızca yönlendirme yapıyoruz. Birinci denemelerinde kusur yapanlara yardım ediyoruz. Bu ilgiden son derece mutluyuz.”

Sakarlıoğlu, uzun müddettir arzuladıkları hareketliliğin başladığını belirterek kelamlarını şöyle tamamladı:

“Zaten en büyük isteğimiz bu sokağın yine canlanmasıydı. Artık yavaş yavaş bu gerçekleşmeye başladı. Kütahya’nın tarihi ve sanatı iç içe geçerek hem kültürel hem turistik bir kıymet oluşturuyor.”

kutahyanin tarihi yerlerinden germiyan sokakta cini sanati tekrar canlaniyor 0 M9awjWHU

kutahyanin tarihi yerlerinden germiyan sokakta cini sanati tekrar canlaniyor 1 8ny34Ske

kutahyanin tarihi yerlerinden germiyan sokakta cini sanati tekrar canlaniyor 2 CcLGAnnP

kutahyanin tarihi yerlerinden germiyan sokakta cini sanati tekrar canlaniyor 3 9AYBVnDq

kutahyanin tarihi yerlerinden germiyan sokakta cini sanati tekrar canlaniyor 4 GsKV6WOE

kutahyanin tarihi yerlerinden germiyan sokakta cini sanati tekrar canlaniyor 5 631ZkFSp

kutahyanin tarihi yerlerinden germiyan sokakta cini sanati tekrar canlaniyor 6 dvwNyMuP

3 bin kilometreden gelip memleketini tanıtıyor

Fransa’da yaşayan Gümüşhaneli Hüseyin Mutlu, dron kamerasıyla çektiği görüntülerle Gümüşhane’nin eşsiz tarihi ve doğal güzelliklerini dünyaya tanıtıyor.

23 yıldır Fransa’da yaşayan Mutlu, son bir yıldır memleket sevdasıyla sık sık 3 bin kilometrelik yolculuk yaparak Gümüşhane’nin “saklı cennetlerini” dron kamerasıyla ölümsüzleştiriyor, hemşehrilerini büyüleyen kareler yakalıyor, Gümüşhane’nin eşsiz tarihi ve doğal güzelliklerini dünyaya tanıtıyor.

Aslen Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinden olan 40 yaşındaki Hüseyin Mutlu, 2001 yılından bu yana Fransa’da yaşıyor. Son iki yıldır sık sık memleketine gelen Mutlu, bir yıldır çektiği dron görüntüleriyle Gümüşhane’nin doğal ve tarihi zenginliklerini sosyal medya üzerinden paylaşıyor.

Gümüşhane’nin saklı kalmış cennetlerini gün yüzüne çıkararak büyük ilgi gören fotoğraf ve videolara imza atan Mutlu, memleketinin doğal ve tarihi güzelliklerini dron görüntüleriyle belgeleyerek insanlara ulaştırmaya devam ediyor.

“İnsanlarımız Gümüşhane’mizin eşsiz doğa ve tarihinin farkında değil”

Son zamanlarda çektiği görüntülerin ilgi odağı oluşturması nedeniyle Fransa’dan sık sık gelmeye başladığını ifade eden Mutlu, “Bu süreçte de insanlarımızın Gümüşhane’mizin eşsiz doğasının ve tarihinin olduğunun farkında olmadığını gördüm. Bu beni biraz daha fazla motive etti. Çekimleri paylaştıkça insanlardan aldığım tepkiler gayet iyi. Gümüşhane’mizin bu kadar eşsiz doğası varken bizim bunlardan neden haberimiz olmadığını sık sık dile getiriyorlar. Bu konuyla alakalı da elimden geldiği kadar memleketimi tanıtmak için gelip çekim yapmaya devam ediyorum” dedi.

“Memleketimizde keşfedilecek çok güzel yerler var”

Bu güzellikleri görünce duyarsız kalmak istemeyerek son bir yıldır Gümüşhane’yi karış karış gezdiğini ve çektiği dron görüntülerini paylaştığını ifade eden Mutlu, “Bu görüntüler de izlendikçe tabii bizi daha çok mutlu ediyor. Gerçekten memleketimizde keşfedilecek çok güzel tarihi ve doğal muazzam yerler var. Bunları elimden geldiği kadar insanlara göstermeye çalışıyorum” diye konuştu.

“En güzel dönemler: Mayıs-Haziran ve Ekim-Kasım”

Gümüşhane coğrafyasında en güzel dönemlerinin Mayıs-Haziran ve Ekim-Kasım ayları olduğunu ve bu dönemlerde sık sık geldiğini dile getiren Mutlu, bu süreçte Gümüşhane’de en çok etkilendiği yerin Gümüştuğ köyündeki Dulağa Yaylası olduğunu “İçinde derenin olması, suyun bol olması, çiçeklerin, yeşilliğin ve karın aynı kadrajda bulunması gerçekten büyüleyici” ifadeleriyle açıklarken Çimenli Yaylası’nın da vadinin yemyeşil ve sarı çiçeklerle süslenmiş görüntüsüyle unutulmaz olduğunu söyledi.

“Gerçekten bizim memleketimizde bu kadar güzel yerler var mı? diyorlar”

Paylaştığı görüntülere dair tepkileri de dile getiren Mutlu, şunları söyledi: “Şu ana kadar insanlardan aldığım tepki genelde ’Biz bugüne kadar Gümüşhane’yi gezmemişiz, Gümüşhane’yi görmemişiz. Gerçekten bizim memleketimizde bu kadar güzel yerler var mı?’ oldu. Zaten beni bu konuda tetikleyen konu da bu oldu zaten. Daha farklı çekimler yapmakla beni daha çok motive etti. Çünkü insanlarımız doğamıza ve tarihimize çok yabancı kalmış maalesef.”

Tüm bu görüntüleri çekmek için Fransa’dan Trabzon’a 3 bin kilometrelik yolculuk yapan Mutlu, “Fransa’dan üç saat İstanbul’a, oradan bir-bir buçuk saat Trabzon’a, ardından bir saatlik araç yolculuğuyla Gümüşhane’ye ulaşıyorum. Memleket sevdası bu konuda ağır bastığı için sık sık gelip gitmeye çalışıyorum” dedi.

“Bu topraklarda keşfedilmeyi bekleyen çok şey var”

Eşinin de Kelkitli olduğunu ve bu yolculukta kendisine tam destek verdiğini ifade eden Mutlu, “Bu topraklarda keşfedilmeyi bekleyen çok şey var” diyerek memleketini tanıtmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

Türk DJ 55 bin fit’te müzik yaptı, Guinness Dünya Rekoru geldi

Dünyaca ünlü Türk DJ ve prodüktör Burak Yeter, 55 bin fit yükseklikte gerçekleştirdiği performansla Guinness Dünya Rekorları Kitabı’na adını yazdırdı. Yeter, “Hayallerimizin peşinden koştuk ve olmaz denileni başardık” dedi.

Türk DJ ve prodüktör Burak Yeter, 55 bin fit yükseğe çıkarak gerçekleştirdiği DJ performansıyla yeni bir Guinness Dünya Rekoru’na imza attı. İspanya’daki merkezden özel olarak tasarlanan kapsülle stratosfer tabakasına yükselen Yeter, 1 saat boyunca kesintisiz müzik yaptı. Performansa ait görüntüler kısa sürede sosyal medyada milyonlarca kez paylaşıldı. Ünlü DJ’in bu tarihi başarısı Guinness Dünya Rekorları tarafından “Dünyanın en yüksek irtifada gerçekleştirilen DJ performansı” olarak tescillendi.

“Uzay fikri küçüklük hayalimdi”

Rekor uçuşunun ardından açıklama yapan Burak Yeter, bu projenin çocukluk hayalinin bir parçası olduğunu söyledi. Yeter, “Uzay fikri küçüklük hayalimdi. Ufak yaşlardan beri astronot olmak istiyordum ama aile şartlarımdan dolayı inşaat mühendisi oldum. Daha sonra Antalya’da bir rap grubu kurduk ve DJ’lik yapmaya başladım. Hayallerimizin peşinden koşmaya devam ettim, uzay merakım hiç bitmedi” dedi.

Pandemide fırsat doğdu

Pandemi döneminde projeye zaman ayırma fırsatı bulduklarını anlatan Yeter, şöyle devam etti: “COVID başladığında çok ciddi bir zaman bulduk. O dönemde kapsülle ilgili tüm uzay firmalarına mail attık. Sadece İspanya’dan bir firma geri dönüş yaptı. Onlara uzayda müzik yapma hayalimizi anlattık. Ardından test uçuşlarına başladık. İlk irtifamız 5 bin fit’ti. Sonrasında 15 bin, 20 bin fit derken uçuşlarımızı sürdürdük”.

Rekor uçuş sabahı

Yeter, 8 Mayıs sabahı gerçekleşen rekor uçuşunun detaylarını da şöyle paylaştı: “8 Mayıs sabahı saat 03.00’te hazırlıklarımız başladı. Saat 06.00 sularında kapsülle 55 bin fit’e yükseldik. Guinness rekorlarına adımızı yazdırdık. Tam 1 saat boyunca, kesintisiz şekilde müzik yaptık. Şu an bile halen inanamıyorum, çok taze bir haber. Bundan sadece üç hafta önce gerçekleşti.”

“Müziğin uzayda da var olduğunu göstermek istedik”

Bu rekor denemesinin, kişisel bir hayalin ötesinde, evrensel bir mesaj taşıdığına dikkat çeken Yeter, “Olmaz denilen bir şeyi başardığımızı düşünüyoruz. Guinness tarafı bizim için apayrı bir olay. Bu projeyle farkındalık sağlamak istedim. Müziğin evrensel olduğunu, sadece yeryüzünde değil, uzayda da var olabileceğini insanlara göstermek istedik. Güzel bir mesaj verdiğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

Kapsül müzeye gönderilecek

Rekor uçuşta kullanılan özel tasarımlı kapsülün müzelerde sergilenmesi için çalışmalar yürüttüklerini belirten Yeter, “Şu anda 12 müze, kapsülü sergilemek için talepte bulundu. Balonumuzu da Kapadokya’ya göndermeyi planlıyoruz. Orada farklı bir sepetle uçuşlara devam edeceğiz. Ancak bu kapsül çok özel olduğu için müzeye göndermemiz gerekecek. Eminim ki birçok kişi kapsülü görmek isteyecek. İçinde DJ setup’ı, oksijen tüpleri ve diğer ekipmanlar halen teşekküllü şekilde duruyor” dedi.

Hedef 250 bin fit

Yeter, sıradaki hedefin ise 250 bin fit olduğunu söyleyerek, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Şu an da stratosfer tabakasında müzik yaptık. Elbette gönlümüz tamamen dünya dışına çıkmaktan yana. Bunun için yeni bir roket sistemine ve yeni bir kapsüle ihtiyaç var. Mevcut kapsülle biraz daha yukarı çıkabiliriz ama 250 bin fit için yeni bir sistem geliştirmemiz gerekiyor. Bu hedefi 2028’e koyduk.”

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

“Kirazdan Kebap” Birinci Oldu

Trakya’nın Lezzet Durağı: Uluslararası Tekirdağ Kiraz Festivali

İstanbul Yerel Haberler (İY)

Her yıl haziran ayında düzenlenen Uluslararası Tekirdağ Kiraz Festivali, sadece kiraz hasadını kutlamakla kalmıyor, aynı zamanda uluslararası arenadan misafirleri ağırlayarak kültürel bir köprü görevi görüyor.

Festival, Tekirdağ’ın meşhur kirazlarının yanı sıra, el sanatları, geleneksel Türk mutfağı lezzetleri, konserler ve spor etkinlikleri ile dolup taşıyor. Şehrin sokakları, bu özel dönemde festival coşkusuyla doluyor. Bu festival, Tekirdağ’ın turizm potansiyelini artırırken, yerel esnaf için de önemli bir gelir kapısı oluşturuyor.

Sahil dolgu alanında organize edilen etkinlikte, 60 kadın yarışmacı kiraz temalı yemek, tatlı ve hamur işleriyle jüri karşısına çıktı. Yarışmacılar; lezzet, sunum, kullanılan malzemeler ve yöresel mutfağa uygunluk gibi kriterlere göre değerlendirildi. Üç ayrı kategoride yapılan yarışmada dereceye giren isimler belli oldu.

Kirazlı yemek kategorisinde Pelin Gök, hamur işi kategorisinde Emine Toprakal, tatlı kategorisinde ise Şevval Ural birinci oldu. Yarışmaya “Kirazdan Kebap” isimli yemeğiyle katılan Pelin Gök, jüri üyelerinden tam not aldı.

Kazanan yarışmacılara para ödülü verilirken, yarışma boyunca sahnede renkli anlar yaşandı. Festivalin mutfak ayağını oluşturan bu etkinlik, izleyicilerden de büyük beğeni topladı (İHA)(İY)

Kiraz festivalinde lezzet yarışı: Kirazdan Kebap 1’nci oldu
"Kirazdan Kebap" Birinci Oldu 103

Türkiye’nin En Tatlı Festivalleri: Kiraz Şölenleri

Türkiye’nin dört bir yanında, baharın en tatlı müjdecisi olan kirazlar, üreticiler ve tüketiciler için büyük bir heyecan kaynağı. Bu lezzetli meyvenin hasadını kutlamak amacıyla düzenlenen kiraz festivalleri, hem kültürel bir şölen sunuyor hem de yerel ekonomilere canlılık katıyor.

Her yıl binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen bu festivaller, müzik, eğlence, yöresel lezzetler ve tabii ki bolca kirazla ziyaretçilerini ağırlıyor. Peki, Türkiye’nin hangi bölgelerinde hangi kiraz festivalleri düzenleniyor ve bu festivallerin tarihleri ne zaman?

Kirazın Başkenti: Kemalpaşa Kiraz Festivali

Ege Bölgesi’nin incisi İzmir’in Kemalpaşa ilçesi, kiraz denince akla gelen ilk yerlerden biri. Dünyaca ünlü Kemalpaşa Kirazı‘nın hasadını kutlamak için düzenlenen festival, her yıl haziran ayının sonlarına doğru gerçekleşiyor.

Festival, 1960’lı yıllardan bu yana devam eden köklü bir geleneğe sahip. Etkinlikler, kiraz yetiştiriciliği yarışmalarından, konserlere, halk oyunları gösterilerinden yöresel ürünlerin sergilendiği stantlara kadar geniş bir yelpazede yer alıyor.

Kemalpaşa Kiraz Festivali, bölge ekonomisi için kritik bir öneme sahip olup, kiraz üreticilerinin emeğini onurlandırmanın yanı sıra, Kemalpaşa’yı ulusal ve uluslararası alanda tanıtma fırsatı sunuyor.

Ziyaretçiler, burada dalından taze koparılmış enfes Kemalpaşa kirazlarını tatma ve hatta kendileri toplama imkanı bulabiliyor.

Anadolu’nun Parlayan Yıldızı: Konya Ereğli Beyaz Kiraz Festivali

Konya’nın Ereğli ilçesi, kendine has lezzeti ve kalitesiyle bilinen **”Napolyon Kirazı”**nın ana vatanı. Bu eşsiz lezzeti kutlamak için her yıl haziran ayının ortalarında Konya Ereğli Beyaz Kiraz Festivali düzenleniyor. Festival, yöresel ürünlerin tanıtımına, çeşitli kültürel etkinliklere ve sanatçıların sahne aldığı konserlere ev sahipliği yapıyor. Ereğli Kirazı, hem iç piyasada hem de ihracatta büyük talep görüyor. Bu şenlikler, Ereğli’nin tarım kimliğini pekiştirirken, bölgenin tanıtımına ve ekonomisine ciddi katkılar sağlıyor.

Karadeniz’in Kirazı: Amasya Kiraz Festivali

Yeşilırmak’ın kıyısındaki tarihi şehir Amasya, kiraz üretimiyle de tanınıyor. Her yıl mayıs veya haziran aylarında gerçekleşen Amasya Kiraz Festivali, bölgenin kiraz hasadını kutluyor. Festival kapsamında, kiraz yetiştiriciliğinde başarılı olan üreticiler ödüllendiriliyor ve yöresel el sanatları sergileniyor. Amasya Kirazı, kendine özgü aroması ve tadıyla biliniyor ve festival, bu lezzeti daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor.

Kiraz Festivalleri Birer Kültürel Miras ve Ekonomik Canlanma Aracı

Türkiye’deki kiraz festivalleri, sadece bir meyvenin hasadını kutlamanın ötesinde, birer kültürel miras ve ekonomik canlanma aracı olarak öne çıkıyor. İzmir’den Tekirdağ’a, Konya’dan Amasya’ya kadar uzanan bu festivaller, hem yerel halkı bir araya getiriyor hem de şehirlerin tanıtımına büyük katkı sağlıyor. Her biri farklı bir bölgenin dokusunu ve lezzetini yansıtan bu şölenler, Türkiye’nin zengin tarım potansiyelini ve misafirperverliğini sergiliyor. Eğer bir yaz rotası planlıyorsanız, bu lezzetli ve renkli festivallere göz atmayı unutmayın.

Adana sıcağında “Kelle Paça” ütücülerin zorlu mesaisi

Adana’da aralarında demirci ustalarının da olduğu 14 kişilik ekip, 100 dereceye yaklaşan ocak sıcaklığında alın teri ile ’Kele ve Paça’ ütüleme mesaisi yapıyor.

Yurt genelinde olduğu gibi Adana’da da Kurban Bayramı dolayısıyla kesilen kurbanlıkların kelle ve paçaları, kışın şifa niyetine tüketilmek üzere ocak başında işleniyor. Kozan’da aralarında demirci ustaları bulunan 14 kişilik ekip bayramda kelle-paça ütüleme ustası oldu. Ustalar, sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar devam eden yoğun tempoda kelle ütme mesaisine başladı. Hava sıcaklığının 35’leri geçtiği, ocak sıcaklığının ise 100 dereceye yaklaştığı alanda günlük yaklaşık 200 kelle ve paçanın temizlendiği belirten ustalar, sıcak havaya rağmen mesleklerini sürdürmenin hem zor hem de meşakkatli olduğunu söyledi. Ortalama 500 TL’ye kelle-paça ütümü yapılan ocak başlarında ustaların günlük yevmiyelerinin ise 3 bin 500 ile 4 bin TL arasında olduğu öğrenildi.

“100 dereceyi hissediyoruz”

Kelle ütme ustası Ramazan Altuntaş, bayramın ilk gününden itibaren yoğun bir tempoyla çalıştıklarını belirterek, “Senede sadece 3 gün bu işi yapıyoruz ama çok zorlu geçiyor. Bu odada sıcaklık 100 dereceyi buluyor. Sabah 7’de başlıyoruz, gece 1’e kadar devam ediyoruz” dedi.

Bir diğer kelle paça ustası Mustafa Bolat ise mesainin Kurban Bayramı boyunca sürdüğünü kaydetti. Bolay,” Bayram boyunca kelle ve paçalarını bize getiren vatandaşlara hizmet veriyoruz. 14 kişilik bir ekibiz. Sıcakta, odun ateşinde kelleleri ütüp dağlıyoruz. Bu zorlu mesai 3 gün boyunca sürüyor. Yevmiyemiz 3 bin 500 ile 4 bin TL ama bu sıcağa dayanmak kolay değil” ifadelerini kullandı.

Kurbanlığının kelle ve paçasını getiren vatandaşlardan Şemşettin Balkız da “Kışın kelle paça çorbası olarak tüketiyoruz. Şifa niyetine saklıyoruz” diye konuştu.

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

626 yıllık hat eserleri dijital ortama aktarıldı

Bursa’nın simgelerinden Ulu Cami’de yer alan hat eserleri dijital ortama aktarıldı. Tarihi camiyi ziyaret eden turistler kare kodları tarayarak hatların yazarlarını, Arapça okunuşu ve Türkçe mealini dinleyebiliyor.

Osmanlı’nın 4’üncü hükümdarı Yıldırım Beyazıt tarafından 1396-1399 yıllarında yaptırılan tarihi Ulu Cami içerisinde yer alan hat eserleri dijital ortama aktarıldı. Yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan camide 13 ayrı yazı karakteriyle 41 ayrı hattat tarafından duvara yazılmış 87, levha halinde ise 110 olmak üzere 192 hat yazısı bulunuyor. Ulu Cami’ye gelen ziyaretçiler, cami girişlerine yerleştirilen kare kodları telefonlarıyla tarayarak cami içerisindeki eserlerin Arapça okunuşu ve Türkçe mealini öğrenebiliyor.

Bilgi kirliliğinin önüne geçilecek

Hat eserlerinin tanıtılmasının yanında bilgi kirliliğinin de önüne geçilmesi planlanan proje hakkında konuşan Bursa Ulu Cami Onarım Donatım ve Bakım Derneği Başkanı Hilmi Şanlı, “Bursa Ulu Camii tarihi ve mimarisiyle dikkat çektiği gibi aynı zamanda içerisinde duvarlarda bulunan hat sanatlarıyla da oldukça dikkatimizi çeken bir yapı. Dışarıdan gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerimizin çok kolay bir şekilde hat yazılarımıza ulaşmak suretiyle hatların Arapça metinlerini, Türkçe ne anlama geldiğini ve kimler tarafından yazıldığını kolay bir şekilde anlayabilmeleri için gördüğünüz gibi camimizin girişlerinde kare kod sistemini getirdik. Telefonlarını kare kodu okutmak suretiyle burada ne anlama geldiğini dilediği zaman yazılı olarak okuyabildiği gibi aynı zamanda da sesli olarak da bunları dinleyebilecek. Buradaki amacımız ecdadımızın katmış olduğu bu ruhu geleceğimizle buluşturmak özellikle yeni yetişen neslimizi ecdadımızın bu şah eserleriyle buluşturmak. Diğer taraftan Ulu Cami’yle birçok insan geliyor ve hatlar hakkında yanlış bilgiler de yayılabiliyor. Bu hurafelerin önüne geçmek için kaynağından hususunda tamamen üniversite hocalarımız tarafından yazdırdığımız, hazırlattırdığımız bu bilgileri, bilgi kirliliğine meydan vermeden vatandaşlarımızla buluşturma gayesi taşıdık. Bu proje, sadece bir bilgilendirme çalışması değil, aynı zamanda ecdadımızın bıraktığı manevi mirası bugünün teknolojisiyle buluşturma çabasıdır. Ulu Cami’ye gelen her misafir, artık bu kıymetli hatların anlamını öğrenebilecek, gönlünde daha derin bir iz bırakacak” şeklinde konuştu.

Türkçe’nin yanı sıra İngilizce de gelecek

Türkçe’nin yanı sıra İngilizce dili için çalışmaların devam ettiğini kaydeden Şanlı, “Şu anda Türkçesini seslendirebiliyoruz, Türkçe anlamını verebiliyoruz ama çalışması devam ediyor. Önümüzdeki günlerde de İngilizce olarak camimizin içerisinde bulunan hat sanatlarımızın İngilizce anlamlarını yerli ve yabancı ziyaretçilerimizle buluşturacağız” ifadelerini kullandı.

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

Akçadağ’ın yeni gözdesi: İnce hamurlu pizza, kömbe ve pilavı geride bıraktı

Malatya’nın Akçadağ ilçesinde yaklaşık 8 ay önce belediyeye ait sosyal tesislerde üretimine başlanan ince hamurlu pizzalar, kısa sürede büyük ilgi görerek ilçenin tescilli lezzetleri kömbe ve pilavın önüne geçti.

Akçadağ ilçesinde yaklaşık 8 ay önce Belediye sosyal tesislerde üretimine başlanan ve satışa sunulan pizza yörenin geleneksel tatları olan tescilli kömbe ve pilavın önüne geçti. İlçe dışından birçok vatandaş, sadece pizzayı tatmak için Akçadağ’a seyahat ederken, normalinden daha ince hamurla hazırlanan pizzalara olan talep her geçen gün artıyor.

Pizza ustası Mustafa Doğar, özellikle kavurmalı pizzanın yoğun ilgi gördüğünü belirtti. Tamamen doğal malzemelerle üretim yaptıklarını vurgulayan Doğar, “Akçadağ’ın kömbesi ve pilavına artık bir de pizzası eklendi. Vatandaşların ilgisi bizi oldukça memnun ediyor” dedi.

İşletme sorumlusu Nail Hazar ise, sosyal tesislerde hem tescilli yöresel yemeklerin hem de pizzanın satışa sunulduğunu ifade ederek, “Yoğun taleplere yetişmekte zaman zaman zorlanıyoruz. Pizza, kısa sürede menümüzün en çok tercih edilen ürünü haline geldi” ifadelerini kullandı

Kent merkezinden Akçadağ’a gelen ziyaretçilerden Nuray Koçşahin ise tavsiye üzerine pizzayı denediklerini belirterek, “İnce hamurla hazırlanmış pizzalar çok lezzetliydi. Beklentimizin üzerinde bir tatla karşılaştık” diye konuştu.

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

Açık hava müzesi Ahlat’ta Kurban Bayramı yoğunluğu yaşanıyor

UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde bulunan ve bünyesinde barındırdığı tarihi mekanlarla açık hava müzesi konumundaki Bitlis’in Ahlat ilçesinde Kurban Bayramı’nda ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor.

İslam tarihinin en önemli miraslarından Anadolu’nun Orhun Abideleri olarak da bilinen ve dünyanın en büyük Türk-İslam Mezarlığı olan Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı; tarihi kümbetler, mağa evler ve Harabeşehir Kurban Bayramı’nda da yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor. “Türklerin Anadolu’ya girişinin kapısı” ile “Anadolu’nun tapusu” olarak nitelendirilen ve “Sakin Şehir” unvanına sahip Ahlat’a gelen ziyaretçiler; sanat eseri özelliği taşıyan ve üzerlerindeki kabartmalar, motifler, oymalar, kitabeler ve yazılarla tarihe ışık tutan abidevi mezar taşlarıyla birlikte adeta zamanda yolculuğa çıkıyor.

Bayram tatilini fırsat bilerek arkadaşları ve ailesi ile birlikte Batman’dan Ahlat’ı gezmeye gelen Mevlüt Baltacı, “Bayram dolayısıyla Ahlat’a geldik. Şu an inanılmaz bir atmosfer var burada. Daha önce Ahlat’tan geçtim ama mezarlığa girememiştim. İyi ki de girmişim, arkadaşlarımız ve çocuklarımla görme fırsatımız oldu. İnanılmaz bir sanatla yapılmış mezar taşları var. Çok etkilendim, kelimelerle açıklayamıyorum. Burada yatanların ruhları şad olsun. Anadolu’nun kapıları onların sayesinde İslamiyet’e açıldı. Harika bir atmosfer var, zaten buranın havası çok güzel. Herkesi de buraya bekliyoruz” dedi.

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

Gümüşdere köyünde 1 buçuk asırdır bayram geleneği sürdürülüyor

Bilecik’in Pazaryeri ilçesine bağlı Gümüşdere köyünde 1880 yılından bu yana sürdürülen köklü bir gelenek, bu bayramda da aynı heyecan ve duygu ile yaşatıldı.

Yaklaşık 1 buçuk asırdır devam eden anlamlı gelenek yaşatılıyor. Gümüşdere Mahalle halkı köy mezarlığında el sıkışarak bayramlaştı.

Köy Muhtarı Sedat Ceylan, geleneğin önemine şu sözlerle dikkat çekerken, “Dedelerimiz 1880 yılında Bulgaristan’dan göç ederek bu topraklara yerleşmişler. O günden bu yana köyümüzün erkekleri bayram namazını hep birlikte kılar, ardından da köy mezarlığında dualarla geçmiş büyüklerimizi anarak bayramlaşırız. Mezarlıkta el ele, gönül gönüle yapılan bu bayramlaşma, sadece bir gelenek değil; birlik, beraberlik ve vefa duygularının en güzel ifadesidir. Bu geleneği bugüne kadar hiç aksatmadan yaşatmanın gururunu taşıyoruz. Yeni neslin de bu mirasa sahip çıkması için elimizden geleni yapıyoruz. Her bayramda mezarlıkta toplanırken, sadece geçmişimizi değil, bizi biz yapan değerleri de hatırlıyoruz” dedi.

 

 

 

 

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı

Sevdiği kadın için müslüman oldu

İstanbul’da iş seyahatinde tanıştığı Türk kadınla evlenme kararı alan İngiliz vatandaşı Simon James Palmer, İslamiyet’i araştırarak kendi isteğiyle Sakarya’da müslüman oldu.

Düzenlenen ihtida töreniyle İslamiyet’e geçen ve ‘Sinan’ ismini alan Palmer, “Sevdiğim kadın ve onun değerleri için bu kararı aldım” dedi.

Türkiye’de iş seyahati sırasında tanıştığı Zeynep Aydın’a gönlünü kaptıran İngiliz vatandaşı Simon James Palmer, aldığı kararla hem inanç dünyasını hem de kimliğini değiştirdi.

Evlilik kararı alan çift, hazırlıklarını sürdürürken Palmer, İslamiyet’i araştırmaya başladı. Edindiği bilgiler ve Zeynep’ten aldığı destekle müslüman olmaya karar verdi. Palmer için Sapanca İlçe Müftülüğü tarafından ihtida merasimi düzenlendi.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende, Müftü Yavuz Koçak tarafından İslam’ın temel esasları anlatıldı. Ardından Palmer, şahitler huzurunda Kelime-i Şehadet getirerek müslüman oldu. Yeni ismi ise ‘Sinan’ oldu.

“Bana Müslüman olmak istediğini söyledi”

Müslüman olan müstakbel eşi Simon ile İstanbul’da tanıştığını belirten Zeynep Aydın, “Simon ile evlenmeye karar verdik ve bana Müslüman olmak istediğini söyledi. Ben de bu durumu mutlulukla karşıladım. Ben inançlı biriyim ve evlendiğim insanında inançlı biri olmasını tercih edeceğim için bunlar konuşuldu. Simon’da çok rahat bir şekilde kabul etti, zorlama gibi bir durum olmadı zaten dinimizde zorlama yok. Ben Simon’a birkaç isim söyledim kendi ismine de yakın olmasını istedik. Sinan ismini tercih etti” dedi.

“Sevdiğim kadın için bunu yaptım diye, ailem de çok mutlu oldu “

Müslüman olan ve ‘Sinan’ ismini alan İngiliz vatandaşı Simon James Palmer, “Benim için zor değildi, ben daha önceden Hristiyandım ailemin geleceği için dinimi değiştirmek istedim ve aynı zamanda Zeynep’in ailesi içinde bunu yapmak istedim. Kendimi çok iyi hissediyorum. Dubai’de yaşıyoruz, müslümanlığın kurallarını uygulamaya özen göstereceğim. ‘Sinan’ ismini kendi ismime yakın olarak hissettim ve kabul etti. Ailem de çok mutlu oldu sevdiğim kadın için bunu yaptım diye” konuştu.

 

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)
Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı

Isparta’da gül hasadı, festival coşkusunu doruklara taşıdı

Uluslararası Isparta Gül Festivali’nin ikinci gününde Güneykent beldesinde gül hasadı yapıldı, festivale katılan yerli ve yabancı misafirler gül bahçelerinde gül topladı. Halk oyunları ekipleri de gül fabrikasında yöresel oyunlarını sergilediler.

Uluslararası Isparta Gül Festivali, etkinliklerle dolu dolu geçiyor. Festivalin ilk günkü etkinliklerinin ardından ikinci gününde sabah erken saatlerde Güneykent beldesinde gül hasadı gerçekleştirildi. Gül hasadı yurtiçi ve yurtdışından gelen misafirlerin katılımıyla renk kazandı. Misafirler, gül tarlalarında gül toplama deneyimi yaşadılar, gülün yolculuğuna tanıklık ettiler.

Gaziler de gül topladı

Gül tarlalarında gül toplayan Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkanı Beyazıt Yumuk, Uluslararası Isparta Gül Festivaline ilk kez katıldığını söyledi. Türkiye’nin her şehrinin farklı özellikleri bulunduğunu dile getiren Yumuk, Isparta’nın gülüyle ülkeye ayrı bir güzellik kattığını belirtti. Yumuk, “Gül festivaline bu sene biz de katıldık. Çok güzel bir etkinlik. Isparta’da olmaktan mutluluk duyuyoruz. Emeği geçen başta belediye başkanımız ve valimiz olmak üzere herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Vatandaşlardan festivale tam not

Vatandaşlar da festivalin çok güzel geçtiğini belirterek, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ettiler. Vatandaşlar, “Çok kapsamlı bir program hazırlanmış, gül bahçelerinde gül toplamaktan çok memnun olduk. Güllere bayıldık. Belediye başkanımız mükemmel işler yapıyor. Teşekkür ediyoruz” ifadelerinde bulundular.

KKTC halk oyunları ekibi de hasattaydı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen halk oyunları ekibi de gül hasadına katıldı, gül bahçelerinde gül topladı. Ekip üyeleri festivalin çok güzel geçtiğini belirterek, ilgiden memnun olduklarını söylediler.

Gül fabrikasında kültür şöleni

Daha sonra gül fabrikasında Gaziantep, Ankara, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Romanya, Kosova, Bulgaristan ve Silifke’den gelen halk oyunları ekipleri yöresel oyunlarını sergilediler. Güneykent Beldesindeki programa Isparta Belediyesi başkan yardımcıları, belediye meclisi üyeleri de eşlik etti.

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

Kırıkkale’de “Yörük Türkmen Şöleni” renkli görüntülere sahne oldu

Kırıkkale’de düzenlenen “Aileler Tanışıyor Şenliği ve Yörük Türkmen Şöleni”, mehter marşları eşliğinde gerçekleşen temsili “Yörük göçü” yürüyüşü ve atlı gösterileriyle kültürel bir şölen havasında geçti.

Kırıkkale’de bu yıl 5.’si düzenlenen “Aileler Tanışıyor Şenliği ve Yörük Türkmen Şöleni”, geleneksel kültürün yaşatıldığı renkli görüntülerle vatandaşlara unutulmaz anlar yaşattı. Beylik Çayırı’nda gerçekleştirilen etkinlikte, mehter takımı eşliğinde temsili “Yörük göçü” canlandırıldı. Atlı gösteriler ve seğmen oyunları izleyicilerden büyük alkış aldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği şenlikte, geleneksel kıyafetler, halk oyunları ve kültürel etkinlikler öne çıktı.

Etkinlik alanında kurulan Yörük çadırları ve ekmek pişiren kadınlar, geçmişin izlerini günümüze taşıdı. Kızılay tarafından kurulan stantta vatandaşlara çorba ikram edildi. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı şenlikte kültürel zenginlikler sergilendi; aileler de kaynaşma fırsatı buldu. Vatandaşlar, davul-zurna eşliğinde yöresel oyunlar oynayarak şenliğe renk kattı.

Vali Mehmet Makas, konuşmasında Yörük kültürünün Türk milletinin varlığını sürdürmesinde oynadığı role dikkat çekti. Vali Makas, “Toroslar’da bir Yörük çadırında duman tütüyorsa, bu, Türk milletinin varlığının daim olacağının bir resmidir. Bundan bizim hiçbir şüphemiz yok. Çünkü vatan, millet, ezan denildiği zaman şahadete giden milletin özünde, şu karşımda duran Yörük kültürü vardır. Allah sayınızı artırsın. Sayın Cumhurbaşkanımızın özellikle belirttiği üzere, ‘Türkistan coğrafyası’ diyerek bunu tüm dünyaya nakşettik” dedi.

“Hep şu amaçla yürüdüler: Dünyaya İlâ-yı Kelimetullah’ı yayalım”

Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan tarihi yolculuğa da değinerek, Hoca Ahmet Yesevî’nin talebeleri gibi İlâ-yı Kelimetullah gayesinin bugün de devam ettiğini belirten Vali Makas, şunları kaydetti:

“Türkistan coğrafyasından Hoca Ahmet Yesevî’nin talebeleri bu topraklara doğru göç ederken, hep şu amaçla yürüdüler: Dünyaya İlâ-yı Kelimetullah’ı yayalım, Allah ve Resulü’nü anlatalım, bununla beraber hoşgörüyü götürelim; o coğrafyalarda kan ve gözyaşı bitsin… Alperen dedelerimizin, Hoca Ahmet Yesevî’nin ve Oğuz Kağan’ın izinde yürüyeceğiz. Bizler de onların bize ödev olarak bıraktığı bu kutlu yolda, İlâ-yı Kelimetullah’ı yaymak adına sadece Anadolu coğrafyasında değil, tüm dünya coğrafyasında ve gönül ikliminde hakim olacağız ve dünyaya, dedemizin, ecdadımızın, ceddimizin yaptığı üzere nizam vereceğiz.”

Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal ise Yörük kültürünü yaşatmanın bir onur olduğunu belirterek, “Anadolu’nun mayasında olan bu kadim milletin en kıymetli evlatlarından biri olarak Yörük Türkü olmak bizim için büyük bir şereftir” ifadelerini kullandı. Dernekler ve STK’lara destek vermeye devam edeceklerini ifade eden Önal, bu desteğin tarihi bir sorumluluk olduğunu söyledi.

Yörük Türkmen Derneği Başkanı Çetin Özyün ise 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesi dolayısıyla düzenlenen “Geleneksel Aileler Tanışıyor” şenliğine katılımdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Özyün, “Köklerimize sahip çıkmak, Türk töresini, kardeşliği ve Türk aile yapısını yaşatmak adına; Cumhurbaşkanlığımız tarafından 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesi münasebetiyle düzenlediğimiz ‘Geleneksel Aileler Tanışıyor’ şenliğine hoş geldiniz” diye konuştu.

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

Galatasaray taraftarından, şampiyonluğa özel koreografi

Galatasaray taraftarı, Başakşehir maçı öncesinde tribünde şampiyonluk ve 5. yıldız temalı koreografi yaptı.

Trendyol Süper Lig’in 38. ve son haftasında Galatasaray sahasında RAMS Başakşehir ile mücadele ederken, sarı-kırmızılı taraftarlar müsabaka öncesinde yine önemli bir koreografiye imza attı. Sarı-kırmızılı taraftarların 25. şampiyonluğa ve 5. yıldıza vurgu yaptığı koreografi, 3 tribünde gerçekleştirildi.

Kuzey tribününde kartonlarla Okan Buruk’un fotoğrafı yapılırken, daha sonra ’The Winner One’ yazısı ve futbolcuların yer aldığı görsel açıldı. Doğu tribününde önce kartonlarla ’4 yıldız’ ve ’Yükleniyor’ yazılarak, Fenerbahçe’ye gönderme yapılırken, daha sonra ise kartonlar ’İlk ve tek’ ile ’5 yıldız’ yazısına çevrildi ve Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’in 2017 yılında söylediği ’Onlar dördüncü yıldızı takmadan biz beşinci yıldızı takarız’ sözünün pankartı açıldı. Güney tribününde ise kartonlarla 25 yazısı gerçekleştirildi.

Ayrıca koreografi sırasında Fenerbahçe Asbaşkanı Acun Ilıcalı’nın, sezon içerisinde açıklamaları hoparlörlerden çaldı.

 

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)
Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı

8. Samsun Yöresel Ot Yemekleri Festivali başladı

Isırganlı dondurma gibi yüzlerce farklı yiyeceğin halkla buluştuğu “8. Samsun Yöresel Ot Yemekleri Festivali” düzenlenen törenle başladı..

8. Samsun Yöresel Ot Yemekleri Festivali başladı. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Samsun’un doğal zenginliğinin bir göstergesi olan bitki çeşitliliğini, yabani yenilebilir otlarını ve bu otlarla yapılan yöresel yemeklerin tanıtımının yapılması amacıyla düzenlenen “8. Samsun Yöresel Ot Yemekleri Festivali” festival kortejiyle başladı.

Festivale katılan aşçılar, davetliler ve vatandaşlar, Türkiş’ten Çobanlı İskelesi’ne kadar yürüdü. Aşçılar ve katılımcılar, dün Bafra’da toplanan otlardan yaptıkları çeşitli yiyecekleri ziyaretçilere ikram ettiler.

Turizm şehri olan Samsun’u daha ileriye götürmek için mücadele ediyoruz

Programda festival hakkında bilgi veren Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Cihan Güller, “Turizm kenti Samsun’da, bu güzel Samsun gününde sekizincisini düzenlemiş olduğumuz Ot Yemekleri Festivali’nin devamından mutluluk duyuyoruz.

Turizm şehri olan Samsun’u daha ileriye götürmek için mücadele ediyoruz. Vatandaşımızın desteği çok büyük. Güzel, olumlu geri dönüşlerimiz var. Ot yemekleri yönünden Samsun, gastronomi açısından geniş bir paydaya sahip.

Bunu da zaten stantları gezdiğinde vatandaşlarımız çok net bir şekilde görebiliyorlar. Bu değerleri vatandaşımızla buluşturmak, Samsunluyla buluşturmak, Türkiye’yle buluşturmak, dünyayla buluşturmak bizim en önemli, en öncelikli hedeflerimiz içerisinde. Stantlarımızın tamamında ot formatlı yemeklerimiz mevcut. Isırganlı dondurmamız var.

Pide çeşitlerimizin farklı farklı otlarda versiyonları var. Bütün stantlarda yemeğin her türlüsünü, her çeşidini otlu vaziyette görebileceğiz” dedi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Demirtaş ise, “Son dönemin trendi gastronomi turizmi. Samsun bu alanda hak ettiği yerini almaya yavaş yavaş başladı.

Samsun ağır ve sağlam adımlarla gider. Bu etkinliğin gastronomi turizminden bir farkı daha var. Bir manada doğadan doğal ve sağlıklı beslenmeye içeriyor. Dün Bafra Sürmeli köyünde ürün toplamayla başladı. Bu çok anlamlıydı. Çünkü bizim Sürmeli Köyü’yle ilgili çok büyük hedeflerimiz var.

Birleşmiş Milletler Turizm Başlığı adı altında ‘dünyanın en iyi turizm köyü’ yapmak gibi bir iddiamız var. Bir manada Samsun’u yine yaşayan şehirler kategorisinde en önemli gastronomi şehri yapmak gibi bir planımız var” diye konuştu.

Isırganlı dondurma dikkat çekti

Festivalde en çok dikkat çeken yiyeceklerden biri de ısırganlı dondurma oldu. Festivale özel olarak ilk kez ısırganlı dondurma yaptıklarına dikkat çeken Orhan Aydoğan da, “Isırganlı dondurmayı, bu ot festivaline özel yaptık. Birkaç tane ot denedik.

Ama en lezzetli ve en sağlıklı olan ısırganı tercih ettik. Çünkü hem de Samsun’da ısırgan otlu yemekleri gayet revaçta. Bilinen bir ot olduğu için onu seçtik. Bir de o ısırganın yakıcı özelliği olduğu için herkeste kötü bir anısı var. Biz de onu böyle dondurmayla birleştirerek o kötü anıyı yıkalım dedik ve tatlı bir tebessüm bırakalım dedik” şeklinde konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Samsun Valiliği, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA), Anadoludakiler, Samsun Turizmciler Derneği, Karadeniz Aşçılar ve Turizm Birliği ve Türkiye Aşçılar Federasyonu iş birliğiyle gerçekleştirilen festival, 1 Haziran’da sona erecek.

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)
Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı

Isparta sokakları gül sularıyla yıkandı, Uluslararası Gül Festivali görsel şölene dönüştü

Isparta’da düzenlenen “Uluslararası Gül Festivali“, 30’a yakın ülkenin katılımıyla kortej yürüyüşüyle başladı. Gül yaprakları ve gül sularının eşlik ettiği yürüyüşte şehir adeta renk cümbüşüne döndü.

Isparta Valiliği ve Isparta Belediyesi iş birliğiyle bu yıl düzenlenen Uluslararası Gül Festivali kortej yürüyüşüyle başladı. Festival kapsamında gerçekleştirilen korteje Isparta Valisi Abdullah Erin, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, dernekler, kulüpler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Festivalin açılış korteji, Isparta Belediyesi önünden başlayarak Valilik önüne kadar devam etti. Yürüyüşte mehteran takımı, çeşitli okullar, engelli dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra Gaziantep, Moskova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Bulgaristan’dan gelen uluslararası öğrenci toplulukları da yer aldı. Kortej boyunca protokol üyeleri vatandaşları selamladı. Kutlamalar sırasında otobüslerin üzerinden izleyen vatandaşların üzerine gül yaprakları ve gül suları serpildi. Festival coşkusu Isparta sokaklarını renklendirdi.

“Amacımız Isparta’nın bilinirliğini artırmak ve dünya çapında tanınır hale gelmek”

Kortej yürüyüşü sonrasında konuşan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, festivale katılan herkese teşekkür ederek, etkinliğin şehre olan katkılarına dikkat çekti. Başdeğirmen, “Bu yıl festivalimiz her zamankinden daha güzel, daha coşkulu geçti. Isparta’dan ve yurt dışından gelen misafirlerimize teşekkür ediyorum. Festivalimizi üç gün boyunca eski otogar alanında sürdüreceğiz. Amacımız Isparta’nın bilinirliğini artırmak ve şehrimizi dünya çapında tanınır hale getirmektir” dedi.

“Bugün sadece bir gül hasadını değil, aynı zamanda bir kültürü, bir medeniyeti ve emeği kutluyoruz”

Başkan Başdeğirmen, Isparta’nın dünyada gül ile anılan bir şehir olduğunu belirterek, “Dünyada en çok gül, Isparta’da üretiliyor. Bugün sadece bir gül hasadını değil, aynı zamanda bir kültürü, bir medeniyeti ve emeği kutluyoruz. Kortejimizde 30’a yakın ülkenin bayraklarını, 10’a yakın ülkenin ise kültürel gösterilerini izleme fırsatı bulduk. Bu tür etkinlikler kültürel etkileşimi artırıyor” ifadelerini kullandı.

Festival, 1 Haziran’a kadar çeşitli konserler, gösteriler ve etkinliklerle devam edecek.

 

 

 

 

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

Kurban kesiminde nelere dikkat edilmeli?

Kurban kesimi sırasında hayvanın kanının doğru şekilde akıtılması önemli.. Aksi halde kurban eti hızla bozulabilir..

Kurban Bayramı’na günler kala Dr. Öğr. Üyesi Kübra Sağlam, gıda güvenliği konusunda bazı uyarılarda bulundu. Kurban kesimi sırasında hayvanın kanının doğru şekilde akıtılmasının önemine dikkat çeken Sağlam, aksi takdirde etin hızla bozulabileceğini belirtti.

Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte uzmanlar, kurban ibadetini yerine getirecek olanlara et tüketimi ve etlerin saklanma şartlarıyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Gıda Yüksek Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Kübra Sağlam, kurban kesimi sırasında yaşanan kazaların önüne geçilmesi için de bazı noktalara dikkat çekti. Hayvanların kesimhaneye gönderilmesi önerisinde bulunan Sağlam, kurbanını kendisi kesecek olanlara ise şu uyarılarda bulundu:

“İş sağlığı ve güvenliği kurallarına dikkat etmek gerekiyor. Hayvanın sakin olması çok önemli. Hayvan stres altındayken çok fazla hareket ettiği için yaralanmalar özellikle bu durumlarda gerçekleşebiliyor. Hayvan kesimi için kullanılacak bıçaklar, ı. Mümkünse birkaç kişinin tutarak kurban kesimini yapması, hayvanın boynunun toprağa doğru döndürülmesi ve kanın tamamen akıtılması gerekiyor.

Kontrolsüz kesmek, acele etmek ve hayvanın stres altında olması yaralanmalara neden oluyor. Hem hayvanın hem kesecek olan kişinin sakin olması, mümkünse tecrübesinin olması önemli.”

“Direkt dondurucuya atıldığında ölüm sertliği kalıyor”

Etin kolay bozulabilen bir gıda olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Sağlam, bu nedenle etin dışarıda ya da oda sıcaklığında bekletilmemesi gerektiğini söyledi. Ölüm sertliği denilen rigor mortis olayının önüne geçmek için nelere dikkat edileceğini anlatan Sağlam, “Hayvan kesildikten sonra kas kasılması gerçekleşir. Dolayısıyla ilk gün et tüketildiğinde lastik gibi bir yapı ortaya çıkar. O kasılmanın gevşetilmesi gerekiyor. Hayvanı ölüm sertliğinden kurtarabilmek için hayvanın etinin 18 ila 24 saat arasında, +4 derece ile 10 derece arası soğukta dinlendirilmesi gerekiyor. Direkt eksi 18 dereceye atıldığı takdirde bu kasılma maalesef gevşemiyor. Gıda güvenliği açısından değerlendirecek olursak, bu bekletme en fazla 24 saat içerisinde tamamlanmalı. Çünkü 24 saati geçirdiğimiz takdirde ette mikrobiyal bozulmalar başlıyor. Yüzde 70’i sudan oluşan et bozulmaya çok müsait gıdalardan bir tanesi” dedi.

“Çözülen et tekrar dondurulduğunda mikrobiyal yük iki katına çıkıyor”

Etin porsiyonlara ayrılmasının gıda güvenliği açısından önemli bir unsur olduğunu ifade eden Sağlam, “Et kesinlikle porsiyonlanmalı. Et çok büyük parçalar halinde derin dondurucuya atıldığı takdirde, yemek yapmak için çıkarıldığında ve o parça kullanılmadığında buzluğa geri atılabiliyor. Bu durumda gıda güvenliğini riske atmış oluyoruz. Çünkü et çözülürken mikrobiyal yükü artar ve biz artmış haldeyken onu pişirdiğimizde mikrobiyal değerini düşürürüz. Ama tekrardan derin dondurucuya attığımız takdirde geri çözülmede mikrobiyal yük ortalama 2 katına kadar çıkabiliyor. Onun için tekrar çözündürme olmaması için mutlaka tüketilebilecek kadar porsiyonlara ayırmak ve eksi 18 derecede saklamak gerekiyor” diye konuştu.

Hayvanının kanını akıtırken dikkat

Hayvanın kanının doğru şekilde akıtılmasının etin hijyeni açısından da büyük önem taşıdığını belirten Sağlam, “Su aktivitesi de yüksek bir madde olduğu için kan akıtılmadığı takdirde etin mikrobiyal yükü çok fazla oluyor. Çok fazla mikroorganizma barındırıyor ve bu durum etin daha hızlı bozulmasına sebep oluyor. Dolayısıyla kanın akıtılması, kas kütlesinin rigor mortisinin geçirilmesi, etin gevşetilmesi ve porsiyonlara ayrılarak eksi 18 dereceye atılması gerekmekte” diyerek sözlerini tamamladı.

 

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)
Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı

Gastronomi şöleninde Düzce’nin lezzetleri sergilendi

Düzce Belediyesi Erguvan Tesisleri’nde düzenlenen ve adeta gastronomi şölenine dönüşen etkinlikte, Türk mutfağının klasik lezzetlerinden coğrafi işaretli ürünlere kadar birçok tat sergilendi.


Türk mutfağının geleneksel sağlıklı yönlerine dikkat çekilerek bu kültürel mirasın yurtiçinde ve yurtdışında tanıtılması amacıyla her yıl 21-27 Mayıs tarihleri arasında kutlanan “Türk Mutfağı Haftası” kapsamında Düzce’de de etkinlikler düzenlendi. Valilik, Düzce Belediyesi ve Kültür ve Turizm Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen program, Düzce Belediyesi Erguvan Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe Vali Selçuk Aslan, Düzce Belediye Başkan Yardımcısı Ayşe Kılıç, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Vali Aslan, Türk mutfağının dünya gastronomisi içindeki seçkin konumuna dikkat çekerek, “Tarihle yaşıt olan aziz milletimizin yıllar içerisinde edindiği tecrübenin her biri damak tatlarımıza da yansımış. Türk mutfağının dünya mutfakları içerisinde mümtaz bir yere sahip olduğunu biliyoruz. Cumhurbaşkanımızın çok muhterem eşleri Emine Erdoğan hanımefendinin himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından 21-27 Mayıs tarihleri arasını her yıl Türk Mutfağı Haftası olarak kutluyoruz. Mutfağımıza sahip çıkmak, lezzetlerimizi tüm dünyaya tanıta bilmek açısından gerek illerimizde gerekse dünyadaki tüm temsilciliklerimizde Türk mutfağının lezzetleri gerek yerli gerek yabancı turistlere tanıtmak açısından organizasyonlar yapıyoruz. Biz de Düzce olarak bu güzel coğrafyada, üç kıtanın lezzetlerini Düzce’de birleştirmiş bir vilayetiz. Türk mutfağı haftamız kutlu olsun” dedi.

Program kapsamında kutlama pastası kesildi, halk oyunları gösterileri sahnelendi. Türk mutfağının klasik tatları, coğrafi işaretli ve yöresel ürünlerin yer aldığı stantlar büyük ilgi gördü. Katılımcılar, geleneksel lezzetlerle buluşmanın keyfini yaşarken, Türk mutfağının zenginliğini bir kez daha hatırlama fırsatı buldu.

 

 

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)

Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı 

Emine Erdoğan, Nevşehir’de Türk Mutfağı Haftası kapsamında yoğurt mayaladı

Yüsra Gündoğdu
IstanbulYerelHaberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türk Mutfağı Haftası kapsamında geldiği Nevşehir’de yoğurt mayaladı. . Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türk Mutfağı Haftası kapsamında geldiği Nevşehir’de yoğurt mayaladı. Emine Erdoğan, Türk Mutfağı Haftası kapsamında “Anadoludakiler Kapadokya Pazarı”nın açılış programı için geldiği Nevşehir’de Güray Müzesi’ni ziyaret etti.

Burada yazar Süleyman Dilsiz ile Kapadokya’ya özgü çömleğe yoğurt mayalayan Emine Erdoğan, aynı yöntemle daha önce mayalanan yoğurdun da tadına baktı. Yoğurdun mayalanma sürecine ilişkin Dilsiz’den bilgi alan Emine Erdoğan, yoğurdun tadını beğendiğini ifade etti.

Emine Erdoğan, yazar Dilsiz’in Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde yayınlanan “Yoğurt Uygarlığı” kitabının tanıtımına da katıldı. Emine Erdoğan’a, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Nevşehir Valisi Ali Fidan eşlik etti.

Emine Erdoğan, daha sonra Türk Mutfağı Haftası kapsamında Nevşehir’e davet edilen konuklarla akşam yemeğinde bir araya geldi.

Kültürümüzün taşıyıcısı yoğurt

“Kültürümüzün taşıyıcısı yoğurdu korumak için gayret eden herkesi tebrik ediyorum”
Emine Erdoğan, programa ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:

“Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri kapsamında bulunduğumuz Kapadokya’da bir mutlu haberi daha paylaşmanın sevincini yaşıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığımız himayelerinde hazırlanan ’Yoğurt Uygarlığı’ kitabının hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Yoğurdun kültürel mirasımızdaki yeri

Yoğurdun kültürel mirasımızdaki yerini belgelerle ortaya koyan bu kapsamlı çalışmanın, gastrodiplomasi vizyonumuza önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu önemli eserle birlikte toprağımızın mayası, kültürümüzün taşıyıcısı olan yoğurdu korumak için gayret eden herkesi gönülden tebrik ediyorum. Geçmişten bugüne taşıdığı kadim değeri temsilen mayaladığımız yoğurdun da bereketle taşmasını ve sofralara şifa olarak ulaşmasını diliyorum. Katılımlarıyla bu anlamlı akşamı taçlandıran tüm kıymetli konuklara teşekkür ediyorum.”

Özgün İçerik:  İstanbul Yerel Haberler (İY)
Kaynak: İHA-İhlas Haber Ajansı