Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Trump ve Netanyahu’ nun”Maksimalist” Ajandaları

Netanyahu’nun, ABD askeri gücünü İran rejimine karşı mobilize etmek için

Netanyahu’nun, ABD askeri gücünü İran rejimine karşı mobilize etmek için “Epstein’dosyaları”nı bir kaldıraç olarak kullandığı ileri sürülüyor.

*Murat Yeşil
IstanbulYerelHaberler

Haber Özeti / News Summary

Trump ve Netanyahu’ nun”**Maksimalist” Ajandaları. Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri müdahale kararı alması için Netanyahu’nun, Epstein’dosyalarını bir şantaj unsuru olarak kullandığı söylentileri dile getiriliyor. Açık kaynaklarda, Netanyahu’nun, ABD askeri gücünü İran rejimine karşı mobilize etmeyi başarmak için “Epstein’dosyaları”nı bir kaldıraç olarak kullandığı ileri sürülüyor. Analistler, Netanyahu’nun bu savaşı hem İsrail içindeki siyasi sıkışmışlığını aşmak hem de 7 Ekim sonrasındaki güvenlik zafiyeti eleştirilerini unutturmak için bir “kaçış yolu” olarak kullandığını belirtmektedir. Trump’ın da İsrail’e sürekli destek verilmesini isteyen “Avenjelik seçmenlerin ve yahudi lobisinin desteğini kaybetmemek ve Netanyahu’nun “Epstein’dosyaları” baskısından kurtulmak amacıyla İran’a karşı bu savaşı başlattığını ifade ediyorlar.

Amerikan Kamuoyunda “Bitmeyen Savaşlar” Yorgunluğu

Trump yönetimi askeri operasyonları “ulusal güvenlik” ve “nükleer tehdit” gerekçeleriyle savunsa da, ABD içindeki toplumsal tepki giderek büyümektedir. Mart 2026 verileri, Amerikan kamuoyunun bu müdahaleye karşı olanların sayısı tarihin en yüksek muhalefet oranlarından birine ulaştığını göstermektedir:

– Kamuoyu Araştırmaları Ne Diyor?

Güncel anketler (PBS News/NPR/Marist), Amerikalıların %56’sının İran’a yönelik askeri harekata karşı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu oran, operasyonun ilk haftasında desteğin hızla eridiğini göstermektedir.

– İran’a Yapılan Askeri Müdahaleye Karşı Olanların Nedenleri:

Petrol Fiyatlarındaki Patlama Grafiği (100 doları aşan petrol fiyatlarının dramatik yükselişi)
Petrol Fiyatlarındaki Patlama Grafiği
(100 doları aşan petrol fiyatlarının dramatik yükselişi)
  • Ekonomik Kaygılar: Petrol fiyatlarının 20 ayın zirvesine çıkması ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri, Amerikalı seçmenin cüzdanını doğrudan etkilemiştir. “Enerji şoku” korkusu, savaşın meşruiyetini gölgelemektedir.
  • Anayasal Yetki Krizi: Kamuoyunun büyük bir bölümü (%60), Trump’ın Kongre onayı almadan böyle bir savaşa girmesini anayasaya aykırı bulmaktadır. Temsilciler Meclisi’nde “savaş yetkileri” tasarısının reddedilmesi, siyasi bölünmeyi sokağa da taşımıştır.
  • “Önce Amerika” Vaadiyle Çelişki: Trump’ın seçim kampanyasındaki “bitmeyen savaşları bitirme” sözü ile İran’da yeni bir cephe açması, kendi seçmen tabanında bile (Cumhuriyetçilerin yaklaşık %25-30’u) kafa karışıklığına ve tepkiye yol açmıştır.

Epstein Dosyalarıyla Şantaj İddiaları

Son dönemde açık kaynaklarda ve uluslararası medyada (örneğin Middle East Monitor, Şubat 2026) en çok tartışılan konulardan biri, Jeffrey Epstein’in elindeki arşivlerin bir “geopolitik kaldıraç” olarak kullanıldığı iddiasıdır.

1: Netanyahu’nun “Dosya” Gücü:

Trump ve Netanyahu' nun"Maksimalist" Ajandaları

Trump ve Netanyahu’ nun”Maksimalist” Ajandaları

İddialara göre, Mossad ile bağlantılı olduğu sıkça öne sürülen Epstein’in topladığı hassas belgeler, bugün İsrail yönetimi tarafından bir şantaj unsuru olarak kullanılıyor olabilir. Donald Trump’ın geçmişte Epstein ile olan tanışıklığı, bu belgelerin içinde Trump’ı köşeye sıkıştıracak “itibar sarsıcı bilgiler” bulunduğu söylentileri giderek yayılıyor.

2. “İsrail’in Güvenliği” mi, “Koltuk Güvenliği” mi?

Trump’ın her fırsatta dile getirdiği “İsrail’in güvenliği” retoriği, siyasi kulislerde şu şekilde okunuyor:

  • Evanjelik seçmen tabanını konsolide etmek,
  • Netanyahu’nun “dosya baskısı”ndan kurtulmak,
  • İç siyasetteki güçlü olan Yahudi lobisini desteğini kaybetmemek.

3.Trump’ın “İran Tehdidi” Söyleminin Küresel Karşılığı

ABD ve İsrail’in İran’ı “dünyanın en büyük terör sponsoru” ve “varoluşsal tehdit” olarak tanımlaması, dünya kamuoyunda 2003 Irak Savaşı öncesindeki “kitle imha silahları” yalanına benzer bir şüpheyle karşılanıyor.

  • Mart 2026 anketleri, küresel kamuoyunun büyük bir kısmının İran’ın nükleer programından endişe duysa da, askeri müdahaleyi “meşru” görmediğini gösteriyor.
  • Özellikle Avrupa ve Küresel Güney, Trump’ın bu söylemini, ABD hegemonyasını sürdürme ve İsrail’in bölgesel genişleme stratejisinin bir kılıfı olarak görüyor.

4. Bir Sonraki Hedef Türkiye mi?

Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in Şubat 2026’da Türkiye’yi “yeni İran” olarak nitelemesi ve Ankara’yı stratejik bir tehdit olarak tanımlaması, yeni bir şey değil. Her zaman tekrarlanan ancak dünya kamuoyunda alıcısı olmayan bir söylem..

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünkü konuşmasında bu konuya noktayı koydu:
– Hodri Meydan!  “Türkiye’ye eli uzananın eli, dili uzananın dili yanar. Topraklarımıza göz diken ve dahi heyecan arayan olursa ona da hodri meydan demekten çekinmeyiz!” 

HABERİ OKU  Trump'ın Çağrısı Netanyahu’yu Şaşkına Çevirdi

Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’e bir tepki de ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Anna Paulina Luna’dan geldi: “Türkiye yeni İran değildir”.

  • Büyük İsrail Hayali: Bu açıklamalar, İsrail’in asıl hedefinin sadece İran’ı zayıflatmak değil, “Vaat Edilmiş Topraklar” veya “Büyük İsrail” (Arz-ı Mev’ud) ideali önündeki tüm bölgesel güçleri (Türkiye dahil) saf dışı bırakmak olduğu şeklinde yorumlanıyor. Türkiye’nin bölgesel bir oyun kurucu olması, İsrail’in genişlemeci politikaları için İran’dan sonraki en büyük engel olarak görülüyor.

Yeni Bir Ortadoğu Dizaynı Planlanıyor

2026 yılı, Orta Doğu jeopolitiğinde “statükonun ölümü” olarak tarihe geçmeye aday. Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki ikinci döneminde vites yükseltmesi ve Binyamin Netanyahu hükümetinin bölgesel güvenlik doktrini, “Maksimalist Ajanda” adı verilen yeni bir stratejik safhayı başlattı. Bu analiz, bölgenin sadece sınırlarını değil, diplomatik ruhunu da değiştirmeyi hedefleyen bu yeni dizaynın şifrelerini çözüyor.

Maksimalist Doktrin: Uzlaşı Değil, Mutlak Kazanım

Geleneksel diplomasi, tarafların orta noktada buluştuğu bir “al-ver” sürecidir. Ancak Trump-Netanyahu hattında izlenen “Maksimalist” yaklaşım, masaya uzlaşı için değil, stratejik hedeflerin tamamını (maksimum düzeyde) gerçekleştirmek için oturuyor. Bu doktrinin üç temel sütunu bulunuyor:

İran’ın Tam İzolasyonu:

Nükleer anlaşma tartışmalarının yerini, İran’ın bölgesel ve ekonomik olarak tamamen kuşatıldığı bir “Maksimum Baskı 2.0” süreci aldı. Hedef, Tahran’ın bölgedeki vekil güçlerini lojistik ve finansal olarak felç etmek.

İbrahim Anlaşmaları’nın Genişlemesi:

Siyasi tanınmadan ziyade, yüksek teknoloji, savunma sanayii ve enerji ortaklığına dayalı yeni bir Arap-İsrail bloku inşa ediliyor. Bu blok, bölgeyi Batı eksenine daha sıkı bağlamayı amaçlıyor.

Güvenlik Koridorları ve Egemenlik:

İki devletli çözüm rafa kalkarken, İsrail’in güvenlik denetiminin Ürdün sınırına kadar uzandığı, Batı Şeria ve Gazze üzerinde yeni bir yerleşim ve denetim modeli uygulanıyor.

Ekonomik Arka Plan: IMEC ve Yeni İpek Yolu

Bu dizayn sadece tanklarla değil, ticaret rotalarıyla tahkim ediliyor. Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC), Çin’in bölgedeki “Kuşak ve Yol” etkisini kırmak için Trump yönetiminin en büyük jeo-ekonomik kozu. Hayfa Limanı’nın bu rotadaki merkezi rolü, İsrail’i bölgenin vazgeçilmez ekonomik kapısı haline getirerek siyasi meşruiyeti ekonomik zorunlulukla birleştiriyor.

Sonuç:

Yeni Orta Doğu dizaynı, “ekonomik refah” vaadiyle güvenlik kaygılarını bastırmayı hedefleyen riskli bir kumar. Eğer başarılı olursa bölge devasa bir ticaret sahasına dönüşecek; ancak dışlanan aktörlerin (İran, Rusya ve müttefikleri) ortaya koyacağı asimetrik tepkiler, bu “Maksimalist” ajandanın en büyük sınavı olacak.

Author: *Murat Yeşil, Ph.D.
Professor of Journalism & Media Studies
Managing Editor
IstanbulYerelHaberler

Kaynakça:

Not:

**Maksimalist Ajanda Nedir?

Diplomaside “maksimalist” yaklaşım, taraflardan birinin uzlaşma yerine kendi stratejik hedeflerinin tamamını (en üst sınırda) gerçekleştirmeyi dayatmasıdır.